Ah Bu Sular…

97
Hasan Çağlayan | 

Yağmur yağıyordu; biz sustuk. Ardımızdan atlılar geliyordu; koşturduk, yorulduk. Ateşler yakılmış, mancınıklar kurulmuş, sevda vurulmuştu; kırıldık.

Geceler dar geldi artık; gündüzler, zindanlar dar. Sarıldık ansızın; dürüldük, kıvrıldık. Bir kurşun yeterdi yok etmek için. Öyle zarif öyle ince öyle güçsüzdük işte. Ama bir değil, binlerce vurulduk.

Ve şimdi, “düştük yollara.” Veda ettik o güzelim yıllara. Dönüp dönüp baktık; ağladık sessiz. Çıktık gecelerden sabaha. Sessizdik; yorgunduk, uykusuzduk. Sular denizdi oysa; hayat nehirdi. Gürül gürül akıyordu her şey; susuzduk.

Yağmur yağıyordu; yürüdük, ıslandık. Nehir coşkuyla akıyordu. Çocuklar korkuyla bakıyordu. Şubat’tı; soğuktu, üşüyorduk. Özgürlük anı gelmişti çoktan. Bir çantaya sığmıştı dünyamız. Bu bir ayrılıktı; yaşıyorduk.

Serin bir rüzgârdı vakit; biz sustuk. Kuşlar da sustu, gün de sustu; durulduk. İçimizde sevinçler büyüdü; dal budak çiçekler. Kurtuluş yakındı; biliyorduk.

Sudayız işte; iki aile, ben Ayşe. Uğur, Münir, Enes ile birlikte. Dilimizde dualar. Ötemizde rengârenk rüyalar. Meriç’i kalbimize yükledik bugün. Dönüyoruz; açıldı semalar. Ha gayret, çekelim kürekleri; az kaldı. 

Galiba kurtulduk çocuklar.

Önceki İçerikYazlar Biter, Hatıralar Kalır!
Sonraki İçerikLanete Uzak, Rahmete Yakın…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın