Edep abidesi: Hz. Safura

531

Hz. Musa, Mısır’da hakkında verilen ölüm hükmü sebebiyle, her şeyi ardında bırakarak Medyen’e doğru hicret etti. Uzun ve yorgun bir yolculuğun ardından ulaştığı bu yeni beldede, kaderin ona hem büyük bir imtihan hem de büyük bir lütuf hazırladığını henüz bilmiyordu. Medyen’de su başına vardığında, hayvanlarını sulamak için bekleyen çobanların arasında kenarda duran iki kız dikkatini çekti. Çekingen duruşları, onların zor durumda olduğunu anlatıyordu. Hz. Musa’nın kalbinde derin bir merhamet doğdu. Yaklaştığında, bekleyişlerinin sebebini öğrenmişti. Kur’an-ı Kerim bu karşılaşmayı şöyle aktarır:

“Medyen suyuna vardığında orada hayvanlarını sulayan bir grup insanla karşılaştı. Onların biraz ötesinde de (hayvanlarının suya gelmesini) engelleyen iki kadın gördü. Onlara, ‘Siz niçin bekliyorsunuz?’ diye sordu. ‘Çobanlar sulayıp çekilmeden biz (hayvanlarımızı) sulayamayız. Babamız çok yaşlı olduğundan bu işi biz yapıyoruz.’ diye cevap verdiler.” (Kasas suresi, 28/23)

Bu cevap, iki genç kızın hem babalarına karşı sorumluluklarını hem de edep ve iffete olan bağlılıklarını ortaya koyuyordu. Kalabalığın arasına karışmayıp mahremiyetlerini korumak için beklemeyi tercih ediyorlardı. Hz. Musa ise bu tavırdan derinden etkilendi; sabır ve vakar ile sergiledikleri tutum, imanın edep ve haya ile nasıl tezahür ettiğinin canlı bir örneğiydi.

Genç Musa, vakit kaybetmeden koyunları aldı, suladı ve sahiplerine teslim etti. Bu anlık iyilik, onun kişiliğinde köklü bir özelliğin işaretiydi: zulme karşı durmak ve sıkıntıya çözüm aramak. Ardından gölgelik bir ağacın altına çekilip Rabb’ine yöneldi ve bütün kalbiyle dua etti: “Ya Rabb’im! Bana lütfedeceğin her türlü nimete muhtacım!” (Kasas suresi, 28/24) Bu dua, hem o günün yorgunluğunu hem de hayatın bütün imtihanlarını kuşatan bir yakarıştır. Günümüzde de insanın ruhuna en çok teselli veren dualardan biridir.

Bir süre sonra kadınlardan biri, yani ileride Hz. Musa’nın eşi olacak Hz. Safura, babasının davetini iletmek üzere ona geldi. Kur’an, onun edebini ve iffetini özel bir kelimeyle ifade eder: “alâ-stihyâ-in”. Bu, haya içinde, utangaç ve nazenin bir edayla davranmak demektir. Söz konusu ifade, kadın erkek ilişkilerinde ölçünün nasıl korunması gerektiğini, asırlar ötesine ders olacak şekilde net biçimde ortaya koyar.

Hz. Safura, sözü kısa ve öz tuttu: “Bize sunduğun hizmetinin ücretini vermek üzere babam seni davet ediyor.” (Kasas suresi, 28/25)

Hz. Safura’nın sadece haya ve nezaketi değil, firaseti de dikkat çekiciydi. O, babasına Hz. Musa hakkında şu sözlerle tavsiyede bulundu: “Babacığım, bunu işçi olarak tut, zira senin çalıştıracağın en iyi adam, böyle kuvvetli ve güvenli biri olmalıdır. ” (Kasas suresi, 28/26)

Hz. Safura’nın bu cümlesi, onun hem insanı iyi tanıma yeteneğini hem de sorumluluk bilincini ortaya koyar. “Güçlü” yani işini hakkıyla yapabilecek kabiliyette, “güvenilir” yani emanete sahip çıkacak biri… Aslında Hz. Safura, bu iki kelimeyle adaletli ve dürüst bir toplumun temel direğini özetler. Kur’an, Hz. Safura’nın adını zikretmez; ancak edep, haya, nezaket, sorumluluk ve firasetiyle onu nesiller boyu hatırlanacak bir şahsiyet olarak takdim eder. Hz. Musa ile Hz. Safura arasındaki ilk karşılaşma, yardımseverlik, sadakat, haya ve edebin birleştiğinde nasıl sağlam bir bağ kurabileceğini gösteren tarihî bir örnektir.

Hz. Safura, peygamber bir babanın kızı olarak aldığı terbiye ve sahip olduğu vakar ile, ileride ülülazım bir peygamberin eşi olmaya layık görülmüştür. Onun hayatından çıkarılacak ders, yalnızca kadınlar için değil, bütün insanlık için bir rehberdir: Edep ve haya, güven ve sadakatle birleştiğinde Allah’ın takdir ettiği
büyük kaderler ortaya çıkar.


Kimdir

Hz. Şuayb’ın kızı olarak tanınan; edep ve firasetiyle öne çıkan, imanını vakar içinde yaşayan ve Hz. Musa’nın eşi olarak örnek bir şahsiyet teşkil eden mümin bir kadındır.


Kur’an’daki Yeri 

Kasas suresinde, babasının davetini Hz. Musa’ya ileten; sorumluluk bilinciyle örnek bir mümin kadın olarak bahsedilir.


Özellikleri 
  • Edep ve hayası: Ölçülü, utangaç ve nezaketli bir duruş sergiler.
  • Sorumluluk sahibi oluşu: Babasının yaşı sebebiyle ev işlerini üstlenir.
  • Firaseti: Hz. Musa’nın güvenilirliğini ve gücünü doğru değerlendirir.
  • Mahremiyet hassasiyeti: Çobanlarla karışmaz, iffetini korur.
  • Nezaketi: Sözü kısa, öz ve saygılıdır.

Aklımızda Bulunsun 

Kur’an, Hz. Safura vesilesiyle bize, edep, haya ve sorumlulukla hareket etmenin önemini hatırlatır.

Önceki İçerik“Yen”
Sonraki İçerikMikrodalga Beyin

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın