
Bir Sözcük
Sırça: Cam, camdan yapılmış nesne. “Cehennem üzerine gerilmiş ince bir sırçada yürüyen adamın korkusu var içimde.” (Safiye Erol)
Bir de mecaz anlamıyla sırça köşk söz öbeğinde kullanılır ki, sırça köşk kendini toplumdan soyutlayan insanın, kendi içinde oluşturduğu dünya demektir. “Sırça köşkte oturuyor, dünyadan haberi yok.” (Hüdayi Can)
Bir Deyim
Dallanıp budaklanmak: Bir işin, bir sorunun büyüyerek karışık duruma gelmesi demektir. “Bu iş iyice dallanıp budaklanmadan arkadaşınla konuşsan mı acaba?” (Recep Şükrü Güngör)
Bunları Karıştırmayın
Ukde: İçe dert olan şey. Çözülmesi zor sorun, düğüm.
“Nihal, bu gece minimini yüreğinin üstünde bir ıstırap ukdesiyle uyumuştu.”
(Halit Z. Uşaklıgil)
Uhde: Birinin yapmakla yükümlü olduğu iş, görev; sorumluluk.
“Bakanlığımız uhdesinde bulunan taşınmazların açık artırma usulüyle satışı yapılacaktır.”
Bir Atasözü
Ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez: Belirtileri meydanda olan yaşlılık izleri ve apaçık ortada olan üzüntü ne yapılırsa yapılsın gizlenemez.
Bir Sözcüğün Yolculuğu
Bendeniz: Eskiden kibar insanların sıkça kullandığı bir tevazu sözcüğü iken zamanla yanlış anlaşılmaya, tevazu anlamı olmaksızın “ben” anlamında kullanılmaya başlamıştır. Aslında bu sözcüğün “ben” zamiriyle uzaktan yakından alakası yoktur. Bendeniz “kulunuz” demektir. Söze böyle başlayan biri konuştuğu kişiye sen benim efendimsin, ben de senin kölenim demiş olur.
Bende dilimize Farsçadan geçmiş bir sözcüktür. Sondaki “-niz” ise ikinci çoğul şahıs iyelik ekidir. Bende “bağlanmış, tutsak edilmiş” şeklinde çevrilebilir. “Bend”, “beste” sözcükleri de “bende” ile kökteştir.
Türkçenin Sultanları
Gel, Ey Muhammed, bahardır.
Dudaklar ardında saklı
Aminlerimiz vardır!
Hacdan döner gibi gel;
Miraç’tan iner gibi gel;
Bekliyoruz yıllardır!
…
Konsun -yine- pervazlara
Güvercinler;
“Hu hu”lara karışsın
Aminler…
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fatiha’lar, Yasin’ler!
(Arif Nihat Asya)
Bir Kitap
Beş Şehir: Ahmet Hamdi Tanpınar, Türkçenin deneme denince ilk akla gelen eserlerinden biri olan Beş Şehir hakkında eserin ön sözünde şöyle diyor: “Beş Şehir’in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla onların arkasında kendi insanımıza ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha da doğru olur.”
Biz ise Beş Şehir denilince güzel dilini, üslubunu, dönemin insanını nasıl anlattığını, bir devirden diğerine geçişin eşiğinde yaşanan duygu ve düşüncelerin aynası olmasını hatırlıyoruz.
Gurbetçi Sözcükler
Sözcük: Kaftan
Göç ettiği ülkelerden bazıları: Çekya (kaftan), Macaristan (kaftan), İngiltere (caftan), Fransa (cafetan), Rusya (кафтан).
Kaftan, uzun, süslü üst giysisidir. Bazı kaynaklarda Türkçeye Farsçadan geçtiği kaydedilse de Türkçe bir sözcük olduğunu, Türkçeden Arapça ve Farsçaya geçtiğini savunan dilciler de vardır. Bütün dilcilerin fikir birliği ettiği husus ise “kaftan”ın Osmanlı coğrafyasından çıkarak Avrupa dillerinde yolculuk eden bir gurbetçi sözcük olduğudur.
Türkçesini Kullanalım
star X yıldız √



















