
Kur’an-ı Kerim’de Hz. Sâre’nin ismi açıkça zikredilmez; ancak onun hayatından çok özel bir sahneye, yıllarca süren bekleyişin ardından gelen müjdeye yer verilir. Melekler Hz. İbrahim’e bir evlat müjdesi verdiğinde Hz. Sâre hayretini gizleyemez: “Aman Allah’ım! Ben yaşlı bir kadın, kocam da ihtiyar bir adam iken çocuk mu doğuracağım? Doğrusu bu gerçekten şaşılacak bir şey!” dedi. (Hûd suresi, 11/72)
Meleklerin cevabı ise yıllar süren bekleyişine verilen ilahi bir karşılık gibidir: “Allah’ın emrine şaşıyor musun? Ey ev halkı! Allah’ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. Şüphesiz ki O, övülmeye layıktır, iyiliği boldur.” (Hûd suresi, 11/73)
Hz. Sâre’nin hayatı, uzun süren bekleyişler ve imtihanlarla şekillenir. Buna rağmen o, Allah’a olan güvenini kaybetmez ve eşine olan desteğini esirgemez. Bu yönüyle Hz. Sâre, imanla sabretmenin ve ilahi takdire razı olmanın güçlü örneklerinden biridir.
Müjde karşısındaki hayreti ise son derece insani bir hâldir. Yıllarca beklemiş, artık yaşı ilerlemiş ve kendi hesabına göre çocuk sahibi olma ihtimali kalmamıştır. Fakat insanın hesabının bittiği yerde Allah’ın takdiri başka türlü tecelli edebilir. Hz. Sâre’nin hayreti, Allah’ın kudretine duyduğu inancı zedelemez; aksine Allah’ın dilediği zaman ve şekilde nimet verebileceğini gösteren bir sahneye dönüşür.
Hz. İbrahim’in Yol Arkadaşı
Sabır kahramanı annemizin hayatı aynı zamanda hicretin, fedakârlığın ve Allah yolunda eşiyle birlikte yürüyüşün de önemli bir örneğidir. Hz. İbrahim’in yanında sadece bir eş değil, aynı zamanda onun iman yolculuğunun güçlü bir parçasıdır. Yurdundan ayrılmak, bilinmezliğe doğru yol almak ve dünyevi güvencelerden uzak bir hayatı kabullenmek derin bir iman ve teslimiyet gerektirir.
Hz. Sâre, bu süreçte gösterdiği dirayetle Allah yolunda yapılan fedakârlığın sadece peygamberlere değil, onların yanında yürüyen müminlere de sorumluluklar yüklediğini gösterir. Onun sadakati, yalnızca rahat zamanların sadakati değildir. Zor şartlarda da vakarını, imanını ve tevekkülünü koruyan bir yol arkadaşlığıdır.
İç Dünyasındaki Denge
Beklemek, sabretmek ve sonucu Allah’a bırakmak dışarıdan pasif bir durum gibi görünebilir. Oysa bazen . . .

Kimdir
Hz. İbrahim’in eşi ve yol arkadaşı; uzun bekleyişi boyunca ümidini koruyan, sabır, sadakat ve tevekkülüyle öne çıkan mümin bir kadındır.
Kur’an’daki Yeri
Hûd ve Zâriyât surelerinde Hz. İbrahim’e gelen meleklerin kendisine Hz. İshak’ı müjdelediği sahnede yer alır.
Özellikleri
- Sabrı: Uzun süren bekleyiş ve imtihanlara metanetle dayanması.
- Sadakati: Hz. İbrahim’in zorlu yolculuklarında onun yanında yer alması.
- Tevekkülü: Uzun bekleyişine rağmen Allah’ın takdirine daima güvenmesi.
- Ümidi: İnsan hesabıyla ihtimaller tükenirken Allah’ın rahmetinden ümidini kesmemesi.
- Teslimiyeti: Beklenmedik ilahi müjdeyi hayretle karşılayıp Allah’ın kudretine teslim olması.
Aklımızda Bulunsun
Hz. Sâre’nin kıssası bize, uzun bekleyişlerin ümitsizlik sebebi olmadığını hatırlatır. İnsan hesabıyla bütün ihtimaller tükenmiş görünse bile Allah’ın takdir ettiği vakitte müjdenin kapısı açılabilir.













