¨Âsûde¨

2
Bir Sözcük 

âsûde: Sıkıntı ve üzüntülerden uzak, dağdağasız, gailesiz, rahat, huzurlu. Sakin, sessiz.

“İnsanları şen, bacaları âsûde tüter
Ne güzel bir dünyam vardır.”

Cahit Sıtkı Tarancı


Bir Atasözü 

Sana taşla vurana sen aşla var:
Sana sert, kaba veya kötülükle yaklaşan bir kişiye senin yumuşaklık, hoşgörü ve iyilikle karşılık vermen gerektiğini anlatan değerli bir atasözüdür.


Bir Deyim

Sünger çekmek: Bir şeyi hiç olmamış saymak, silmek, silip atmak, unutmak.

“Bir türlü doyamadığım hürriyetimin üstüne sünger çekmek lazım geliyordu.” 

Orhan Kemal


Gurbetçi Sözcükler

Batak: 1. Üzerine basınca çöken çamurlaşmış toprak. 2. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış. 

Göç ettiği ülkelerden bazıları şunlardır:

Farsça: batkak, batlak
Arapça: batak
Rusça: batkák “batak, çamur”
Ermenice: batak
Macarca: patak
Romence: batac, bitació
Bulgarca: baták
Sırpça: batlak, batáć, bátak batákčija, batágdžija
Arnavutça: batak, batakçi, batekçi, badakçi, batakçeshe
Yunanca: batakeis, bastakciliki


Bir Kitap

Hikem-i Atâiyye: Ataullah İskenderî’nin bu ölümsüz eseri asırlar boyunca çok okunan, çok alıntı yapılan bir kitap olmuştur. Her ne kadar hacimce küçük bir kitap ise de tesiri hacmiyle kıyaslanamayacak kadar büyüktür. İçerdiği vecizeler dilden dile dolaşırken bazen atasözüne dönmüş, bazen alıntılayan kişilerin sözü sanılmıştır.

Etkisi böyle büyük olan bu eser asırlar boyunca Türkçeye defalarca çevrilmiş, şerh edilmiştir. 

Eserden örnek vecizeler:
“Eğer vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi.”
“O’nu bulan neyi kaybeder, O’nu kaybeden neyi bulur?”


Bunları Karıştırmayın

Çevrili: Etrafı çevrilmiş, çevresi kuşatılmış olan.
“Bizim lokantanın üzeri, yanları, karşısı büyük büyük apartmanlarla çevriliydi.” 

Orhan Kemal

Kaplı: Kaplanmış olan.
“Çantasından çok sayfalı, maroken kaplı küçük bir defter çıkardı.” 

Ömer Seyfettin


Türkçesini Kullanalım

data X     veri  √


Türkçenin Sultanları

Selam saygı hepinize

Gelmez yola gidiyorum

Ne karaya ne denize

Gelmez yola gidiyorum.

Ne şehire ne bir köye

Ne yıldıza ne de aya

Uçsuz bucaksız diyara

Gelmez yola gidiyorum.

Gemi bekliyor limanda

Tayfaları hazır onda

Gözüm kalmadı cihanda

Gelmez yola gidiyorum.

Eşim dostum yavrularım

İşte benim sonbaharım

Veysel karanlık yollarım

Gelmez yola gidiyorum.

(Âşık Veysel’in son şiiri.)


Bir Sözcüğün Yolculuğu

Robot: Günümüzde çokça kullanılan bu sözcük, çeşitli işler yapabilen otomatik araçları karşılıyor. Robot, uluslararası bir söz olarak hemen hemen her dilde benzer şekilde ve benzer anlamda kullanılır. Peki bu sözcük hangi yollardan geçip gelmiştir?

Türkçeye Fransızcadan giren sözcüğün doğum dili Çekçedir.

Sözcüğü ilk kez Çek yazar Karel Čapek, 1920 yılında yazdığı bir oyunda, teknolojinin gelişmesiyle insanın yapabildiği her işi üstlenebilecek düşsel makine adamları karşılamak için kullanmıştır. Bu ad, Eski Slavcada “uşaklık, kölelik” anlamında kullanılan rabota, robotadan gelmektedir. Çekçe ve Lehçede robota “angarya” anlamına gelir. Bazı diğer Slav dillerinde ise ràbota “iş” anlamında kullanılır. Bütün bu kullanımların kökünde ise “köle, kul” anlamındaki rab, rob vardır.

Âşık Veysel Şatıroğlu
(1894, Sivas – 1973, Sivas)

Önceki İçerikFütüvvet Ruhunun Temsilcisi: Hz. Yemliha
Sonraki İçerikSosyal Medyada Yazdıklarım Gıybet Sayılır mı?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın