
Dr. Deva |
Cevap:
Sevgili Utangaç; öncelikle, böylesine mahrem ve derin bir konuyu benimle paylaştığınız için size teşekkür ederim. Çoğu zaman, biz doktorlar bile bu konularda açıklama yapmakta zorlanıyoruz. Ama bu da hayatın bir yönü… Değerlendirilmeli, konuşulmalı ama asla halının altına süpürülmemeli.
İnsan kalbinin taşıdığı her duygu değerlidir ve anlaşılmayı hak eder. Önemli olan, insanın kendini doğru biçimde ifade edebilmesidir. Saygı ve edep sınırları içinde her şey konuşulmalı ve varsa rahatsızlığın tedavisi hiç vakit kaybetmeden yapılmalıdır. Bizler genellikle üç branşla ilgili hastalıklarda doktora gitmekten de konuşmaktan da çekiniriz: Psikiyatri, üroloji ve jinekoloji. Oysa bütün organlarımız hastalanabilir. Hastalanan organ ve sistemlerin tedavisi de ilgili branşın uzmanı tarafından yapılır.
Çocuk sahibi olma arzunuz ve eşinizle aranızdaki sevgi, ilişkinizin kıymetli temellerinden biridir. Ancak duygularınızı ve ihtiyaçlarınızı dile getirememenin doğurduğu sessizlik, zamanla ilişkide kalın duvarlar örmeye başlayabilir. İyi haber şu ki, siz bu sessizliğin farkına varmış ve çözüm arayışına yönelmişsiniz. Bu, atılacak en önemli adımlardan biridir.
Cinsel isteksizlik, düşündüğünüzden çok daha yaygın bir durumdur ve çoğunlukla duygusal, psikolojik ya da hormonal nedenlere dayanır. Bu meselede utanılacak hiçbir şey yoktur. Nasıl ki herhangi bir sağlık sorunu için doktora başvuruyorsak, bu konuda da çözüm aramak son derece doğaldır. İlk adım olarak, bir ürolog ve cinsel terapi uzmanıyla görüşmenizi öneririm. Bu uzmanlar sizi yargılamadan dinleyecek ve ihtiyaç duyduğunuz desteği sağlayacaklardır. Bazen küçük bir tıbbi müdahale, bazen de birkaç destekleyici terapi seansı hayatınızda büyük bir rahatlama meydana getirebilir.
Ayrıca kendinize şunu hatırlatın: Duygularınızı bastırmak sizi korumaz; aksine, sizi içten içe tüketir. Bu yüzden duygularınızı ifade etmekten korkmayın. Eşinizle bu konuyu sakince, birbirinizi yargılamadan ve kendinizi suçlamadan paylaşabilirsiniz. “Birlikte aşabileceğimiz yollar arıyorum.” tarzı bir yaklaşım, hem sizi hem de eşinizi birbirinize daha da yakınlaştırabilir. Zira eş demek, kendisinde sükûnet bulacağınız insan demektir. Eşinizde sükûn bulma arzunuz, belki de tedavinizin ilk aşamasıdır. Kur’an da tam olarak bunu fısıldar bizlere: “O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerinden biri de: Kendilerinde sükûn bulmanız için, size içinizden eşler yaratması, birbirinize karşı sevgi ve merhamet var etmesidir. Elbette bunda, düşünen kimseler için ibretler vardır.” (Rûm suresi, 30/21). Bu ayette, sırasıyla, dikkat çeken üç kelime yer alır: Sükûn, sevgi ve merhamet. Eşlerin birbirinde sükûn bulması, sevginin de sebebidir. Bu sıralama bize gösterir ki sevgi ve merhametin varlığı, sükûnetin sağlanmasına bağlıdır. Fiziksel ve ruhsal huzur arttıkça, sevgi ve rahmet de derinleşir.
Son olarak: Kendinize şefkat gösterin. Hiçbirimiz kusursuz değiliz. İnsan olmak; zaman zaman zorlanmak, utanmak ama yine de cesaret gösterip yola devam etmektir. Bu yolculukta işinizin kolaylaşmasını dilerim.
Selametle, sükûnetle kalınız…


















