
Soru: Yıllardır çocuğumuz olmuyor ve evlat edinmek istiyoruz. İslam’ın bu konudaki hükmü nedir? Evlat edinmenin doğru bir yolu, yöntemi var mı?
(Rumuz: Bekleyen)
Cevap: Yıllarca umutla beklemiş ve ardından yeni bir yola niyet etmişsiniz. Bu yolculuğa çıkmadan aklınızı kurcalayan soruların cevabını ise ayet ve hadisler ışığında birlikte ele alalım.
İslam, kimsesiz ve bakıma muhtaç çocuklara sahip çıkmayı büyük bir fazilet olarak görür. Ancak evlat edinme meselesinde bazı önemli sınırlar çizer. Kur’an ve sünnet, neyin caiz neyin caiz olmadığını açıkça ortaya koyar.
Kur’an’da, evlat edinme meselesi doğrudan ele alınır. Ahzab suresi 4. ayette şöyle buyrulur: “Allah evlatlıklarınızı öz oğullarınız kılmamıştır. Bunlar ağızlarınızla söylediğiniz mânâsız sözlerden ibarettir.” Bu ayetin inmesinden önce İslam’ın ilk yıllarında evlat edinme uygulaması vardı ve Hz. Peygamber’in azatlısı Zeyd, “Zeyd ibn Muhammed” olarak anılıyordu. Ayet nazil olunca bu uygulama sona erdi. Bu gerçeği pekiştirmek için Allah, Hz. Peygamber’in daha önce evlatlığı olan Zeyd’in boşadığı kadınla evlenmesini bizzat takdir etmiştir. Ahzab suresi 37. Ayette ise şöyle buyrulur: “Zeyd eşini boşayıp onunla ilişkisini kestikten sonra, biz onu sana nikahladık ki, bundan böyle evlatlıkları, eşleriyle ilişkilerini kestikleri, onları boşadıkları zaman, o kadınlarla evlenmek hususunda müminlere bir güçlük olmasın.” Bu ayet, evlatlık ilişkisinin gerçek bir nesep bağı olmadığını bizzat ilahi irade ile tescil etmektedir.
Peki bu ne anlama geliyor? İslam, bir çocuğun gerçek nesebinin, yani biyolojik bağının başka birine nisbet edilmesini kabul etmiyor. Yani evlat edinilen çocuğun soyadını, mirasını ve aile bağını yapay olarak yeniden düzenlemek İslami açıdan caiz görülmüyor. Bunun temelinde son derece derin bir adalet anlayışı yatıyor: Her çocuk, kime ait olduğu biliniyorsa o kişiye aittir. Bu hem çocuk için hem de biyolojik ebeveyn için bir haktır.
Ancak burada çok önemli bir ayrımın altını çizmek gerekiyor. İslam’ın yasakladığı şey, . . .




















