Ya hayır söyle ya sus!

“Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun.”

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ne güzel buyurmuşlar. “Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhârî, Edeb 31) Edindiğimiz yeni bilgiler, her geçen gün Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) hadislerini daha iyi anlamamıza vesile oluyor; O’nun nübüvvet ve ferasetine hayranlığımızı bir kat daha artırıyor. 

Hayatımız boyunca hepimiz, kelimelerin ne denli yaralayıcı yahut onarıcı olabileceğine dair tecrübeler edinmişizdir. Öyle ki, tıp literatüründe “psikolojik şiddet” kapsamında değerlendirilebilecek bazı cümleler, kelimeler hatta imalar, insanların hayatlarını bir anda altüst edebiliyor. 

Yapılan araştırmalar, kültürden kültüre, insandan insana değişmekle birlikte, insanların günlük ortalama 7 ile 20,000 arasında kelime kullandığını gösteriyor. Bir önceki cümleyi dönüp tekrar okuduğunuzu görür gibiyim. Evet, 20,000 kelime. Belki de konuşmak, doğal olarak yapageldiğimiz bir eylem olduğu için bu kabiliyetimizi çoğu kez ciddiye almıyoruz. Halbuki çoğumuz, baş dille tartılır atasözünü duymuşuzdur. Sosyal hayatta kişiliğimize dair ilk elden bulguları sözcük tercihlerimizle veriyor, ilişkilerimizin temelini kullandığımız cümlelerle atıyoruz. Yani dilimizle tartılıyoruz. Dolayısıyla ağzımızdan çıkan her bir söz, hayat konforumuzu ya yükseltiyor ya da büsbütün düşürüyor. 

Beynimiz sürekli yenileniyor

Önceden bilim insanları, hayatımızı, doğuştan getirdiğimiz beyin hücrelerinin var olan kabiliyetleriyle sürdürdüğümüzü düşünüyorlardı.  Oysa son 50 yıldır yapılan sinirbilim araştırmaları, beynimizin de sürekli yenilenen bir organ olduğunu ortaya koydu. Bu alandaki incelemeler, insanın ne kadar çok dış uyaranla karşılaşırsa, sinir hücrelerinin birbirleriyle o kadar çok ağ bağlantısı kurduğunu ortaya koyuyor. Her bir bilgi, iki sinir hücresi arasında yeni bir bağ oluşturuyor. Dış uyaran eksikliği olan durumlardaysa sinir hücreleri arasındaki bağlantılar azalıyor yahut zayıflıyor. İşin gerçeği, beyin dokusu da tıpkı bir kas kitleleri gibi. Kas dokusunu ne kadar çok kullanırsanız o kadar büyür ve güçleniyor. Aynen öyle de uygun sayıda ve kalitede dış uyarana muhatap olan beynin algılama, değerlendirme ve doğru karar verme yetenekleri gelişiyor.  

Negatif kelimeler insan davranışlarını olumsuz etkiliyor

Duygu, düşünce, davranış, hareket ve duyular nöron adı verilen sinir hücrelerinin bağlantılarıyla yönetilir. İnsan beyninde yaklaşık 86 milyar sinir hücresi vardır. Her bir nöron, etrafındaki nöronların her biriyle yaklaşık 1.000’er bağlantı kurar. Beyindeki milyarlarca hücre arasında sayısız bağlantı vardır. Bu da beynimizi katrilyonlarca bağlantıdan oluşan muazzam bir ağ yumağı hâline getirir. Bilgi, beynimizde kimyasal, iyonik ve elektriksel bir mekanizmayla oluşur ve bahsi geçen mükemmel ağlarla iletilir. Bilgi akışının temin edilmesinde pek çok hormon ve kimyasal iletici rol alır. İnsanların ruhsal durumlarının değişmesinde etkili olan bu maddelerden bazılarını duymuşuzdur: Dopamin, serotonin, endorfin, asetilkolin. Tüm bu mekanizmalar, insanın tepkileriyle harekete geçer ve beyinde değişik kimyasalların oluşmasını sağlar. 

Yapılan güncel araştırmalar, insan beyninin “evet” ve “hayır” kelimelerine farklı reaksiyonlar verdiğini ispatlıyor. Örneğin, “hayır” ile başlayan cümlelere muhatap olan beyin, daha fazla kortizol (stres hormonu) salgılıyor. “Evet” ile başlayan cümlelerse tam tersi bir etki yaratıyor. Bu durumda beyin, daha fazla Dopamin (haz, mutluluk veren bir hormon) salgılıyor. Kısacası, konuştuğumuz ve işittiğimiz her söz, beynimizde bir dizi reaksiyona sebep oluyor. Bu reaksiyonlar da duygu durumumuzda ölçülebilir negatif ya da pozitif sonuçlar meydana getiriyor. 

Güzel sözler hafızayı güçlendiriyor

İnsan beyni sevimsiz kelimelere muhatap olduğunda, strese ve kaygıya yol açan hormonları serbest bırakıyor. Bu hormonlar, beyindeki özel bazı bölgeleri olumsuz etkiliyor. Söz konusu bölgeler çok küçük bir hacme sahip olsalar da karar verme, hafızaya alma, korkma ve agresif davranma gibi pek çok duygusal ve bilişsel sürecin kontrolünde çok önemli roller oynuyor. 

Duyduğumuz olumsuz çağrışımı yüksek kelimeler ve cümleler, bahsedilen bölgeleri uyararak stres hormonu seviyesini yükseltiyor ve biz fark etmesek de gün boyu kendimizi gergin hissetmemize sebep oluyor. Bu da zamanla psikolojik, zihinsel ve fiziksel sağlık problemlerine davetiye çıkarabiliyor. Buna mukabil iyimser cümleler, beynimizin duygusal kararlar vermemizi sağlayan bölgelerinin faaliyetlerini artırarak olumlu bir bakış açısı kazanmamızı ve daha sağlıklı sosyal ilişkiler kurmamızı temin ediyor. 

Negatif sözcükler daha kalıcı

Hâl böyleyken, negatif tabirler, pozitif olanlara nazaran çok daha güçlü ve kalıcı bir etkiye sahiptir. Bu etkiler o denli güçlüdür ki, bazı negatif kelimeleri birkaç saniye boyunca okumak bile gerginlik ve huzursuzluk seviyenizi artırabilir. “Ölüm”, “cinayet”, “kanser”, “kahır”, “acı”, “mutsuzluk” gibi kelimeler, okurlarının üzerinde derin bir etki oluşturabilir.

Bu konuda çalışan bazı bilim adamları, olumsuz bir kelimenin tesirini asgariye indirebilmek için en az beş olumlu kelime duymanız gerektiğini iddia ediyor. Bu da dolaylı olarak kırıcı, incitici lakırdılardan sonra basit bir özrün yetmeyeceği, muhatabın ondan çok daha fazlasına ihtiyaç duyduğu anlamını taşıyor. Lakin istediğini söyleyen istemediğini işittiği için bu kolay kolay mümkün olmuyor. Sahibine ait olan kötü söz, sevimsiz bir kısır döngü doğuruyor. Elbette bunun aksi de mümkün. Örneğin iş hayatıyla ilgili bir araştırmada, tamamladığı görevler için sık sık teşekkür alan personellerin, daha özverili çalışma eğilimi gösterdikleri ifade ediliyor. 

Sıkıntılı olduğunuz zamanlara dikkat

Atalarımız, “dertli söylegen olur” demiş. O hâlde özellikle sıkıntılı ve gergin olduğumuz zamanlarda sarf ettiğimiz cümlelere dikkat etmeliyiz. Psikiyatri uzmanları, daha doğru kararlar verebilmemiz için, sevgi dolu ifadelere ve pozitif tercihlere günlük hayatımızda daha çok yer açmamız gerektiğini söylüyor. Hayat kalitemizi yükseltmek adına, sahip olduklarımızı sık sık hatırlamamızı ve onlar için fırsat buldukça şükür ifade eden cümleler kurmamızı tavsiye ediyorlar. Sabah-akşam dualarımız, günlük zikirlerimiz ve tesbihatımız, bu şükrü ifade etmek için biçilmiş kaftan!

Dudaklarımızdan dökülenlerin bizi biz yaptığının bilincinde olup, kelimeleri tartarak konuşmalıyız. Ağzımıza her geleni söyleyerek hayırsız kelimelerle ruhumuzu karartmak yerine, hayırlı cümlelerle güzelliklere yelken açmalıyız. Hasılı hem kendimizi hem de toplumsal huzur ve güveni temin etmek için kem sözlerin şerrinden Allah’a sığınmalı Şeyh Edebali’nin dediği gibi çok konuşmamalı, boş konuşmamalı, kem konuşmamalıyız.

Haber bültenine abone olun.

En son haberler, teklifler ve özel duyurulardan haberdar olmak için.

1 Yorum

  1. çok teşekkürler Figen hnm çocukluğumuzdan itibaren maruz kaldığımız özensiz olumsuz kelimelerle iletişim kurmayı öğrenmiş bir nesil olarak aynı tavrı istemese de farketmeden kendi çocuklarıma zaman zaman özellikle stres altındayken göstermiş oldugumu farketmiş ve kahroluyordum.. Ama bunun telafisi olduğunu tamir edilebileceğini öğrenmiş oldum yazınız sayesinde. Çok teşekkür ederim

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın

Bu hafta en çok okunanlar