Zor Sorular Başka Dinlerin İbadetine Eşlik Edilebilir Mi?

Başka Dinlerin İbadetine Eşlik Edilebilir Mi?

Soru: İsviçre'de yaşıyorum. Ehl-i Kitap'tan bazı dostlarımın özel bir günü vesilesiyle onları evime davet ettim ve kendilerine yemek ikram ettim. Bu esnada onlar kendi ibadet ritüellerini gerçekleştirdiler ve ben de onlara eşlik ettim; örneğin ilahilerini birlikte söyledik. Bu durum dinen sakıncalı mıdır? (Rumuz: Acaba)

120

Cevap: Ehlikitaba yemek ikram etmek, Kur’an-ı Kerim’in açık hükmüyle helaldir. Nitekim Maide suresinin beşinci ayetinde, “Kendilerine kitap verilenlerin yiyeceği size helaldir, sizin yiyeceğiniz de onlara helaldir.” buyurulur. Ayrıca Mümtehine suresinin sekizinci ayetinde, Müslümanlarla savaşmayan gayrimüslimlere karşı iyilik ve adaletle davranmanın meşru olduğu bildirilir. Bu çerçevede misafirlik, ikram ve sosyal ilişkiler dinen sakıncalı değildir.

Ancak mesele, onların ibadetlerine fiilen eşlik etme noktasına geldiğinde hassas bir inanç sınırına dayanır. Burada belirleyici olan şey, niyet ve kalpte oluşan yöneliştir. Şayet kişinin kalbinde; onların inanç ve ritüellerine dinî bir kutsiyet atfetme, kendi inancını geri plana atıp taklit etme arzusu ya da onların inancını üstün görme eğilimi oluşuyorsa bu tür eşlikler dinen sakıncalı hâle gelir.

Özellikle ilahi ve dua gibi metinlere anlamı bilinmeden eşlik edilmesi ciddi bir risk taşır. Çünkü bu tür metinlerde, İslam’ın temel ilkesi olan tevhit inancına aykırı, şirk içeren ifadeler yer alabilir. Allah’a ortak koşmayı çağrıştıran bu tür sözlere katılmak veya onları tekrar etmek, büyük günah olan şirke iştirak anlamına gelir.

İslam inancına göre Tevrat ve İncil’in asli vahiyleri zamanla tahrifata uğramıştır. Kur’an-ı Kerim, Bakara suresinin yetmiş beşinci ayetinde bu duruma açıkça işaret eder. Bu nedenle bugün mevcut metinlerde hem tevhidi ifadeler hem de İslam akidesiyle çelişen unsurlar bir arada bulunabilir. Nitekim mevcut Tevrat metinlerinde bazı peygamberlere yakıştırılan ve onların ismet (günahsızlık) sıfatıyla bağdaşmayan kıssalar buna örnektir. Bu sebeple metinlerin içeriği bilinmeden eşlik etmek her zaman risk taşır.

İtikadi açıdan bakıldığında ehlikitap içinde tevhit vurgusu görece daha belirgin olan inanç sistemi Museviliktir. Bu nedenle bazı Yahudi duaları ve ilahileri açık bir aykırılık içermeyebilir. Ancak yine de her metin kendi içinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Buna karşılık Hristiyanlık ve Hint menşeli inançlarda yer alan pek çok dua ve ilahide tevhit inancına aykırı unsurlar yaygındır ve bunlara eşlik etmek uygun değildir.

Son Ölçü: Çocukların Zihni Karışıyorsa…

İslam hukukunda önemli bir ilke vardır: sedd-i zerâi, yani harama giden yolların baştan kapatılması. Bir davranış kendi başına mübah olsa bile, ileride inanç zafiyetine veya yanlış bir algıya kapı aralıyorsa yasaklanabilir.

Bu sebeple ehlikitabın ibadetine eşlik etme davranışı, çocukların veya dini bilgisi zayıf bireylerin zihninde “bütün dinler aynıdır” gibi yanlış bir algı oluşturuyor, onları taklide sevk ediyor ve kendi dini kimliklerinden uzaklaştırıyorsa, bu durum haram sınırına dayanmış olur.

Bir sofrayı paylaşmak başka, inancı paylaşmak başkadır. İslam, dostluğa kapı açar; fakat itikadı korumayı emreder. Saygı ile özenti arasındaki sınır kaybolursa çocukların zihninde dinler arası belirsizlik başlayabilir.

Nerede Durmalıyız?

Aşağıdaki çizgiler aşıldığında, artık saygı değil, inanç tavizi başlar:

  • İlahilerde veya dualarda şirk içeren ifadeler yer alıyorsa,
  • Teslis, tanrılaştırma veya kutsallaştırma vurgusu yapılıyorsa,
  • Peygamberlere yakışmayan sözler dile getiriliyorsa,
  • Ortamda “Biz de aslında aynı şeye inanıyoruz” algısı oluşuyorsa…

İşte tam burada durmalıyız. Çünkü bu noktadan sonra eşlik, nezaket sınırını aşar ve itikadı zedelemeye başlar.

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın