Başörtüsü Zor Geliyor, Ne Yapmalıyım?

Başımı örtmek o kadar ağır geliyor ki anlatamam. Üstelik bu durum hem sosyal hayatımı tam anlamıyla sekteye uğratıyor hem de ruhumu daraltıyor. Ne yapacağımı şaşırdım. Zorlansam da başımı örtmeye devam mı etmeliyim, yoksa... (Rumuz: Kar Kuşu)

68

Sevgili Kar Kuşu, “Anlatamam.” derken bile aslında ne çok şey anlattın. Sorundaki “ruhumu daraltıyor” kelimelerinde biraz durdum. Dışarıdan kolay görünen bir şeyin insanın içinde ne fırtınalar kopardığını başkaları her zaman bilemiyor. Hele mesele dinî hayatımızsa, zorlandığımızı söylemek bile yük hâline gelebiliyor. 

Üstüne üstlük, kendimizi “İmanım mı zayıfladı, isyan mı ediyorum?” diye hırpalayabiliyoruz. O yüzden gel, meseleye bir fıkıh tartışmasından önce bir insan, bir kul olarak bakalım.

Çevrende kendini yalnız mı hissediyorsun? İş veya eğitim hayatında karşına engeller mi çıkıyor? Yoksa yıllardır “başörtülü kadın” kimliğinin senden beklediklerini taşımaktan mı yoruldun? Cevabın hangisi olduğunu bilmiyorum. Ama bilmeden sana verilecek her kestirme cevabın eksik kalacağını biliyorum.

İnsan bazen Allah’ın bir emrini inkâr ettiği için değil, onu yerine getirirken yorulduğu için zorlanır. Namazın farz olduğuna inanıp namazında zorlananımız, affetmenin güzel olduğunu bilip bir türlü affedemeyenimiz yok mu? 

İnsan inanarak da zorlanabilir. Üstelik bu mücadeleyi yaşayan tek kişi sen değilsin. Zorlanıyor olman seni kötü bir Müslüman yapmaz.

Bunu söyledikten sonra meselenin dinî tarafını da senden saklamayalım. İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu, Müslüman kadının saçını örtmesini dinî bir yükümlülük olarak değerlendirmiştir. Sana kendini daha iyi hissettirebilmek için “Aslında başını örtmesen de olur.” diyemem. Bu sana karşı dürüstlük olmaz. Ama buradan “Başını açarsan her şey biter.” sonucuna da varamam.

Başörtüsü Allah’la ilişkinin bir parçasıdır Kar Kuşu; ama Allah’la ilişkin başörtüsünden ibaret değildir. Sen namazınsın, duansın, merhametinsin, doğruluğunsun. Bir dostunun derdini dinlediğin o uzun akşamsın. Kimsenin görmediği yerde yaptığın iyiliksin. Kırdığın kalbi onarmak için attığın adım, yalnızca Allah’ın bildiği gözyaşınsın.

Kulluk bütün bunlardan daha büyük bir yolculuktur Kar Kuşu. Bir yerde eksilmemiz, diğer bütün güzelliklerimizi yok etmez. Kur’an’ın ifadesiyle, “Şüphesiz ki iyilikler kötülükleri yok eder. (Hûd suresi, 11/114) Çok şükür ki dinî hayatımız “Ya hepsini eksiksiz yaparsın ya da hiçbirinin anlamı kalmaz.” diye işlemiyor.

Bir şeyi daha hatırlayalım: Tesettür anlatılırken bazen “erkeği tahrik etmemek” merkezli bir dil kullanılıyor. Oysa Kur’an’ın kadın ve erkeğe birlikte öğrettiği daha geniş bir edep dünyası var: Bakışın iffeti, davranışın vakarı, mahremiyet… Nitekim kadınların tesettüründen hemen önce erkeklere bakışlarını sakınmaları ve iffetlerini korumaları emrediliyor. (Nûr suresi, 24/30)

Bir davranışın dinî hükmü hakkında konuşabiliriz; fakat bir insanın Allah katındaki değerini ölçemeyiz. Başı örtülü bir kadının Allah’a başı açık bir kadından daha yakın olduğunu nereden bilebiliriz? Kalplerde verilen mücadeleleri, taşınan imtihanları bilmiyoruz. O terazinin sahibi biz değiliz.

Peki Şimdi Ne Yapacaksın?

Ben olsam bugün bana ağır geliyor diye başörtümle hemen vedalaşmazdım Kar Kuşu. Ama sana “Dişini sık, sorgulama; ne hissedersen hisset devam et.” de demezdim. Önce bu ağırlığın nereden geldiğine bakardım: “Ben başörtüsünü mü istemiyorum, yoksa başörtülü olarak yaşarken karşılaştığım hayat mı beni yoruyor? Başımı açarsam yaşadığım sıkışmışlık gerçekten ortadan kalkacak mı?” Sosyal hayatının daraldığını söylüyorsun. Belki başörtünü hayatından çıkarmadan önce hayatını biraz genişletmeyi deneyebilirsin. Seni yalnızca başörtün üzerinden tanımlamayan insanlarla tanış; oku, öğren, üret, yeni dostluklar kur. Kabiliyetlerinle, meraklarınla, hayallerin ve şahsiyetinle yaşayabileceğin alanları çoğalt. Kim bilir, belki daralan şey başörtün değil, hayatının etrafında oluşan çemberdir. 

Ve ne olur bu meseleyi tek başına taşımaya çalışma. Seni yargılamadan dinleyecek ama rahatlatmak için de dinin kurallarını esnetmeyecek, kalbine ve bilgisine güvendiğin birileriyle konuş. Bir de Rabb’inle konuş Kar Kuşu: “Allah’ım!” de. “Zorlanıyorum. Bana doğru olanı sevdir, taşıyamadığım yerde güç, kafamın karıştığı yerde kalbime ferahlık ver.”

Bazen insanın en sahici duası, tam da zorlandığı yerden yükselir. Rabb’imiz, “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.” buyuruyor. (Zümer suresi, 39/53) 

Senden beklenen kusursuz olman değil, yönünü kaybetmemen. Düştüğünde “Artık benden olmaz.” deme. Allah’a açılan diğer kapılardan vazgeçme. Bugün yerine getirmekte zorlandığın bir emri, sırf yapamıyorsun diye değersizleştirme. İnsan bazen bir emri taşır. Bazen o emir insanı taşır. Bazen de insan, taşıyamadığını düşündüğü şeyi yeniden taşıyabilmek için biraz yol yürümek zorunda kalır.

Sen yürümeye devam et Kar Kuşu. Allah’a giden yol, yalnızca hiç tökezlemeyenlerin yolu değildir.

Önceki İçerikYapay Zekâ, Teknolojinin Çernobil’i Olur mu?
Sonraki İçerikBedenimizin Gizli Dostu

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın