¨Gümrah¨

28
Ziya Osman Saba (1910, İstanbul - 1957, İstanbul)
Bir Sözcük 

Gümrah: Farsça “güm” (kaybolmak) ve “râh” (yol) sözcüklerinden türemiş. İlk anlamı “yolunu yitirmiş” demek, dolayısıyla sözcük “doğru yoldan çıkmış, dalalete düşmüş, azmış” gibi anlamlar da yüklenmiş. Ama bununla kalmamış, suyun dere yatağından taşarak yolunu şaşırması gibi anlamlardan hareketle zamanla “bol, gür” anlamı kazanmış ve Türkçede bu anlamı daha yaygın kullanılıyor. Gümrah saç, gümrah su gibi. Sözcüğün anlamı kaynaktan kaymış bu şekliyle ama güzel bir yöne. 


Bir Atasözü 

Ay aydın, hesap belli: “Anlaşılmayacak bir şey yok; hesap kitap ortada; her şey ayan beyan, apaçık” anlamında kullanılan bir atasözüdür. 


Bir Deyim

Ufacık bir ipucuyla görmediğiniz dünyalar hakkında büyük hükümler verdiğiniz oldu mu? İğne deliğinden Hindistan’ı seyretmek tam da bu durumu özetler. 

Olumsuz bağlamlarda kullanılan bu deyim, az bilgiyle devasa yorumlar inşa etmenin yanıltıcı hâlini eleştirir.


Gurbetçi Sözcükler

Dizgin
“Gemin uçlarına bağlanarak hayvanı idare etmeye yarayan kayış” anlamına gelen bu sözcük attan inmeyen atalarımızla birlikte birçok ülkeye seyahat ederek gurbetçi sözcükler kervanına katılmıştır. 

Göç ettiği ülkelerden bazıları: 

Arapça: dizkîn, dazgîn, tazgîn

Rusça: çizgını 

Ermenice: dizgin, tizgin

Romence: dezghin, diskhin, desghin 

Bulgarca: dizgin, dizgini

Sırpça: dizgin, dızdın, dizgen 

Arnavutça: dizgjin, tizgjin, dyagina

Makedonca: dizgini


Bir Kitap

Bu Ülke: Cemil Meriç, rafine dili ve şahane üslubuyla Türkçeye gönül verenlerin rahle-i tedrisine uğramadan geçmedikleri düşünürlerden biri.

Bu Ülke ise daha önce Cemil Meriç okumayanlar için en güzel giriş kapısı. Meriç kitabı için şunları söylemiş: “Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği.”


Bunları Karıştırmayın

Masuniyet: Korunmuş olma, emniyet içinde bulunma durumu, dokunulmazlık. 

“O zaman yüzünün çocuklara mahsus körpeliği masuniyetle birleşmişti.”
(Peyami Safa)

Masumiyet: Masumluk, suçsuzluk, günahsızlık. 

“Aksine, onun her tavrından hayret, dehşet ve masumiyet tüttüğüne şahidim.”
(Necip Fazıl Kısakürek)

Görüldüğü gibi ilk sözcük korunmuş olmakla, ikincisi suçsuzlukla ilgilidir ama söyleniş benzerliğinden dolayı bu sözcükler karıştırılabilmektedir. Hukuk dilinde sıkça kullanılan “masumiyet karinesi” bir kimsenin suçu ispatlanıncaya dek masum yani suçsuz kabul edileceği kuralıdır. Korunmuş olmakla ilgili değildir. 


Bir Sözcüğün Yolculuğu

Bark: Bazı sözcükler tek başına pek kullanılmaz, hatta bir anlamı olduğu bile düşünülmez. “Ev bark” ikilemesindeki “bark” da bunlardan biri. Eski Türkçe döneminden beri çoğu zaman “ev”le birlikte kullanılmış. Tek kullanıldığı nadir örneklerde de “ev”e benzer anlamlar ifade etmiş. “Ev, mal mülk, karargâh, türbe.” Sözcük bugün “v” sesiyle başlattığımız “bar-” fiilinden türemiş. Yani “varmak”tan varılacak, gidilecek yer. 


Türkçenin Sultanları

Rabbim, Nihayet Sana…

Rabbim, nihayet sana itaat edeceğiz.
Artık ne kin ne haset ne de yaşamak hırsı…
Belki bir sabah vakti, belki gece yarısı,
Artık nefes almayı bırakıp gideceğiz.
Ben artık korkmuyorum, her şeyde bir hikmet var,
Gecenin sonu seher, kışın sonunda bahar.
Belki de bir bahçeyi müjdeliyor şu duvar,
Birer ağaç altında sevgilimiz, annemiz,
Gece değmemiş sema, dalga bilmeyen deniz,
En güzel, en bahtiyar, en aydınlık, en temiz…
Ümitler içindeyim, çok şükür öleceğiz.

Ziya Osman Saba


Türkçesini Kullanalım

Bodyguard X     Koruma √ 

Önceki İçerikAile: Yalnızlığın Panzehiri
Sonraki İçerikTabiatla İç İçe Yaşayan Evler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın