
Bir Sözcük
Yen: Giyecek şeylerin kol kısmı.
“Kol yenleri nokta gümüş düğmeli, beli sıkma kemerli üstlüğünü giymiş, börkü yana kaykılı ve kuzu çizmeleri yumuşacık, uçar gibi bir büyük şehre giriyor.”
(Mustafa Necati Sepetçioğlu)
Bir Sözcüğün Yolculuğu
Macera: Türkçede, Arapça malzemeyle üretilen sözcük çoktur. “Macera” da bunlardan biri. Baştaki “mâ” aslında bir soru. “Ne?” demek. Ama duruma göre Türkçedeki “-en/-an” ekine benzer bir görev de üstlenebiliyor. “Cerâ”ya gelince, “aktı, koştu” anlamlarında çekimli bir fiil. “Mâ” ve “cerâ” birleşince, “akıp giden şey” oluyor; yani macera.
Bir Kitap
Safahat: Bazı kitaplar vardır, herkes bilir ama okuyan çok azdır. Safahat da o kitaplardan. Mehmet Akif Ersoy, ilk kitabını bu isimle yayımlar. Daha sonra ömür boyu yayımladığı yedi şiir kitabını aynı isimle bir araya getirir. “Safahat” sözcüğünün ilk anlamı “evreler” ise de günümüz Türkçesine “sayfalar”, “levhalar” gibi karşılıklarla da aktarılabilir. Özellikle ilk Safahat günlük hayattan levhalar sunar. Dili günümüz gençleri için biraz ağır olsa da değindiği sorunlar ve önerdiği çözümlerle Safahat hâlâ oldukça güncel bir kitap.
Türkçenin Sultanları
Kapında sınık gönülleri lütfun ile bütün tut;
Yolundan azan kulları tevfikin eliyle elin tut.Aşkında giryan gözleri senin ile pürnur kıl;
Derdinle viran dilleri vaslın ile mamur kıl.
(Sinan Paşa)
sınık: kırık
tevfik: yardım
elin: eldeki, evcil, bizzat
giryan: ağlayan
pürnur: nur dolu
dil: gönül
vasl: kavuşma
mamur: tamir edilmiş, sağlam
Gurbetçi Sözcükler
Sözcük: Kiosk
Göç ettiği ülkeler: Fransa, İngiltere, Rusya, Japonya, Hindistan, İspanya…
Bu ay köşemize konuk ettiğimiz sözcüğe gurbetçi demek yetmez, “kiosk” düpedüz gezgin bir sözcük. Türkçe “köşk” sözcüğünden geliyor. Türkçeye de Farsçadan gelmiş ama orada anlamı da söylenişi de biraz farklı. Türkçede bir bahçe içinde veya meydandaki küçük süslü yapı, kameriye anlamı kazanmış. Türkçeden Fransızcaya, oradan İngilizceye geçmiş ve birden önü açılmış. Rusya’ya mı gitmemiş, Japonya’ya mı uğramamış; bir yandan Hint, bir yandan İspanya, İtalya, Arap ülkeleri derken dönüp dolaşıp yolunu tekrar Türkiye ve İran’a bile düşürmüş.
Doğrusunu Kullanalım
Atmış X Altmış √
Çokça yapılan yazım yanlışlarından biri de budur. Konuşurken “atmış” demek fazla dikkat çekmiyor ama yazıda yanlış sayılır. Karıştıranlar için bir ipucu: Altmış, altıdan geliyor.
Türkçesini Kullanalım
Link X Bağlantı √
Bunları Karıştırmayın
Tefriş: Döşeme işi.
“İçerisini gene kendi paramla tefriş ettim.” (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Teşrif etmek: Bir yeri onurlandırma, şereflendirme.
“Efendi hazretleri, nihayet teşrif edebilmişler demek?” (Attila İlhan)
Söylenişi birbirine yakın bu iki fiili karıştırmamak gerektiği gibi “teşrif etmek” fiilinin “-i” durum ekiyle kullanıldığını da unutmamak gerek. Maalesef birçokları ilk anlamını göz ardı edip sadece ikinci anlamını bildiği için “-e” durum ekiyle kullanabiliyor bu fiili.
“Şehrimize teşrif ettiniz.” X “Şehrimizi teşrif ettiniz.” √



















