Üşüdüysen Şiire Sarıl!

104
Nihal Polat |

SEYİR DEFTERİ

En son ne zaman şiir okudun? Hangi mısrası ezberinde kaldı? Bana birkaç şair ismi say desem, kimler gelir aklına? Haydi dürüst olalım. Şiirlerden bahsetmeyeli uzun zaman oldu, değil mi? Oysa şiir dünyadaki en zarif, en büyülü, en kadim şeylerden biridir. Kalbi yumuşatan, insanı kendini okuması için sakin limanlara sürükleyen bir dümendir. Sözün özü, hissin yoldaşıdır. Bir şarkının tohumudur. Hatırlanır; her şey unutulduğunda dahi. Kalbimizin karanlık odalarında minik bir parıltı ile gösterir kendini. Şiir bizi insan yapar, okudukça yeni pencereler açılır yollarımızda. Baktıkça büyülendiğimiz, kendimizi gördüğümüz pencereler… Şiir kıymetlidir; tavan arasının tozlu raflarında unutulmayı istemez. Şimdilerde ne şiirden ne de şairden konuşuyoruz. Şairin dediği gibi: 

Ah, kimselerin vakti yok

Durup ince şeyleri anlamaya

Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar

Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya

Mısraların sahibi Gülten Akın, bundan on yedi yıl önce yaptığı Frankfurt Kitap Fuarı kapanış konuşmasında, orada bulunan hiç kimseyi şaşırtmayacak bir konuya değindi: Savaş! 

“bu bir çarpışmaya benziyor / bütün gün bütün gün çarpışa çarpışa / kentin ağır sularında / herkes yaralı” diyen şair, dünyanın iki elinden bahsediyor sonra: ” Dünya küçüldü, giderek daha küçüldü; kurşundan bir topa dönüştü. Değmediği doğa parçası, toprak, insan kalmadı. Dünyanın iki eli var sanki. Biriyle taşıdığı kolaylıklar, incelikler, ötekiyle taşıdığı kabalık, kıyıcılık, yok edicilik, ölüm. Bu ikinci el o kadar güçle saldırır oldu ki, dünya kendini yok etme aşamasına geldi.” diye ekliyor. Şair, bu günleri görse kim bilir neler derdi, diye geçiriyorum içimden. 

Dünya, ikinci elini çok fazla kullanır oldu. İncelikler, iyilikler ve güzellikler gökyüzünde rüzgâra yenik düşen bir bulut gibi dağıldı. Yine de hayatın bir yerinden tutunmak, yaşamak zorundayız. Şairin dediği gibi “Savaşarak, birbirimizi yiyerek, yakıp yıkarak neyi kanıtlamak istiyoruz ki! Bir cezaevine çevrilen yerde mahpus da tutukludur, gardiyan da. Üstelik ölüm herkes için.” 


MODA İKONU

GİYSİLERİNİ KİŞİSELLEŞTİR

Elinden her iş gelenlerden misiniz, yoksa bir düğmeyi bile dikemeyenlerden mi? Hiç önemli değil. Giysilerinize kendi kişisel dokunuşlarınızı yapmak için terzi olmanıza gerek yok. Küçük dokunuşlarınızla onları daha özel parçalar hâline getirebilirsiniz. 

 -Gömleğinizin sıradan düğmelerini daha havalı düğmeler ile değiştirebilirsiniz.

 -Çantanıza, elbisenize, pantolonunuza ve hatta ayakkabınıza bile çiçekli nakışlar işleyebilirsiniz.

 -Yakasız bir parçaya ister kumaşla ister örgü ile şirin bir tak çıkar yakalık yapabilirsiniz.

-Tek renk kumaşla dikilmiş tişört, gömlek veya pantolonlara kumaş boyası ile desenler çizebilirsiniz.

-Tek renk bir gömleğe desenli, desenli bir gömleğe tek renk bir cep dikerek daha eğlenceli bir görünüm kazandırabilirsiniz.

-Hem uzamasını hem de daha şık görünmesini istediğiniz etek ve kol uçlarına basit örgülerle eklemeler yapabilirsiniz.

ANNEMİN GARDIROBU!

Eski kumaşları ve terzileri öve öve bitiremeyen annem; giyinmeyi seven, kıyafetlerine özenle bakan ve elbiselerini hiç eskitmeyen kadınlardan. Sizin anneniz de benimki gibiyse hiç vakit kaybetmeden annenizin dolabına koşun! 2000’li yıllardan kalma birkaç parça kıyafet bulursanız yaşadınız. Y2K trendi ile bu parçaların gün yüzüne çıkma vakti geldi!

İngilizce “Years of 2 Thousand” olan Y2K trendi, 2000’li yılların saç kesimlerini, taşlı ve kelebek şekilli aksesuarları günümüzde yeniden uygulamayı amaçlıyor.


AYRAÇ

KENDİNE AİT BİR ODA / VIRGINIA WOOLF

Kadın annedir, evlattır, dosttur, yoldaştır. Nakış ile çeyizler süsler, mis kokulu kurabiyelerle yuvasını örer, sevgisi ile barışı, merhameti ile insanlığı yüceltir. Eline kalem alınca yazar da olur şair de. Hayatı boyunca mücadele ederek haklarını kazanan da odur; sesi duyulmadığı için yazılarını yıllarca erkek ismiyle yayımlayan da. Bir dönemin güçlü kadın seslerinden biri olan Virgina Woolf’e göre “Bir kadın eğer kurmaca yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalıdır.” Woolf, kitabında bu konuyu derinlemesine inceliyor. Kadınların edebiyattaki yerine, üretken özgürlüğe ve ekonomik bağımsızlığa değiniyor. Erkek egemen bir edebiyatın nasıl şekillendiğini örneklerle anlatıyor.


NEREYE GİTSEK

Maviliğine şiir yazdıran ilçe: Fethiye

Sonsuz mavilikleri, kıyılarında dans eden zeytinlikleri, yemyeşil ormanları ve tarihin izlerini taşıyan güzellikleri ile Fethiye, Türkiye’nin en değerli bölgelerinden biri. Muğla şehrine bağlı olan Fethiye’de, gezmelere doyamayacağınız güzellikte rotalar var. 

Kelebekler Vadisi

Hem manzaranın tadını çıkarayım hem de tırmanış, tüplü dalış veya yamaç paraşütü gibi ekstrem sporları deneyeyim diyorsanız Kelebekler Vadisi’ni mutlaka görmelisiniz. Koruma altına alınmış bu vadi, ziyaretçilerine el değmemiş doğal güzellikler sunuyor.

Saklıkent Milli Parkı


Saklıkent Milli Parkı, 18 kilometre uzunluğunda ve 200 metre genişliğinde bir kanyon barındırıyor. Bu harika mekânı yazın kavurucu sıcağında bir ferahlama durağı olarak da düşünebilirsiniz.

Ölüdeniz


Her sene dünyadaki en iyi plajlar listesinde yer alan Ölüdeniz, Türkiye’nin en güzel kumsallarından biri. Burayı; denizin sakinliği, mavinin göz alıcı tonu ve tertemiz kumsalı özel kılıyor. Bu muhteşem manzaraya yukarıdan bakmak isteyenler için yamaç paraşütü seçeneği de bulunuyor.

Kayaköy


Ölüdeniz’e yürüme mesafesinde olan bu yer, Fethiye’nin tarihini merak edenler için harika bir durak. Taş evlerden oluşan eski yerleşimde Antik Likya Krallığı’nın en önemli kentlerinden biri olan Karymlassos’un kalıntıları bulunuyor. 

Likya Yolu


Muğla Ovacık bölgesinden başlayarak Antalya Geyirbayırı Köyü’nde son bulan 555 kilometre uzunluğundaki tarihî Likya yolu, Fethiye’den de geçiyor. İster çadır kurarak yolun tamamını yürüyün, isterseniz bir bölge seçin ama ne olursa olsun bu unutulmaz deneyimi kaçırmayın. 

Kabak Koyu


Burada gece olunca tabiat, gözlerini gökyüzüne diker. Gündüzün büyüleyici manzarası yerini yıldızların şovuna bırakır. Özellikle bungalov evler kiralayarak Kabak Koyu’nun dokusuna uygun bir tatil planlayabilirsiniz.

Paspatur Çarşısı

Fethiye’ye gelmişken çarşıya uğramamak, sevdiklerimize ve kendimize unutulmaz hediyeler almamak olmaz. Bunun için en doğru adresi veriyorum, lütfen not alın: Paspatur Çarşısı.

Katrancı Koyu Tabiat Parkı

Şehir beni açmıyor, biraz tabiat ile iç içe kalmalıyım diyenlerdenseniz, Katrancı Koyu Tabiat Parkı tam size göre. Özellikle kamp yapmayı seviyor ve denizin tadını çıkarmak istiyorsanız bu tabiat parkında rahatlıkla konaklayabilirsiniz.

Kaya Mezarları


Her yıl binlerce turistin ilgisini çeken Kanous dönemine ait Dalyan kaya mezarları, bölgenin simgesi hâline gelmiş. Yaklaşık 2.300 yıl önce inşa edilen mezarlar, göz kamaştıran bir mimariye sahip. 


TRİBÜN

ALMANYA’NIN  MİLLî FUTBOLCUSU:  İLKAY GÜNDOĞAN

Son yıllarda futbol camiasında adından sıkça söz ettiren İlkay Gündoğan 24 Ekim 1990 yılında Almanya’nın Gelsenkirchen şehrinde doğdu. Başarılı orta saha oyuncusu hem kulüp hem de millî takım düzeyinde önemli başarılara imza attı.

Ailesi aslen Balıkesirli olan Gündoğan, henüz 3 yaşındayken futbol oynamaya başladı. Gençlik yıllarında Schalke 04 gibi başarılı birçok kulübün altyapısında oynadı. 2009 yılında, 1. FC Nürnberg’e transfer olduktan sonra dikkatleri üzerine topladı. 2011 yılında Borussia Dortmund’a 4 milyon Euro karşılığında transfer oldu. Burada da adından sıkça söz ettirdi. 

2016 yılında İngiltere’nin Manchester City takımına 25 milyon Euro karşılığında transfer oldu. 2022-23 sezonunda takım kaptanı olarak üç büyük kupayı kazanarak tarihe geçti. Bu başarılardan sonra Barcelona takımına transfer olan oyuncu, burada bir dönem oynadıktan sonra yeniden eski takımına geri döndü. 

Manchester City’deki başarıları, liderlik ve kaptan rolü, Almanya milli takımına etkisi, disiplini ve dikkat çeken kişiliğe ile Gündoğan, 2023 yılında Almanya’da yılın futbolcusu seçildi.

Önceki İçerik“Hiç İstek Duymuyorum”
Sonraki İçerikBYD: Tesla’yı sollayan Çinli

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın