Sen Geç Hocam

Dinimizde cemaat hâlinde ibadet etmek teşvik edilmiş, hatta bazı ibadetler için cemaat şart koşulmuştur. Beş vakit namaz, cuma namazı ve bayram namazları cemaatle eda edilen belli başlı ibadetlerdir. Cemaatle eda edilen namaz, Müslümanlar arasında var olan manevi bağın en önemli göstergelerinden biridir.

Birlikte eda edilen ibadetler vesilesiyle Müslümanlar birbirleriyle görüşüp hâllerinden haberdar olur, bilgi alışverişinde bulunur, aralarında disiplin, sevgi, düzen tesis eder ve böylece ibadetlerini severek yaparlar. Peygamber Efendimizin hayatı boyunca cemaatine namaz kıldırması, hastalandığında da cemaate katılarak Hz. Ebû Bekir’in arkasında saf tutması, konunun İslâm’daki yerini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Cenabı Hakk’ın Hz. Peygamber’den, düşman korkusunun bulunduğu sefer hâlinde bile namazı cemaatle kıldırmasını istemesi (Nisâ suresi, 4/101-102), namazın normal zamanlarda öncelikle cemaatle kılınması gereğini ortaya koyar. Ayrıca hadislerde, cemaatle kılınan namaza verilecek sevabın tek başına kılınan namazın sevabından yirmi beş veya yirmi yedi kat fazla olduğu ve cemaate gitmek için atılacak her adımın mükâfatlandırılacağı bildirilmiş, cemaate katılanların sayısı arttıkça kılınan namazın sevabının da artacağı haber verilmiştir.

İmamda Bulunması Gereken Özellikler

Bu noktada cemaate namaz kıldıracak kişide, yani imamda bulunması gereken vasıflar önem kazanmaktadır. Zira imamlık görevi, Peygamber Efendimizin bizzat ifa etmesi sebebiyle, âdeta ona halefiyet gibi görülmüş ve salih amellerin en hayırlılarından biri kabul edilmiştir.

Resûl-i Ekrem’in, bir kimsenin cemaate ancak onların izni ve hoşnutluğu bulunduğunda imamlık yapmasını tavsiye etmesi de konunun bir diğer önemli yanıdır. Cami dışında veya görevlisi olmayan bir mescitte namaz kılınacaksa imamlığa geçecek kişide aranacak vasıflar şunlardır:

  • Yönetici mevkiinde bulunan kimseler, imamlık için gerekli asgari şartları taşımaları hâlinde imamlığa başkalarından daha layıktırlar.
  • Evde cemaat yapılacaksa evin sahibi veya onun izin verdiği kişi imam olmalıdır. Çünkü Peygamber Efendimiz, bir eve misafirliğe gidildiğinde; o ev sahibinin imamlık için hakkı bulunduğunu ve ancak onun izniyle bir başkasının imamlık yapabileceğini söylemiştir.
  • Namaz hükümlerini en iyi bilip, Kur’an-ı Kerim’i daha güzel okuyan kişi imamlığa daha layıktır.
  • Namaz kıldırmaya yönelik eğitim almış cami imamı, ilahiyat yahut imam hatip mezunu veya talebesi varsa, onların imamlığı bu açıdan tercih edilmelidir.
  • Daha müttaki, yani kulluk şuuru ve ibadet hassasiyeti yüksek olan kişi de imamlıkta tercih edilir.
  • Yaşça veya ahlâken diğerlerinden daha önde olan kimsenin imamlığa geçmesi daha münasiptir.
  • Cemaat mukim ve yolculardan oluşuyorsa mukim olan kişinin namazı kıldırması tercih edilmelidir.
Olmazsa Olmaz Şart: Temizlik Hassasiyeti

Bunların dışında bir grubun, ev halkının ya da öğrencilerin rehberliğini yapan kişi için imamlık hem hak hem de vazifedir. Dolayısıyla bir yerde misafir veya konuşmacı olarak bulunan kişilerin, imamlığı o grubun rehberine bırakmaları daha uygundur.

Böyle bir vazife kendisine emanet edilmiş kimseler de abdest, elbise temizliği gibi konularda daha hassas olmalı ve Kur’an-ı Kerim ezberlerini ve tecvit bilgilerini de yeterli hâle getirmelidirler.
Son olarak şunu da hatırlatmış olalım: İmamlıkta öncelik sıralamasına riayet etmek dinen vacip değil müstehap olduğundan, buna riayet edilmeksizin gerekli şartları taşıyan bir kimsenin imam olması hâlinde arkasında kılınan namaz da geçerli sayılır.

Haber bültenine abone olun.

En son haberler, teklifler ve özel duyurulardan haberdar olmak için.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın

Bu hafta en çok okunanlar