
Seyir Defteri
Fotoğraf çekmek hayatımızın en doğal alışkanlıklarından biri hâline geldi. Özel anlarımızı saniyeler içinde kaydedip paylaşabiliyoruz. Elbette fotoğrafın hikâyesi bundan çok daha eski ve etkileyici. Bugün hayranlıkla baktığımız pek çok kare, yalnızca bir görüntü değil; dönemin ruhunu, duygusunu ve gerçeklerini yansıtan birer belge.
Biraz geçmişe dönelim. Bazı fotoğrafçılar sadece gördüklerini değil, o anın hissettirdiklerini da yakalamayı başarırlar. Steve McCurry de onlardan biri. Savaş ve yoksulluk coğrafyalarından bakışları ve renkleri ustalıkla kadrajına sığdıran sanatçı, özellikle Afgan Kızı karesiyle hafızalara kazındı. 1984 yılında çekilen bu fotoğraftaki o meşhur yeşil gözlü kızın kim olduğu uzun süre bilinmedi. Yıllar sonra, 2000’li yılların başında bulunan o kadının bakışları, üzerinden geçen zamana rağmen hâlâ aynı derinlikle etkileyiciliğini koruyordu.
Dorothea Lange’ın Büyük Buhran döneminde çektiği Göçmen Anne de oldukça güçlü bir başka kare. Lange, aslında ilk başta onu çekip çekmemek konusunda emin değildi; ancak birkaç kare sonra o “yorgun ama güçlü anne” ifadesi ortaya çıktı. Sonradan bu fotoğraf, ABD’de yardım kampanyalarının seyrini dahi değiştiren bir etki oluşturdu.
Tank Adam ise 1989’da Pekin’deki protestolar sırasında, tankların önünde tek başına durarak dünyanın hafızasına kazınan isimsiz bir kahramandı. Foto muhabiri Jeff Widener’ın deklanşöründen çıkan bu görüntüdeki kişinin kim olduğu hâlâ bilinmiyor. Elinde poşetlerle sadece tanklara değil, koca bir tarihe dur diyen Tank Man‘in ardından Sebastião Salgado’ya geçebiliriz.
Ünlü fotoğrafçının her biri belgesel tadındaki karelerinin arkasında uzun yolculuklar ve büyük bir sabır yatıyor. O, bir olayın peşinden koşup birkaç kare çekip ayrılan fotoğrafçılardan değil; bazen aylarını, hatta yıllarını aynı topluluklarla geçiriyor. Salgado’nun bir altın madeninde çektiği, binlerce işçinin karınca gibi birbirine karıştığı o görüntüler ise insanın hem emeğini hem de çaresizliğini yansıtıyor. Bunun yanında Henri Cartier-Bresson’un sokak fotoğraflarında sıçrayan, koşan neşeli insanlar görürüz. O, özellikle “decisive moment” (karar anı) dediği o kıymetli saniyelerde, hayatın içindeki küçük mutlulukları ustalıkla yakalamıştır.
Bir çocuğun bakışı, bir annenin yorgunluğu, bir insanın cesareti ya da neşesi ve bütün bunların ötesinde o eşsiz güzellikler… İyi ki geçip giden anları yakalayıp bize hediye eden fotoğraflar var. Çekmeye devam!
Moda İkonu

Çorap Deyip Geçme!
Çoraplar, küçük birer detay gibi görünse de kıyafetlerimizin havasını bir anda değiştirebilen en önemli aksesuarlardan biridir. Sade bir giysiyi bile anında daha canlı veya derli toplu gösterebilirler.
Erkekler için gri, lacivert ve siyah gibi klasik renkler genelde kurtarıcıdır; hem kumaş pantolonlarla hem de kot pantolonlarla kolayca uyum sağlarlar. Ancak son zamanlarda işin rengi biraz değişti; artık en resmi toplantılarda bile desenli ya da canlı renkli çoraplara rastlamak mümkün.
Kadınlar için ise çorap, biraz daha eğlenceli ve bol seçenekli bir alan. İnce çoraplar pastel elbiselerle, antrasit tonlar siyah deri etekle, kahverengi ve kiremit tonları ise toprak rengi parçalarla güzel bir bütünlük oluşturur. Dantelli ya da desenli çoraplar sade kombinlere hareket katarken, iddialı renkler tek başına bile kombinin tüm havasını değiştirebilir.
Elbette moda anlayışı da zamanla değişiyor. Eskiden babet veya topuklu ayakkabıların içine mutlaka ince çorap tercih edilirdi; bugün ise kalın, kısa ve desenli çorapların ayakkabıdan görünmesi oldukça moda. Eğer hâlâ denemediyseniz, farklı tarzlara bir şans vermenizi öneririm. Örneğin, iki ayağa farklı renkte ve desende çoraplar giymek. Biraz farklı ama eğlenceli.
Gurme

Acılı Balkabağı
Şerbetli versiyonuyla tanıdığımız balkabağı, bu sefer baharatlı hâliyle sahnelere çıkıyor. İşte malzemeler:
- 1 kg balkabağı
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- Birer çay kaşığı öğütülmüş zencefil, tarçın, susam ve kimyon tohumu
- Yarımşar çay kaşığı pul biber ve öğütülmüş kişniş
- Birer tutam tuz ve karabiber
Fırını 180°C’de önceden ısıtın. Kabağı orta boy dilimler hâlinde kesin; kabuğunu soymadan çekirdeklerini ve liflerini çıkarın. Bir fırın tepsisine pişirme kâğıdı serin ve kabakları tepsiye tek sıra hâlinde yerleştirin.
Zeytinyağı ve diğer malzemeleri aynı kapta karıştırıp kabakların üzerine bir fırça yardımı ile sürebilir ya da önce zeytinyağını kabakların üzerinde gezdirip ardından baharatları eşit şekilde serpebilirsiniz. 35-40 dakika pişirip fırından çıkarın ve sıcak olarak servis edin. Afiyet olsun.
Nereye Gitsek

Colmar, Bir Masal Kasabası
Birkaç günlüğüne bir masalın içinde yaşamaya ne dersiniz? O zaman gelin, Fransa’nın Alsace bölgesinde yer alan Colmar’a doğru küçük bir yolculuğa çıkalım. Rönesans mimarisini yansıtan rengârenk ahşap evleri, kanallar boyunca uzanan çiçekli sokakları ve her köşe başındaki küçük fırınlarıyla Colmar, tam bir masal kasabası. Özellikle sabah saatlerinde sokaklar henüz sakinken yürümek ve Küçük Venedik (La Petite Venise) bölgesinde su kenarına oturup geçen tekneleri izlemek bambaşka bir keyif.
Colmar, büyük planlar yapılamayacak kadar küçük bir kasaba. Mesela yerel pazar olan Marché Couvert Colmar’a uğramak oldukça tatlı bir deneyim. Burada çantalarınızı çeşit çeşit peynirlerle, mis kokulu taze ekmeklerle ve ev yapımı reçellerle doldurabilirsiniz. Ardından on dakika yürüyerek küçük bir şehir için şaşırtıcı derecede zengin bir koleksiyona sahip Unterlinden Müzesi’ne uğrayabilir; sokak aralarında el yapımı sabunlar, seramikler ve ahşap oyuncaklarla dolu butikleri keşfedebilirsiniz.
Kasabada yapılabilecek en güzel aktivitelerden biri de bisiklet kiralayıp çevredeki köylere kısa turlar düzenlemek. Özellikle Eguisheim ve Riquewihr gibi yakın kasabalar, dar sokakları ve tarihi taş evleriyle muhteşem. Üzüm bağlarının arasından geçen o masalsı yollarda fotoğraf çektirmeyi ihmal etmeyin; yoksa sonradan pişman olabilirsiniz.
Ne Yesek?
Colmar sokaklarında yürürken sık sık küçük pastanelere girme isteği doğuyor. Sabahları çıkan taze kruvasan ya da meşhur kougelhopf tatlısı mutlaka denenmeli. Daha doyurucu bir seçenek arayanlar içinse tarte flambée biçilmiş kaftan. İncecik hamurun üzerine krema, soğan ve tercihe göre mantar ya da peynir eklenerek hazırlanan bu lezzet, taş fırından çıktığında hem çıtır hem de çok hafif oluyor. Üzerine bir kahve iyi gider derseniz, küçük kahve dükkânları da çok yaygın; özellikle eski ahşap evlerin içindeki o şirin dükkânlarda, pencere kenarına oturup sokağın akışını izlemek şahane.
Bir diğer sevilen tat ise spätzle. Yumuşak, yumurtalı bir hamur makarnası olarak düşünebileceğiniz bu yemek, üzerine genelde eritilmiş peynir veya mantarlı sos eklenerek sunuluyor. Özellikle soğuk havalarda sıcak bir seçenek olarak tercih ediliyor.
Ne Alsak?
Her gördüğünüzde size “Ah Colmar!” dedirtecek bir şeyler isterseniz, o tatlı renkli evleri temsil eden minik seramik süsler çok ideal. Ayrıca el yapımı kiraz ve kayısı reçelleri, zencefilli kurabiyeler ve yerel sabunlar da popüler hediyelikler arasında.
En başta birkaç günlüğüne bir masalın içinde yaşamaktan söz etmiştik. Colmar’dan ayrılırken o masalın kapısını kapatmak sandığınızdan zor olabilir. Olsun, Colmar tüm şirinliğiyle aynı yerde sizi bekliyor olacak.
Genç Portreler

Yapay Zekâya Yol Gösteren Genç
Merhaba, ben İkbal Gündoğdu. Çocukluğum Amerika’da geçti. Daha sonra ailemle birlikte Türkiye’ye döndük. Ama içimde hep yeniden yurt dışında yaşama hayali vardı. Bugün İsveç’te kurduğum hayat, aslında yıllar önce kurduğum o hayalin devamı. Stockholm Üniversitesi’nde Bilgisayar Bilimleri okudum. Bugün İsveç’in köklü sigorta şirketlerinden birinde yazılım geliştiricisi olarak çalışıyorum. En çok heyecan duyduğum alan ise yapay zekâ. Şirketimizde “AI Ambassador” olarak ekip arkadaşlarımın yapay zekâyı günlük işlerinde daha bilinçli ve verimli kullanmalarına destek oluyor, bu alandaki gelişmeleri yakından takip ediyorum.
Farklı ülkelerde yaşamak bana sadece mesleki tecrübe kazandırmadı; farklı kültürleri tanımayı, insanları anlamayı ve dünyaya daha geniş bir pencereden bakmayı da öğretti. Bu yolculukta şunu fark ettim: İnsanın en önemli yol arkadaşı çoğu zaman yine kendisi oluyor. Kendimi geliştirmeye, yeni şeyler öğrenmeye ve daha bilinçli yaşamaya gayret ediyorum. Hizmet gönüllüleriyle aynı değerler etrafında yürümekse bu yolculukta bana güç veren en kıymetli kaynaklardan biri.
İkbal’in Tavsiyesi: Çoğu zaman varmak istediğimiz yere odaklanıyoruz. Oysa bizi biz yapan, yol boyunca biriktirdiğimiz deneyimler. Kendinize öğrenmek, hata yapmak ve yeniden başlamak için fırsat tanıyın. Küçük görünen adımların yıllar sonra sizi hiç hayal etmediğiniz yerlere taşıyabileceğini unutmayın.


