
Bir Sözcük
İhsan: Bağışlama, bağışta bulunma.
Bağışlanan şey. Lütuf, kerem, iyilik.
“Allah bir de kız çocuk ihsan etseydi,
bu ismi verecektim.”
Refik Halit Karay
Bir Deyim
Köküne kibrit suyu dökmek:
“Yok olsun, kahrolsun” anlamında beddua sözü.
“Zaten erkek değil misiniz? Hepinizin köküne kibrit suyu…”
Burhan Felek
Bir Atasözü
Ağaç ne kadar uzasa göğe ermez:
İnsan ne kadar yükselirse yükselsin bir yerde durur.
Gurbetçi Sözcükler
Karakol: 1. Güvenliği sağlamakla görevli kimselerin bulunduğu yapı. 2. Tarih. Güvenliği sağlamak amacıyla dolaşan polis, jandarma veya asker topluluğu; kol, kulluk, devriye.
Göç ettiği ülkelerden bazıları:
Farsça: karavul, kerävol “keşif kolu, atlı tabur, süvari alayı; bekçi”
Urduca: karaval, karaul, karävali, karoli “koruma; bekçi, öncü atlı asker”
Arapça: kārākarkei “kara kollukçu, emir çavuşu” kärävali “atlı öncü”
Rusça: karaúl “karakol; nöbet yeri”; karaúl’şik “bekçi, nöbetçi”
Ermenice: karakol, garagol “nöbet yeri”
Macarca: karabul “bir at türü”; caragulhane “nöbetçi evi; karakol”
Romence: caraulă, caraúl “nöbetçi; bekçi; nöbetçi asker”
Çekçe: karaul “tahkimli nöbet yeri; nöbetçi”
Bir Kitap
Misalli Büyük Türkçe Sözlük: Yaygın adı “Kubbealtı Lugatı” olan sözlük, basılı nüshasının yanı sıra okurların hizmetine çevrim içi erişim ve mobil uygulama imkânıyla da sunulmaktadır. Yaklaşık 61 bin madde, 35 bin deyim ve 400 yazarın bine yakın eserinden derlenen 100 bin örnek cümleyle Türkçenin en kapsamlı sözlüklerinden biri kabul edilir. Hazırlık çalışmaları 1971’de başlayan eser, 1976’da yazım sürecine girdi ve 34 yıllık yoğun emeğin ardından 2005’te tamamlanarak Türk kültür hayatında önemli bir başvuru kaynağı olarak yerini aldı.
Bu sözlük kelimeleri açıklarken verdiği birbirinden güzel örnek cümlelerle, arada uygulamasını açıp çağırdığımız rastgele sözcükleri okuyarak bilgimizi artırabileceğimiz bir eser aynı zamanda.
Türkçenin Sultanları
Kar Kar
Farı, kalbim, farı da
Kapına yığılacak karları
Kürüyeme!
Ben senin necinim, kalbim
Kulun, kölen, müneccim
İşlerin, açmazlar – –
koş aç, koş aç!
Rafında kapkacak, torbanda un
Al bir lenger kar
Deve hamurunu kendine kendin!
Yokum ben, bıktım, gerçek bıktım
Kapan derdinle içerde
Acılar mı anılar mı kar kar.
Behçet Necatigil
Bir Sözcüğün Yolculuğu
Dürbün: Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet.
Bu sözcük Farsça uzak anlamındaki “dûr” ile yine Farsça gören anlamındaki “bîn” sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur.
Türkçedeki ilk kullanımları daha çok “ileri görüşlü”, “uzağı gören” insanı niteleyen bir sıfat şeklindeyken 17. yüzyıldan sonra Avrupa dillerinde kullanılmaya başlayan “teleskop” sözcüğünün etkisiyle bugünkü anlamını kazanmıştır.
“Teleskop” sözcüğü ise Yunanca “tēle” (uzak) ve “skopein” (gözlemek) unsurlarından türetilmiştir. Çağdaş Türkçede dürbün ve teleskop bazı yönleriyle birbirine benzeyen iki farklı aracın adıdır.
Bunları Karıştırmayın
Tahribat: Yıkıp bozma, harap etme.
“Şiddetin derecesi, sıklığı ve verdiği tahribat, aileden aileye değişebildiği gibi, ailelerin uyum ve değişim dönemlerinde daha çok şiddet görülebilmektedir.”
Farika Teymur Artır
Tahrifat: 1. Bir şeyin aslını bozma, değiştirme. 2. Bir metni değiştirip bozma, üzerinde oynayarak anlamı değiştirme.
“Çünkü Fransızcadan Almancaya, Almancadan Rusçaya tercüme edilirken tahrifat olmuş.”
Asım Us
Her iki sözcük de olumsuz anlam vermekle birlikte, birinci sözcükte daha çok somut bir yıkım ikincide ise soyut bir değişim söz konusudur.

Behcet Necatigil
(1916, İstanbul – 1979, İstanbul)



















