¨Cihanşümul¨

Fazıl Hüsnü Dağlarca

2
Bir Sözcük 

Cihanşümul: Dünyayı kaplamış, dünya çapında, dünyayı kaplayacak ölçüde, evrensel, âlemşümul, üniversal. Dünya anlamındaki “cihan” ve kaplayan anlamındaki “şümul” sözcüklerinden oluşmuştur. Bir de bazen bu sözcükle karıştırılan “beynelmilel” sözcüğü vardır ki aslında tamamen başka bir şeydir. “Uluslararası, milletlerarası, enternasyonal” sözcükleriyle karşılanır. 


Bir Atasözü 

Cahilin dostluğundan arifin düşmanlığı yeğdir: Cahil biri, niyeti kötü olmasa dahi yaptığı işin ne tür sonuçlar doğuracağını hesap edemediğinden dostuna bilmeyerek fenalık edebilir. Akıllı düşmanın yapacağı kötülükse akıl yoluyla sezilir ve gereken tedbir alınabilir.


Bir Deyim

(Bir şeyden) el ayak (etek) çekme: Uzaklaşmak, kaybolmak.   

“Tarzının, yönteminin piyasadan el ayak çekmek zorunda kalacağını açık seçik kavrıyorsunuz.” 

Selim İleri 


Gurbetçi Sözcükler

Katık: Çağdaş Türkçede iki anlamı var katık sözcüğünün. İlki yemek, ekmeğin yanında yenen şey. İkincisi yoğurt, süzme. Göç ettiği ülkelerin bazısında bu anlamlardan biri bazısında diğeri öne çıkmış. 

Göç ettiği ülkelerden bazıları: 

Farsça: Katık, kâtok “ekşi süt, katık”; kâtok kerden; “katık etmek” 

Rusça: Katik, katuk “ekşiyip kesilmiş süt, katık, kurut” 

Ermenice: Katik “idareli yenen yemek, bir peynir türü” 

Bulgarca: Katik, katuk “ekmekle yenen şey, kesilmiş süt, kaymak, bir peynir türü” 

Yunanca: Katiki, katukin “yemekle yenilen, katık”


Türkçenin Sultanları

Yerle Gök Arasında Talih Beraberliği

Kuşlar ki göklerden gelir bize, 

Ağaçlar ki topraktan. 

Fakat nasıl bir aşinalık var, 

Kuşlar ağaçlara konduğu an. 

Fazıl Hüsnü Dağlarca


Bir Kitap

Mavisini Yitirmiş Yaşamak 

Türk edebiyatının en iyi deneme yazarlarından Ali Çolak’ın kaleminden çıkan Mavisini Yitirmiş Yaşamak’ta Türkçenin en güzel hâliyle kıpır kıpır canlandığını fark edersiniz. İçindeki her yazı okurun damağında doyumsuz bir tat bırakır, tecrübeyle sabittir. Bir kez okunup bırakılacak, bir okumayla tükenecek kitaplardan değildir yani. 

Kitabın arka kapağından:
“Bu kitaptaki her yazıyı kendinize yazılmış bir mektup gibi görebilirsiniz. Doğrusu da böyledir. Her biri sevgi ve içtenlikle örülmüş denemelerden. Kitabı okurken geçmiş zamanların kıyısında gezinecek, bakışlarınızı insanların, şehirlerin ve mevsimlerin gizlerine yönelteceksiniz.” 


Bir Sözcüğün Yolculuğu

Tabanca: Kısa namlulu bir silah türüdür. Aslı, “taban” sözcüğünden geliyor. Bildiğiniz taban, ayağın altı anlamındaki. “-ca” eki almış ve önce “küçük taban” gibi bir anlamla “el ayası” için kullanılmış. Dolayısıyla “el ayasıyla vurmak” anlamı da kazanmış, yani “tokat”, “şamar”. Bu anlamları 13. ve 14. yüzyıllarda yazılan eserlerde karşımıza çıkıyor. 17. yüzyılda gelişen teknolojiyle birlikte “tetik” anlamı kazanmış, 19. yüzyıl sonlarından başlayarak da küçük piştovlar için kullanılmaya başlamış yani bugünkü anlamını kazanmış. “Aya” ve “tokat” anlamlarına ne mi olmuş? 

Unutulmuş gitmiş… 


Bunları Karıştırmayın

Tahrifat: Bir şeyin, özellikle metnin aslını bozma, değiştirme. 

Tahribat: Yıkıp bozma, harap etme. 

“Hesaplarda tahrifat var.” Hesaplar üzerinde oynama yapılmış, gerçek sayılar değiştirilmiş. 

“Deprem binalarda büyük tahribata neden oldu.” Binalar yıkıldı veya oturulamayacak hâle geldi. 


Türkçesini Kullanalım

Çip X    Yonga √

İngilizce “chip” sözcüğü yerine önerilen “yonga” bazı yayınlarda kullanılmaktadır. Sözlüğe girmiştir. 

Önceki İçerikSporun Yeri ve Zamanı Olur mu?
Sonraki İçerikÇocuğumuz Olmuyor, Evlat Edinebilir miyiz?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın