Uygunsuz Videolar İzleyen Biriyle Evlenilir mi?

Evlilik yolundayken hayatımızı birleştirmek istediğimiz kişinin uygun olmayan videolar izlediğini, müstehcen fotoğraflara baktığını ama bir yandan da vicdan azabı duyduğunu öğrenirsek ne yapmalıyız? (Rumuz Karışık)

Gençler Soruyor!

Dr. Deva

Merhaba Karışık! Konunun iki farklı yönü var. Konunun realite yönüne bakılınca bahsi geçen meselenin biyolojik temelinin insandaki dopamin sistemine dayandığı görülecektir. Dopamin adı verilen nörokimyasallar, insanın biyolojik varlığının devamı için bahşedilmiş bir ödül sistemi oluşturur. Özellikle anlık hazlara ve rahatlamaya götürerek dopamin salgısını hızlı artıran davranışlar zamanla daha çok tercih edilebilir.

Müstehcen yayınları seyreden insanların bir kısmının herhangi bir huzursuzluk hissini, söz konusu yayınlara yönelerek atlatma çabaları söz konusu olabilmektedir. Dolayısıyla uygunsuz yayınları izleme davranışı da zihinsel boşluğu gidermede yaygın bir şekilde başvurulan rahatlama yöntemlerinden biridir.

Meşru Görmek Doğru Değil

Bu durumda konunun öznesi olan kişiyi bu fiilinden dolayı şiddetli bir şekilde kınamak, son derece kötü, ahlaksız bir insan olarak görmek pek makul olmayacaktır. Elbette gerçekleştirilen fiili meşru görmek doğru değildir. Ancak aşırı tepkiler faydadan ziyade zarara neden olma potansiyeli taşımaktadır. İlgili kişinin insaniyet ve İslamiyet yönünden diğer masum ve olumlu özelliklerini görmezden gelmek de mantıklı bir tepki değildir.

Diğer yandan bir şeyin realitesi ile hayali birbirinden farklıdır. Örneğin dijital futbol oyunları oynamak bir insanın halı sahada maç yapma arzusunu giderebileceği gibi gideremeyebilir de. Halı saha maçı yapınca dijital oyunları bırakabilir de bırakmayabilir de.

Konumuzla ilgili durumun, bekârlığın getirdiği enerji fazlasını atma meselesi olma ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu sorun evlenince kendiliğinden ortadan kalkabilir. Ancak sorunun devam etme ihtimali de akıldan çıkarılmamalıdır.

Meselenin bir bağımlılık hâline gelmiş olması da ihtimal dahilindedir ve bu durumda bir terapiste başvurulması gerekebilir. Bağımlılıklar sadece psikoaktif maddelerin alınmasıyla değil, bazı davranışların oluşturduğu rahatlama ve haz hislerinden de kaynaklanabilmektedir. Söz konusu yayınları seyreden herkesin bağımlı olduğu elbette söylenemez; ancak bu davranış bağımlılık hâline gelmişse nişanlılık veya evlilik sürerken de devam edebilecek demektir. Bu durumda bağımlılıktan kurtulmak için bağımlının kendi iradesini ortaya koyması gerekecektir.

Telafi Odaklı Yaklaşım

Sonuçta, gerçek bir pişmanlık izhar edilmişse ve bu konuda ciddi bir çaba sarf edilecekse zaten her günah ve her günah sahibi için -kamu zararı veya başkalarına zarar vermek gibi zararlar oluşmuyorsa- bir yere kadar hoşgörüyle ve telafi odaklı yaklaşmak daha makuldür. Bir günaha karşı o insana yardımcı olmak da önemlidir.

Konunun manevi hayatımızı ilgilendiren yönüne gelince… Hakikatte müstehcen yayınları izlemenin ve harama bakmanın kaçınılmaz manevi zararları vardır. Mesela, bir insanın hayatında müstehcenlik ve bunun daha ağır halleri fazlaca var ise o kişinin hakiki manada bir dua ve zikir hayatı olması pek mümkün değildir. Bir bataklıkta güzel görünümlü ve hoş kokulu çiçekler yetiştirmek veya bir çöplükte lezzetli yemekler yapmak mümkün olmayacağı gibi müstehcenlik ile dua, harama bakmak ile zikir gibi ulvi haller aynı kalpte, aynı kişide bir arada bulunamaz. Biri, diğerini mutlaka aradan çıkarır.

Bediüzzaman Hazretleri de söz konusu günahlardan gelen manevi yaralar ve bu yaralardan kaynaklanan vesvese ve şüphelerin kalbin bâtınına ilişip imanı zedeleyeceğinden ve imanın tercümanı olan dilin ruhani zevkine de musallat olup insanı zikirden nefret edercesine uzaklaştırarak susturacağından bahseder.

Müstehcenlik Manevi Latifelere Zarar Veriyor

İslam’a uygun tesettürün az olduğu bir zamanda ve çevrede, gözlere az veya çok haram çarpması her zaman mümkündür. Fakat bir kişinin özellikle aradığı, peşinde koştuğu durumlar bundan çok farklıdır. Müstehcenlik bir insanın hayatına hakim olmuşsa bu insanın iç dünyasında dua ve zikir nurlarının oluşturacağı güçlü manevi bağlar oluşmaz. Böyle bir kişinin ciddi bir manevi hayatının olması da pek beklenemez. Ancak her şeye rağmen samimi bir tevbe ve istiğfarla manevi latifeler tekrar dirilebilir ve ilgili kişi manevi halleri olduğundan daha derin yaşayabilir.

Bu noktada duanın hayırlı amellere eğilim gücünü artıracağı, istiğfar ve tevbenin de çirkin davranışlara eğilim gücünü zayıflatacağını unutmamak gerekir. İlgili kişiye ıslah adına yardımcı olunmak istenirse bu ve benzeri hakikatlerin hatırlatılması ve uygulanmasının sağlanması Allah’ın izniyle işe yarayabilir.

Haber bültenine abone olun.

En son haberler, teklifler ve özel duyurulardan haberdar olmak için.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın

Bu hafta en çok okunanlar