Bir Sözcük
âsûde: Sıkıntı ve üzüntülerden uzak, dağdağasız, gailesiz, rahat, huzurlu. Sakin, sessiz.
"İnsanları şen, bacaları âsûde tüterNe güzel bir dünyam vardır."
Cahit Sıtkı Tarancı
Bir Atasözü
Sana taşla...
Bir Sözcük
Müdavim: Bir yere sürekli olarak giden (kimse), gedikli."O dikkate değer salonun yegâne çocuk müdâvimi ben olmuştum."Halide Edip Adıvar
Bir Atasözü
Baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir:...
Bir Sözcük
Rahle: Kitap okumak veya yazı yazmak üzere önüne oturulan, açılır kapanır alçak tahta masa.
"Küçük küçük rahleler önünde benim kadar on beş yirmi çocuk...
Bir Sözcük
Gümrah: Farsça "güm" (kaybolmak) ve "râh" (yol) sözcüklerinden türemiş. İlk anlamı "yolunu yitirmiş" demek, dolayısıyla sözcük "doğru yoldan çıkmış, dalalete düşmüş, azmış" gibi...
Bir Sözcük
Kekre: Tadı dili buracak şekilde hafif acımsı ve ekşimsi olan, acımtırak.
Yabancı diyarlardan sökülüp getirilmiş ağaçların kekre meyvelerini yemekten bünye ihtilâline uğradıysa kabahat kimindir? (Sâmiha...
Bir Sözcük
Sırça: Cam, camdan yapılmış nesne. "Cehennem üzerine gerilmiş ince bir sırçada yürüyen adamın korkusu var içimde." (Safiye Erol)
Bir de mecaz anlamıyla sırça köşk...
Bir gün Kureyş kabilesinden bir genç Peygamber Efendimizin yanına geldi. Söyleyeceği şeyin huzurda bulunanları öfkelendireceğini tahmin edebiliyordu. Yine de...
Öğretmenin hâli üçtür:Katı. Sıvı. Gaz. Bunu hiçbir fen bilgisi kitabı yazmaz.
Katı öğretmenin şekli bellidir. Kabına göre değişmez.Sınıfa girmez; sınıf...
Sevgili Papağan, sosyal medyada bazen kendi sözümüzü söylemekten çok başkasının sözünü, görüntüsünü, kusurunu taşıyoruz.
Bir yorum yazıyorsun. Sonra bir başkası...