
Bir Sözcük
Hâletiruhiye: Ruh hâli. Bir kimsenin düşünce ve davranışlarına hâkim olan, içinde bulunduğu psikolojik durum.
“Böyle bir hâletiruhiye içinde gelen bir mal sâhibini atlatmak elbette güçtür.”
(Ahmet Hamdi Tanpınar)
“İnsanlara sürünmemek için bir cüzzamlı hâletiruhiyesiyle çekingendi.”
(Sait Faik Abasıyanık)
Bir Deyim
Balık kavağa çıkınca: Olmayacak, imkânsız işlerin ne zaman gerçekleşeceği sorulunca söylenen alaylı bir söz. Hiçbir zaman demektir. “O senin dediğin fiyat, ancak balık kavağa çıktığı zaman olur…”
Bunları Karıştırmayın
Suni: Yapay. Doğal olana benzetilerek insan eliyle yapılmış nesne. Mesela “suni deri.” Mecaz olarak da “yapmacık, sahte” anlamında kullanılır.
Sünni: Sünniliği benimsemiş kimse, ehlisünnet mezhebinden olan.
Bu iki sözün karıştırılmasının nedeni “suni” sözünün aslının “şeklinde yazılması ve “sun’î (ﺻﻨﻌﻰ) diye okunmasıdır. Oradaki ayın Türkçede farklı bir hecelemeyi gerektirir. Yani su-ni şeklinde değil sun-i şeklinde hecelenir. Bu da bazılarının “n” sesini tekrarlamasına neden olmuş. Yine de “yapay” anlamındaki “suni” sözünü “sunni” şeklinde seslendirmek yanlıştır. Dikkat etmek lazım!
Bir Kitap
Hak Dini Kur’an Dili: Elmalılı M. Hamdi Yazırtarafından yazılan Türkçe tefsir. Osmanlı devrinde tefsir yazan âlimler, okurlar medresede yetişmiş olacağı için Arapça yazmayı tercih etmişlerdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında bir proje çerçevesinde kaleme alınan bu tefsir alanında en yetkin eserlerden biri sayılmaktadır. Ayrıca güzel bir dille yazılmıştır. Tefsirde ayetler açıklanırken kelimeler en ince ayrıntılarına kadar incelenmekte, rivayetler sıralanmakta, sonunda müfessir farklı görüşleri değerlendirip kendi kanaatini ifade etmektedir.
Bir Sözcüğün Yolculuğu
Daha, dahi: Bu sefer köşemize bir isim veya sıfat değil, bağlaç ve zarf misafir olacak. Evet, “Daha gelmedi.” derken kullandığımız “daha”, “Ben dahi öyle düşünüyorum.” derken kullandığımız “dahi” ile kökteş. Eski Türkçede (Köktürkçe, Eski Uygurca) sıkça kullanılan sözcük o zamanlar “takı” şeklindeydi. Takmak fiilinden zarf-fiil ekiyle türetilmiş. Takılmış, eklenmiş gibi bir anlam veriyor. “Dahi” bağlacı aynı anlamda kullanılır, “daha” zarfına gelince görece yakın zamanlarda “dahi”nin ses ve anlam değişmesine uğramasıyla oluşmuş.
Türkçenin Sultanları
Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne hâlden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!
(Cahit Sıtkı Tarancı)
Gurbetçi Sözcükler
Döner: Döner öyle çok eski zamanlarda başka dillere geçmiş, dünyayı dolaşmış bir sözcük sayılmaz. Türkçe dönmek fiilinden üretilmiş. Aslı “döner kebap”, yani kebabı tarif ediyor, sonra baştaki sıfat ismin yerini alıyor ve tek başına o kebabın adı oluyor. Arapçaya vakti zamanında aynı anlamda başka bir fiille (çevirmek) geçen “şavurma”yı da dönerle birlikte düşünmek lazım. Önce Avrupa’da sonra diğer kıtalarda gurbetçi vatandaşlarla birlikte döner de yayılıp gitmiş. Artık dünyanın her yerinde, Japon animelerinden Almanya, Hollanda ve Kanada sokaklarına kadar.
Geçtiği diller: İngilizce (doner kebab), Almanca (Döner), Rusça (донер), Arapça (شاورما)
Türkçesini Kullanalım
jenerasyon X kuşak, nesil √
Türkçeye son dönemlerde girmiş “jenerasyon” yerine Türkçe kökten gelen “kuşak” veya asırlardır kullanıla kullanıla Türkçeleşmiş “nesil” sözcüğü tercih edilebilir.



















