Hiçbir Belirti Yokken…

Soru: Hocam, ben Serap. 51 yaşındayım, menopoz sürecindeyim. Rutin kontrolde kolesterolümün yüksek olduğunu öğrendim. Hiçbir belirti yokken böyle bir sonuç çıkması beni hem şaşırttı hem de endişelendirdi. Menopoz bu tabloyu etkiler mi? Bundan sonra nasıl bir yol izlemeliyim?

52

Cevap: Serap Hanım, 51 yaşında, iki çocuk annesi… Bu yıl rutin kontrolüne gittiğinde kendini son derece iyi hissediyor. Tahlil sonuçları geldiğinde ise tatsız bir sürprizle karşılaşıyor: Yüksek kolesterol. Doktoruna şaşkınlıkla “Ama hiçbir şeyim yok ki!” deyince aldığı cevap onu daha da şaşırtıyor: “Biliyorum. Kolesterol  maalesef böyle çalışır.”

Kıymetli okurlarım, eğer siz de Serap Hanım’ın şaşkınlığını paylaşıyorsanız, doğru yerdesiniz. Çünkü kolesterol sessizdir; ağrı yapmaz, ateş çıkarmaz, kendini belli etmez. Sadece sonuçlarıyla konuşur. Bu nedenle tahlilde karşınıza çıkan bu erken uyarıyı ciddiye almak, ileride çok daha büyük sorunların önüne geçebilir.

Kolesterol Nedir?

Vücudunuz aslında kolesterole yabancı değildir; aksine ona ihtiyaç duyar. Çünkü kolestrol hücre zarından hormon üretimine kadar pek çok hayati süreçte görev alan temel bir yapı taşıdır. Varlığı bir tehdit değil, hayatın sürekliliği için kurulan hassas dengenin bir parçasıdır. Ancak bu yapı taşı, yağlar suda çözünmediği için, kanda tek başına dolaşamaz; lipoprotein adı verilen taşıyıcılara tutunarak yol alır. Bu taşıyıcıların iki ana türü vardır:

LDL (Kötü Kolesterol): Kolesterolü dokulara taşır. Fazlası damar duvarlarında birikerek zamanla tıkanıklığa yol açabilir.

HDL (İyi Kolesterol): Dokulardaki fazla kolesterolü toplayıp karaciğere geri götürür.

Menopoz Sonrası

Serap Hanım’ın yaşı bu noktada  önem kazanıyor. Menopoz öncesinde östrojen HDL’yi yüksek tutarak kadınlara doğal bir koruma sağlar. Menopoz sonrasında ise bu kalkan zayıflar; LDL yükselme, HDL düşme eğilimi gösterir. Bu nedenle ellili yaşlardaki kadınlarda kolesterol takibi hayati bir rutin hâline gelir.

Ne Zaman Tehlikelidir?

Kolesterolün asıl tehlikesi, vücudun hangi bölgesindeki damarları hedef aldığına göre şekillenir. Eğer bu sinsi birikim kalp damarlarında yoğunlaşırsa kalp krizine, beyin damarlarını etkilerse felce, bağırsak damarlarında oluşursa ciddi sindirim sorunlarına zemin hazırlar. Belirti vermeyen o meşhur sessizliği de işte tam bu noktada devreye girer. Çünkü içeride hasar büyürken dışarıda her şey yolunda görünebilir.

Rakamların Dili

Kolesterol değerlerini okurken rakamların ötesindeki anlama odaklanmak gerekir. Genel bir kural olarak, toplam kolesterolün 200 mg/dl’nin altında olması “normal” kabul edilir. 200-240 arası sınırda bir uyarı, 240’ın üzeriyse yüksek riskli bir bölgedir. 

Kötü olarak bildiğimiz LDL için hedefimiz 130’un altıdır. 160’ı aşan değerler ise damar sağlığı için kırmızı alarm demektir. Bizi koruyan “iyi” kolesterol HDL’nin ise 40 mg/dl’nin altına düşmemesi hayati önem taşır.

Tıbbi açıdan en anlamlı göstergelerden biri de LDL’nin HDL’ye oranıdır. Eğer bu oran 2,5’in altındaysa tablo “çok iyi”dir. 2,-3,3 arası “kabul edilebilir” sınırları temsil eder. Ancak oran 3,3’ün üzerine çıkmışsa, artık profesyonel bir dikkat ve müdahale kaçınılmazdır. 

Unutulmamalıdır ki kolesterol bazen genetik bir mirastır, bazen de yaşam tarzının sessiz bir sonucudur. Şeker hastalığı gibi durumlar ise bu tabloyu daha da ağırlaştırabilir.

Çocuklarınız da Risk Altında Olabilir

Ailede yüksek kolesterol veya erken yaşta kalp hastalığı öyküsü varsa, bu durum genetik yatkınlık göstergesi olabilir. Aile hiperkolesterolemisi adı verilen bu tabloda çocuklar da etkilenebilir. Sizde yüksek kolesterol saptandıysa, çocuklarınızın da tahlil yaptırması yerinde olur. Erken fark edilen risk, erken önlenen hastalık demektir.

Artık kolesterol ile tanıştığınıza göre o “sessiz” misafiri fark etme vaktiniz gelmiş demektir. Şimdi sıra ona nazikçe kapıyı göstermekte.

Sağlıcakla kalın…


Dr. Deva’nın Reçetesi
  • 1. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmeyi alışkanlık hâline getirin.
  • 2. Hayvansal yağları azaltın, zeytinyağına yönelin.
  • 3. Kırmızı et yerine haftada en az iki kez balık tüketin.
  • 4. Kızartma yerine fırın ve haşlama yöntemlerini tercih edin.
  • 5. Fazla kilonuz varsa kontrollü şekilde verin.
  • 6. Her gün en az 40 dakika yürüyüş yapın.
  • 7. Sigara ve alkolü hayatınızdan çıkarın.
  • 8. Stres yönetimine önem verin; gergin bir ruh, bedeni de yorar.
Kes & Sakla 

(Buzdolabına asın, ailece başlayın.)

  • Pazartesi: Kahvaltıda tereyağı yerine zeytinyağı deneyin.
  • Salı: Öğle yemeğinde tabağın yarısını sebzeyle doldurun.
  • Çarşamba: Tüm aileyle 30 dakika yürüyüşe çıkın.
  • Perşembe: Akşam yemeğinde kırmızı et yerine balık pişirin.
  • Cuma: Tatlı yerine meyve tabağı hazırlayın.
  • Cumartesi: Çocuklarınızla birlikte sebze ağırlıklı sağlıklı bir kahvaltı sofrası kurun.
  • Pazar: Bir sonraki hafta için aile tahlil randevusu alın.

Önceki İçerikEvin Sadık Sakinleri: Kitaplar
Sonraki İçerik¨Serencam¨

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın