
Vücudunuzun en büyük organı hangisidir diye sorsam, aklınıza büyük ihtimalle akciğer ya da karaciğer gelir. Oysa cevap çok daha yakınınızda: deri. Bir yetişkinde yaklaşık iki metrekarelik alana yayılan ve deri altı dokusuyla birlikte on kiloya kadar ulaşabilen derimiz, aynı zamanda vücudumuzun en önemli vitaminlerinden birini üretir: D vitamini.
Güneş Ve Derimiz Arasındaki Bağ
Güneş ışığında gözle görülemeyen ultraviyole ışınları bulunur. Bunlar A, B ve C olmak üzere üç gruba ayrılır ve her birinin deriye etkisi farklıdır.
Ultraviyole-A ışınları, yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının yüzde 95’ini oluşturur. Hava bulutlu da olsa, güneşli de olsa yıl boyunca aynı yoğunlukta gelir ve derinin alt tabakalarına kadar işler. Esmerleşmeden sorumlu olan bu ışın, camdan geçer; ancak D vitamini üretimine katkısı yoktur.
Ultraviyole-B ışınları ise D vitamini üretiminin asıl tetikleyicisidir. Camdan geçmez, doğrudan cilt teması gerektirir. Güneş yanıklarından sorumlu olan bu ışın, aynı zamanda kemik gelişimi için hayati öneme sahip D vitamininin de kaynağıdır.
Ultraviyole-C ışınları ise atmosferde ozonla etkileşime girer ve yeryüzüne ulaşmaz.
Neden Bu Kadar Önemli?
D vitamini cildi koruyan, iltihabı yatıştıran ve hücre döngüsünü düzenleyen bir vitamindir. Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu D vitamininin yüzde 90’ı güneş ışığı aracılığıyla üretilir; yalnızca yüzde 10’u besinlerden, özellikle de yağlı balıklardan karşılanır.
D vitamini eksikliği yaşandığında bağışıklık sistemi zayıflar, iltihaba yatkınlık artar. Ciltte kurumalar başlar; bu da sivilce ve egzama için zemin hazırlar. İyi haber şu: Vücut ürettiği D vitaminini depolar. Yaz aylarında yeterince güneş alan biri, kış aylarında bu depodan yararlanabilir.
Uzun Saatlere Gerek Yok
Peki ne kadar güneşlenmek gerekir? Uzmanlar günde 10-15 dakikanın D vitamini sentezi için yeterli olduğunu söylüyor. Üstelik tüm vücudu güneşe vermek şart değil; yüz ve ellerin gün ışığına maruz kalması da yeterli. Kışın bile bu kural geçerli. Güneş ışınları cam ve plastikten geçmez. Yani arabanızda ya da evinizin içinde güneş alsanız bile D vitamini üretilemez. Bunun için doğrudan gün ışığına çıkmak şart. Ancak şunu unutmamak gerekir: Öğlen saatlerinde güneş ışınları daha dik geldiğinden cilt üzerindeki etkisi daha güçlüdür. Bu saatlerde uzun süre güneşe maruz kalmak, kısa vadede güneş yanığına, uzun vadede ise cilt kanseri ve erken yaşlanmaya yol açabilir. Bronzlaşma da aslında cildin kendini koruma çabasıdır; deri, melanin üretimini artırarak güneşe karşı bir kalkan oluşturur.
Dr. Deva’nın Reçetesi
- 1. D vitamini sentezi için güneş ışığının cildinize doğrudan temas etmesi gerektiğini unutmayın.
- 2. Güneş ışınlarının en dik geldiği öğle saatlerinde uzun süre dışarıda kalmaktan kaçının.
- 3. D vitamini üretimi için tüm vücudun güneşlenmesine gerek yoktur; yüz ve ellerin gün ışığı görmesi bile süreci başlatır.
- 4. Yaz aylarında güvenli şekilde güneşlenerek vücudunuzun D vitamini depolarını doldurun; bu depolar sizi güneşin az olduğu kış aylarında koruyacaktır.
- 5. D vitamini ihtiyacınızın %10’unu karşılayan yağlı balıklar gibi besinleri diyetinize ekleyerek sentezi destekleyin.
Kes & Sakla
(Buzdolabına asın, ailece güneşin tadını çıkarın.)
Pazartesi: İşe ya da okula giderken 15 dakika boyunca ellerinizi ve yüzünüzü doğrudan güneşle buluşturun.
Salı: Balkona veya bahçeye çıkın. D vitamininin camdan geçmediğini hatırlayarak açık havada vakit geçirin.
Çarşamba: Akşam yemeği menüsüne D vitamini desteği için balık ekleyin.
Perşembe: Cildinizi nemlendirmeyi ihmal etmeyin.
Cuma: Açık havada kısa bir yürüyüş yaparak “doğal vitamin” saati yapın.
Cumartesi: Güneşin dik gelmediği saatlerde ailece açık hava aktiviteleri planlayın.
Pazar: Vücudunuzdaki benleri ailece kontrol edin, şüpheli durumlarda uzman görüşü alın.


















