
Gün Müjde! İnsanlık yeni bir devre daha girdi: Başparmak Devri!
Taşı yonttuk. Piramitler diktik. İmparatorluklar kurduk, yıktık. Buharı terbiye ettik. Bunların hepsi önemli elbette, itirazım yok! Ama bana sorarsanız başparmağın tahta çıkışının yanında, hepsi çınar dibinde yonca yaprağıdır.
Bugün takvimi çat diye ikiye ayıracak bir kilometre taşı varsa, adı başparmak iktidarıdır.
Kronoloji uzmanları kusura bakmasın, tarih cetvelini bir satır daha uzatmanın vakti geldi: İlk Çağ, Orta Çağ, Yeni Çağ, Yakın Çağ ve Başparmak Çağı. İlkinde insan ayağa kalktı, ikincisinde kaleler dikti, üçüncüsünde fabrika bacaları tüttü, dördüncüsünde uydular uçtu… Beşincisinde ise dünya başparmak mesafesine indi.
Çok şükür… Dünyanın kaderini artık yüzyıllardır hüküm süren işaret parmağı değil, başparmak belirliyor.
Hakkını teslim edelim: Başparmak Devri insanlığa az hizmet etmedi. Beklemeyi ortadan kaldırdı. Kaybolmayı tarihe gömdü. Ezberi lüzumsuz kıldı. Hafızaları telefonlara devretti. Merakı arama motorlarına bıraktı. Sabrı gereksiz kıldı. Sessizliği bildirim sesleriyle doldurdu. Yalnızlığı kalabalıklaştırdı.
İnsanlık tarihinde ilk defa, dünya ayağımıza değil, başparmağımıza geldi.
Artık hiçbir şeyi sonuna kadar yaşamak zorunda değiliz. Gün doğumu mu? Otuz saniye yeter. Gün batımı? Hızlandırılmışı var. Deniz? 4K. Yağmur? Sekiz saatlik oynatma listesi. Ağaç gölgesi? Duvar kâğıdı. Kitap? Sesli özet. Sohbet? Podcast. Dost? Çevrim içi. Çocuk? Öne çıkanlarda. Anne? Son görülme. Dua? Keşfet.
Ömür?
Kaydır gitsin!
Eskiden bahçeye çıkardık. Şimdi yanımızda küçük bir cam bahçe taşıyoruz. İçinde pencereler de var, bulutlar da, hikâyeler de… Yalnız hayat yok. Eskiden pencereden bakardık; şimdi pencereye bakıyoruz. Eskiden bulutlar yağmur getirirdi, şimdi güncelleme getiriyor. Eskiden hikâyeler asırlar boyunca anlatılırdı, şimdi yirmi dört saat sonra siliniyor.
İnsanlık gerçekten büyük bir iş başardı. Hayatı cebine sığdırdı. Sonrası malum…
Dünya cebimize girdi.
Biz dünyadan çıktık.

















