
Bir Sözcük
âsûde: Sıkıntı ve üzüntülerden uzak, dağdağasız, gailesiz, rahat, huzurlu. Sakin, sessiz.
“İnsanları şen, bacaları âsûde tüter
Ne güzel bir dünyam vardır.”
Cahit Sıtkı Tarancı
Bir Atasözü
Sana taşla vurana sen aşla var:
Sana sert, kaba veya kötülükle yaklaşan bir kişiye senin yumuşaklık, hoşgörü ve iyilikle karşılık vermen gerektiğini anlatan değerli bir atasözüdür.
Bir Deyim
Sünger çekmek: Bir şeyi hiç olmamış saymak, silmek, silip atmak, unutmak.
“Bir türlü doyamadığım hürriyetimin üstüne sünger çekmek lazım geliyordu.”
Orhan Kemal
Gurbetçi Sözcükler
Batak: 1. Üzerine basınca çöken çamurlaşmış toprak. 2. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış.
Göç ettiği ülkelerden bazıları şunlardır:
Farsça: batkak, batlak
Arapça: batak
Rusça: batkák “batak, çamur”
Ermenice: batak
Macarca: patak
Romence: batac, bitació
Bulgarca: baták
Sırpça: batlak, batáć, bátak batákčija, batágdžija
Arnavutça: batak, batakçi, batekçi, badakçi, batakçeshe
Yunanca: batakeis, bastakciliki
Bir Kitap
Hikem-i Atâiyye: Ataullah İskenderî’nin bu ölümsüz eseri asırlar boyunca çok okunan, çok alıntı yapılan bir kitap olmuştur. Her ne kadar hacimce küçük bir kitap ise de tesiri hacmiyle kıyaslanamayacak kadar büyüktür. İçerdiği vecizeler dilden dile dolaşırken bazen atasözüne dönmüş, bazen alıntılayan kişilerin sözü sanılmıştır.
Etkisi böyle büyük olan bu eser asırlar boyunca Türkçeye defalarca çevrilmiş, şerh edilmiştir.
Eserden örnek vecizeler:
“Eğer vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi.”
“O’nu bulan neyi kaybeder, O’nu kaybeden neyi bulur?”
Bunları Karıştırmayın
Çevrili: Etrafı çevrilmiş, çevresi kuşatılmış olan.
“Bizim lokantanın üzeri, yanları, karşısı büyük büyük apartmanlarla çevriliydi.”
Orhan Kemal
Kaplı: Kaplanmış olan.
“Çantasından çok sayfalı, maroken kaplı küçük bir defter çıkardı.”
Ömer Seyfettin
Türkçesini Kullanalım
data X veri √
Türkçenin Sultanları
Selam saygı hepinize
Gelmez yola gidiyorum
Ne karaya ne denize
Gelmez yola gidiyorum.
Ne şehire ne bir köye
Ne yıldıza ne de aya
Uçsuz bucaksız diyara
Gelmez yola gidiyorum.
Gemi bekliyor limanda
Tayfaları hazır onda
Gözüm kalmadı cihanda
Gelmez yola gidiyorum.
Eşim dostum yavrularım
İşte benim sonbaharım
Veysel karanlık yollarım
Gelmez yola gidiyorum.
(Âşık Veysel’in son şiiri.)
Bir Sözcüğün Yolculuğu
Robot: Günümüzde çokça kullanılan bu sözcük, çeşitli işler yapabilen otomatik araçları karşılıyor. Robot, uluslararası bir söz olarak hemen hemen her dilde benzer şekilde ve benzer anlamda kullanılır. Peki bu sözcük hangi yollardan geçip gelmiştir?
Türkçeye Fransızcadan giren sözcüğün doğum dili Çekçedir.
Sözcüğü ilk kez Çek yazar Karel Čapek, 1920 yılında yazdığı bir oyunda, teknolojinin gelişmesiyle insanın yapabildiği her işi üstlenebilecek düşsel makine adamları karşılamak için kullanmıştır. Bu ad, Eski Slavcada “uşaklık, kölelik” anlamında kullanılan rabota, robotadan gelmektedir. Çekçe ve Lehçede robota “angarya” anlamına gelir. Bazı diğer Slav dillerinde ise ràbota “iş” anlamında kullanılır. Bütün bu kullanımların kökünde ise “köle, kul” anlamındaki rab, rob vardır.

Âşık Veysel Şatıroğlu
(1894, Sivas – 1973, Sivas)



















