
Çayın şekersizi neyse de, hayatın şekersizi çekilir şey değildir. Bayram sabahlarını hatırlıyorum; avuçlarıma bırakılan rengârenk mutlulukları… Dilimin ucuna değer değmez bir pencere açılır; o pencereden giren ışık, kalbimin bütün odalarını doldururdu. Ve ben o odalarda uzun uzun gülerdim.
İnsan o yaşlarda hayatın hep böyle akacağına; her sabahın bayram sabahı olacağına inanır… Oysa şeker yalnızca tatlı değildir; daha başka bir şeydir. Yeri gelir sevindirir, yeri gelir uyarır insanı. Bilgeliği tam da bu ikilikte saklıdır: Tatlıyla acının, hazla sancının birbirine değdiği gizli kavşakta. Her tanesiyle, her rengiyle, hatta bazen diş ağrısıyla bile ayrı bir ders bırakır.
Şamatalı boncuklardan öğrendiğim ilk şey, paylaşmaktı. Bir külah susamlı akideyi, pekâlâ tek başıma da yiyebilirdim; ama kardeşimin parmakları boncuklara değdiğinde gözlerimin içi güler, duyduğum sevinç, aldığım lezzet katlanırdı. Şeker tek başına yenildiğinde damakta tat; paylaşıldığındaysa kalplerde iz bırakırdı.
Sonra sabrı öğrendim. Nane şekeri kolay kolay çözülmezdi; inatçıydı, sertti. Acele edip kırsam ya dişimi sızlatır ya keyfimi kaçırırdı. En güzeli beklemekti. Sabredince bayramlık ağız oyuncağı yavaş yavaş çözülür, esintisi ağır ağır yayılırdı. Her güzel şey gibi aceleyle değil, sabırla yaşanırdı.
Tatlı tuzakların bana gösterdiği bir başka şey de ölçüydü. Azı yetmezdi; fazlası ise hasta ederdi. Kendimi tutamadığım günleri anımsıyorum. Karnım ağrır, midem bulanır; neşem, yerini huzursuzluğa bırakırdı. Tatlıyı tatlı yapan ölçüsüydü. Hayat gibi. Dengesiz keder çürütür, sınırsız sevinç yorardı.
Mutluluğun küçük şeylerde saklı olduğunu da ondan öğrendim. Bir horoz şekeri, minicik bir çocuğun yüzünde bir gülücük filizlendirebilir; o gülücük koca bir dünyanın yükünü hafifletebilirdi. Büyük mutluluklar, küçük şeylerin içinde gizliydi.
Ondan aldığım en büyük ders şuydu: Ne kadar tatlı olursa olsun, her şeker biter! Avuçlarımızda parıldayan rengârenk mutluluklar, o şamatalı boncuklar, bir masalın son cümlesi gibi usulca kaybolur. Tıpkı ömür gibi. Ve işte bu geçicilikte şeker bize asıl dersini verir: Her tatlı an, acıya değince kendi rengini bulur.
Hasılı şeker hayatın dilini bilir: Her şey erir. Geriye yalnızca hatıraların ışığı kalır.

















