Çayın şekersizi neyse de, hayatın şekersizi çekilir şey değildir. Bayram sabahlarını hatırlıyorum; avuçlarıma bırakılan rengârenk mutlulukları… Dilimin ucuna değer değmez bir pencere açılır; o...
Boyumla mesafeler arasında hep bir bağ vardı. Boyum uzadıkça yolculuklarım da uzardı. Her santimde yeni bir düş, her adımda yeni bir göç.
O zamanlar Göcek...
Onunla ne zaman tanıştığımı hatırlamıyorum. Sanki hep varmış gibiydi. Kundaklı bir bebekken huzursuzluğumu ona anlatır, uykusuzluğumu ona şikâyet ederdim. O da bana zilzurna ağlamayı...
Dr. Hasan Ahmet Gökçe |
Türkçeyi annemden öğrendim ben. Rüyasında bile dua mırıldanan babamdan. Pencere kenarına ekmek doğrayan babaannemin besmele çekişinden. Ve komşu annemin, bir...
Dr. Hasan Ahmet Gökçe |
Evlerimizin içinde kalabalık bir sessizlik dolaşıyor. Odalarımıza sonsuz aynalar sızdı. Duvarlar her zamanki yerinde. Perdeler, bildiğimiz perdeler. Ama sesimizi kısıp...
Dr. Hasan Ahmet Gökçe |
Kelimelerin de bir doğası vardır. Bazısı toprağa benzer; suskundur, beklemeyi bilir. İçinde usul usul büyüyen bir zamanı taşır. Bazısı su...
Dr. Hasan Ahmet Gökçe |
Bir gün aynaya baktım ve annemi gördüm. Şaka değil, ciddiyim. Dudaklarım onun dudaklarına benzemiş, gözlerimin kenarındaki ince çizgiler tam onunki...
Dr. Hasan Ahmet Gökçe |
İnsana yaşadığını hissettiren lokmalar vardır. Közde pişmiş, kabuğu çatlamış bir patates, çıtır çıtır bir gevrek simit, kat kat açılmış tereyağlı...