
Bir taze gün, bir güzel güneş şimdi. Bir ses dokunup geçiyor; bir esinti. Annem mutfakta olmalı, nefis kokular geliyor; tarçın mıdır, reyhan mı, zencefil mi? Bir meraktır, alıyor beni. Bakıyorum, Kur’an okuyor annem, meltemler gibi.
Pencereler güneşli. Pervazlar güvercinli. Yağmuru andırıyor kanat sesleri. Evler, avlular huzur; caddelerde rüzgâr. Beyaz bulutlar yürüyor ötelere. Alıp başını gidiyor gün. Sökün ediyor kuşlar. İçime baharlar doluyor. Kur’an okuyor annem. Seviyor meltemleri.
“Elifba” okuyoruz biz de. Elif, Bahar ve ben, yani Meryem. Okuyoruz; sesler, nefesler: “Sin ve Şın”, “Mim’le Nun.” Harfler nasıl da güzeller diyorum Elif. Onlar benim evim, onlar benim ülkem. Aydınlık bir dünya kuruyoruz onlarla. Huzur buluyorum.
Okuyoruz; polenler doluyor dilimiz. Hayaller kuruyor, düşler görüyor kalbimiz. Gülüp oynuyoruz gün boyu; derken akşam, sonra gece. Işıklar yanıyor; herkes dönüyor evine. Kapılar yorgun. Lambalar suskun. Bir ayet düşüyor aklıma birden; yemin ediyor geceye.
Sessizlik indi. Yıldızlar belirdi. Nasıl da güzeller Allah’ım, nasıl da inci. Işıl ışıl parlıyorlar sessizce; değişmiyor yerleri. Birazdan bir ay yükselir tepelerden. Birazdan Ezan-ı Muhammedî. Bir hâledir, tutuşurlar el ele. Işıtırlar suskun geceyi.
Salkımlı bağlar buğulu. Rüyalı bahçelerde iki pınar. İncirler, hurmalar, güzelim zeytin ve nar. Annem Kur’an okuyor; dinliyor doğular, batılar. Mis gibi fesleğen kokuyor her yan; mis gibi zencefil, reyhan. Gecelerde inciler, seherlerde mercan; cennet geçiyor aklımdan. Anne, diyorum, sanırım bu Rahmân suresi; alıyor aklımı başımdan.



















