¨Rahle¨

1
Bir Sözcük 

Rahle: Kitap okumak veya yazı yazmak üzere önüne oturulan, açılır kapanır alçak tahta masa. 

“Küçük küçük rahleler önünde benim kadar on beş yirmi çocuk sessiz sessiz oturuyorlar.” 

Ahmet Rasim


Bir Atasözü 

Latife latif gerek: Latifenin yani şakanın, esprinin kırıcı, kaba ve açık saçık olmaması, şaka yapılırken bile incelikten uzaklaşılmaması gerektiğini anlatır. Kaba ve tatsız şaka yapan kimselere karşı kullanılır.  


Bir Deyim

Alıp yürümek: Az zamanda çok ilerlemek, yayılmak, çoğalmak, artmak. 

“Dedikodular alıp yürümüştü.” 


Türkçenin Sultanları

Hayret 

İlk defa bakıyorum, Rab’bim, her şeye.
Yeryüzünü yeniden görür gibiyim,
 Bakıyorum renkler var: mavi, yeşil, mor…
Gökyüzünde bulutlar uçup gidiyor.

Yollarda insanları, kuşu, köpeği…
Öğreniyorum yeni baştan sevmeyi.
Şu âlem, ayan ettiğin bize,
Ağaç, dal, yaprak, meğer her şey mucize!

Anlıyorum her bir işte meramını,
Sevmeyi, ölmeyi, ömrün devamını…
Anlıyorum, şu kuş neden yuva yapıyor, Anlıyorum, Allah’ım, kalbim niçin çarpıyor.

Ziya Osman Saba 


Bir Kitap

Harman: Yavuz Bülent Bakiler’in daha önce yayımlanan şiir kitaplarını içine alan son şiir kitabı. 

Yavuz Bülent Bakiler şiiri, zengin içeriğe sahip bir yaşantı şiiridir. Onda dile gelen, Anadolu’ya has acı, sade ve samimi gerçeklerdir. Onu okurken Anadolu’yu yeniden içimizde hisseder, ona acır ve üzülürüz. Sanat yapma endişesinden, yapmacıklıktan uzak; arı duru bir dille yazdığı unutulmaz aşk ve memleket şiirleri, Bakiler’in sevilen bir şair olarak gönüllerde yer etmesini sağlamıştır. 


Bir Sözcüğün Yolculuğu

Yarın: Eski Türkçe “yaru-” fiil kökünden türetilmiştir. “Yarumak” ışımak, aydınlanmak anlamına gelen bir fiildir. “-(ı)n” eki alınca “sabah, gün doğumu, gündüz” anlamlarına gelir. Yarın sözcüğü aslında birçok dilde aynı şekilde türetilmiştir. Yani gün doğumu, sabah kavramlarıyla “yarın” sözcüğü arasında bir ilişki vardır.


Gurbetçi Sözcükler

Çörek: Türkçe sözlükte, az yağlı, bazen şekerli ve yumurtalı, gevrekçe bir hamur işi olarak tanımlanan sözcük, bazı çağdaş Türk dillerinde ekmek anlamında kullanılmaktadır. Göç ettiği ülkelerden bazıları şunlardır: 

Farsça: Çörek (“çörek, pide, ekmek”), çörekçî (“çörek yapan veya satan”)

Arapça: Çûrak, çurak, şûrak, şurak, çârâk (“çörek”), çurakçî (“çörekçi”), şurayk (“çörek, susamlı pide”)

Rusça: Çurek, çureçnıy (pide, çörek, mayasız iri çörek)

Ermenice: Çörek, çorak (çörek, pişi), çörekçi, çorakçi (çörek yapan veya satan)

Macarca: Csörege (çörek, mısır lapası)

Romence: Ciurechĭ (bir çörek çeşidi)

Sırpça: Čurek (beyaz undan yapılan çörek)

Arnavutça: Çyrek, çyreqe, çurek (çörek)

Yunanca: Çureki, çurek (çörek, buğday unuyla yapılan bir tatlı çeşidi)


Bunları Karıştırmayın

Ama: Birbirine zıt ve aykırı hüküm ifade eden iki cümleyi birbirine bağlayan bağlaç; ancak, fakat, lâkin. 

Âmâ: Kör. 

Bağlaç olan ilk sözcük kısa “a” ile seslendirilir. Bazen çift “m” ile ve ikinci “a” uzatılarak da seslendirilir: “ammâ” 

Kör anlamındaki ikinci sözcüğün her iki hecesi uzun okunur. 

Türkçesini Kullanalım

duayen X    aksakal √

“Bir meslekte yaşça ve kıdemce ileride olan” anlamındaki duayen sözcüğü yerine son zamanlarda Türkçe “aksakal” sözcüğü kullanılmaktadır.

Önceki İçerikDistopyalar Gerçeğe mi Dönüşüyor?
Sonraki İçerikKüçük Kareler, Büyük Hikâyeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın