Bir Sözcük
Cihanşümul: Dünyayı kaplamış, dünya çapında, dünyayı kaplayacak ölçüde, evrensel, âlemşümul, üniversal. Dünya anlamındaki "cihan" ve kaplayan anlamındaki "şümul" sözcüklerinden oluşmuştur. Bir de bazen...
Bir Sözcük
Kekre: Tadı dili buracak şekilde hafif acımsı ve ekşimsi olan, acımtırak.
Yabancı diyarlardan sökülüp getirilmiş ağaçların kekre meyvelerini yemekten bünye ihtilâline uğradıysa kabahat kimindir? (Sâmiha...
Bir Sözcük
Sırça: Cam, camdan yapılmış nesne. "Cehennem üzerine gerilmiş ince bir sırçada yürüyen adamın korkusu var içimde." (Safiye Erol)
Bir de mecaz anlamıyla sırça köşk...
Bir Sözcük
Hasılı: Kısacası, özet olarak, özetle anlamında kullanılan bir sözcüktür. İlk hecesi uzun okunur. Netice, ortaya çıkan ürün gibi anlamları olan "hasıl" sözcüğüne iyelik...
Bir Sözcük
Çağla: Kayısı, badem, erik gibi yemişlerin, kabuğu henüz sertleşmemiş yeşil, körpe, yenebilen ham şekli. "Kaysılar, şeftaliler çiçek açmış; turfanda çağlalar baharın geldiğini ilan...
Bir Sözcük
Dağarcık: İçine öteberi konulan küçük meşin torba. Eski Türkçede büyük heybe ve çuvalları ifade eden "dağar" sözcüğünden türemiştir. Zamanla anlamı genişlemiş ve "bir...