
Seyir Defteri
Mayıs ayının kendine özgü bir enerjisi var. Kışın uzun sessizliğinden çıkan şehirler yavaş yavaş hareketlenir; parklar dolar, meydanlar canlanır, takvimler bir anda renkli etkinliklerle dolmaya başlar. İşte tam bu mevsimde dünyanın dört bir yanında festivaller, fuarlar başlar.
Küçük kasaba festivalleri daha samimidir; tezgâhlarda ev yapımı reçelleri dener, köy orkestralarının tuhaf ama sevimli ezgilerini dinlersiniz. Büyük şehir festivalleri ise dev sahneler, milyonlarca insanın arasında, birbirinden ilginç etkinlikler sunar. Küçük bir gezinti için geldiğiniz yerde, kendinizi büyük kalabalığın içinde kaybolmuş bulursunuz. İster küçük bir kasaba fuarı olsun, isterse dev bir şehir festival olsun, her etkinlik farklı bir dünyadır.
Rengârenk Bir Tablo
Baharın en renkli ve en büyük festivallerinden biri Keukenhof’taki Lale Festivali. Hollanda’daki Keukenhof Gardens her yıl milyonlarca lalenin açmasıyla âdeta dev bir şükür tablosuna dönüşüyor. Hepsi, bu renkli tablonun içinde usulca akıp gidiyor.

Kitapseverler içinse Mayıs ayının en güzel duraklarından biri Lizbon Kitap Fuarı. Portekiz’in güneşli başkentinde kurulan bu fuarda yayınevleri, yazarlar ve okurlar bir araya geliyor. Açık havada kurulan bu edebiyat durağı, okura yalnızca yeni kitaplar değil, onların etrafında filizlenen ortak bir sevinç de sunuyor.
Geçmişe Yolculuk
Bir başka özel kültür festivali ise Japonya’daki Aoi Matsuri. Tarihî şehir Kyoto’da düzenlenen bu festivalde insanlar bin yıl önceki saray geleneklerini canlandıran görkemli bir geçit töreni izliyor. Uzun ipek kıyafetler, geleneksel arabalar ve yavaş ilerleyen bir tören… Âdeta bir tarih kitabının içinden geçiyormuş gibi hissediyorsunuz..
Hong Kong’un Cheung Chau adasındaki Bun Festivali de benzer bir köklülük taşıyor; eski ritüeller, renkli sokak geçitleri ve dev çörek kulelerine tırmanma yarışlarıyla hem gelenek hem eğlence sunuyor.
Teknolojiden hoşlananlar için ise Atina’daki Dijital Sanatlar Festivali tam bir teknoloji ve sanat karışımı. İnteraktif işler, VR deneyimleri ve renkli videolar arasında dolaşırken izlemekten çok içinde olmanın keyfini yaşıyorsunuz.
Bütün bu festivaller, bir araya gelip küçük mutlulukları paylaşmak için fırsat sunuyor bize. Birlikte gülmek ve hayatın renkli yanlarını birlikte keşfetmek için de.

Moda İkonu

Biraz da Maksimalizm!
Bir dönem dekorasyon dünyasında minimalizm çok popülerdi. “Az eşya, çok huzur.” diyorduk. Boş raflar, sade renkler, ferah alanlar… Ancak herkes böyle yaşamayı sevmiyor. Bazılarımızın kitapları, kupaları, desenli kumaşları, seyahatlerden getirdiği küçük hatıraları var ve onları dolaplara kaldırmak yerine görmek istiyor. İşte maksimalizm burada devreye giriyor.
Tabii maksimalizmi sadece “çok eşya” olarak düşünmemek lazım. Aslında işin özü biraz daha incelikli. Farklı renklerin, desenlerin, dokuların ya da eskiyle yeninin bir araya gelmesi… Kadife bir koltuğun yanında hasır bir sepet, modern bir tablonun önünde babaannenizden kalma bir vazo, geometrik desenli bir yastığın yanında çiçekli bir kumaş. Yani farklı dönemlerden, farklı tarzlardan parçaların yan yana gelmesi ve birbirleriyle sohbet eder gibi durması.
Yaşayan Evler
Yine de küçük bir hatırlatma: maksimalizm demek “her şeyi eve doldurmak” değil. Biraz küratör gibi davranmak gerekiyor. Yani gerçekten sevdiğiniz, size iyi hissettiren parçaları seçmek… Böyle olunca ortaya karmaşa değil, karakteri olan bir ev çıkıyor.
Kısacası maksimalizm; renklerin, desenlerin, farklı dönemlerin ve küçük hikâyelerin aynı evde buluşması demek. Biraz cesur, biraz eğlenceli ve oldukça kişisel bir dekorasyon tarzı. En güzel tarafıysa bu evlerin gerçekten yaşayan evler gibi hissettirmesi.
Gurme

Hindistan Cevizli Cupcake
Çayın yanına küçük ama çok tatlı bir şeyler olsun istemez misiniz? İşte cupcake tam da böyle zamanların kahramanı. Üstelik hindistan cevizli ve portakal kabuklu.
Cupcakelerimiz için; 150 gr tereyağı, 1 su bardağı şeker, 2 yumurta, 1/2 su bardağı rendelenmiş hindistan cevizi, 200 ml hindistan cevizi sütü, 250 gr un, 1 paket kabartma tozu. Kreması için; 250 gr krem peynir, 60 gr pudra şekeri, 2 adet portakal kabuğu rendesi.
Tereyağı, şeker, yumurta, rendelenmiş hindistan cevizi, hindistan cevizi sütü ve unu mutfak robotuna koyun ve iyice karışana ve pürüzsüz bir hamur oluşana kadar çırpın. Kek kalıplarına kaşıkla dökün ve fırında 15-18 dakika, önceden ısıtılmış 180 derece fırında pişirin. Kekleriniz soğurken kremayı yapmak için krem peynir, pudra şekeri ve rendelenmiş portakal kabuğunu pürüzsüz ve kremamsı olana kadar çırpın. Kekler soğuduktan sonra kremayla kaplayın. Afiyet olsun.
Nereye Gitsek

Küçük bir Kasaba, Büyük bir Keyif: Elora
Ontario’nun küçük kasabalarının kendine özgü bir havası vardır ya… Hani sanki bir film setine gelmişsiniz gibi. İşte Elora tam da öyle bir yer. Taş binaları, dar sokakları, nehir kenarındaki manzaraları ve sanat dolu küçük dükkânlarıyla insanı hemen sarar. Fakat küçük olmasına aldanmayın; yapılacaklar listesi şaşırtıcı derecede uzun.
Kasabayı keşfetmeye başlarken ilk duraklardan biri genellikle Elora Mill çevresi oluyor. Tarihî değirmenin olduğu bu bölge, fotoğraf çekmek ve nehir manzarasını izlemek için harika. Kasabanın sevimli tek salonlu sineması Gorge Sinema da mutlaka uğranılası bir yer; patlamış mısırınız ve içeceğinizle bu küçük, samimi ortamda film izlemek oldukça hoş oluyor.
Sanat meraklıları için kasabanın kalbi sayılan yer ise “Elora Centre for the Arts”. Küçük ama çok sıcak bir sanat merkezi. İçeride sürekli değişen sergiler oluyor ve gezmesi uzun sürmüyor. “Ben sanattan pek anlamam.” diyorsanız bile; en azından hızlıca bir göz atmakta fayda var.
Kasabanın ortasındaki küçük parkta ise beklenmedik bir sanat eseri bulunuyor: Slender Man Sculpture. Yaklaşık 3,5 metre boyundaki bu gümüş heykel, fotoğraf çekmeyi sevenlerin favorisi. İlk gördüğünüzde biraz tuhaf gelebilir ama birkaç dakika sonra siz de herkes gibi telefonunuzu çıkarıp fotoğraf çekmeye başlıyorsunuz.
Biraz tabiat ve tefekkür istiyorsanız, rotayı Elora Gorge tarafına çevirin. Kayalıkların arasından geçen nehir, yürüyüş parkurları ve manzarasıyla gerçekten etkileyici. Daha maceracı olanlar için yaz aylarında Grand River üzerinde tüple yüzmek de oldukça popüler. Bir şamandıra alıp kendinizi akıntıya bırakıyorsunuz; gerisini nehir hallediyor.
Yazın serinlemek isteyenlerin uğradığı bir diğer yer de Elora Quarry. Turkuaz rengi suyu ve çevresindeki kayalıklarla oldukça etkileyici bir manzara sunuyor. Park yeri bazen zor bulunuyor ama manzarayı görünce buna değdiğini anlıyorsunuz.
Ne Yesek?
Elora’da küçük kafeler ve fırınlar oldukça ünlü. Grand River nehrinin kenarında kahvenizi yudumlarken fırından yeni çıkmış “Beaver Tail” (Türkçesi, kunduz kuyruğu ) tatlısını ve yöreye özel sandviçleri denemeyi unutmayın.
Ne Alsak?
Sanat galerilerindeki yerel sanatçı ürünleri, el yapımı seramikler ve küçük tasarım objeleri Elora’dan alınabilecek en güzel hatıralar arasında.
Genç Portreler

Afrika’ya Uzanan Bir Yol
Merhaba, ben Tarık Ziya. Danimarka’da büyüdüm. Çocukluğumdan itibaren etrafımda gördüğüm abi ve ablalarımın hayatı beni çok etkiledi. Onların insanlara dokunan hâlleri, yaptıkları işler ve taşıdıkları sorumluluk duygusu zamanla benim için bir yön belirledi.
Bu yüzden üniversitede eğitim fakültesini tercih ettim. Aslında bu sadece bir meslek seçimi değildi; nasıl bir hayat yaşamak istediğime dair bir karardı. Okul yıllarım boyunca hep şunu düşündüm: Öğrendiklerimi sadece kendim için değil, başkaları için de kullanabilir miyim?
Mezun olur olmaz, bu sorunun cevabını aramak için Afrika’ya gittim. Annem ve babamın, aynı şekilde bana örnek olan insanların yaptığı gibi… Bu karar kolay değildi ama içimde hep doğru olanı yaptığımı hissettim.
Şu anda Afrika’da öğretmenlik yapıyorum. Sınıfta öğrencilerimle birlikteyim; ders anlatıyorum, dinliyorum, öğreniyorum. Ama yaptığım şey sadece öğretmek değil. Bazen bir öğrencinin gözlerindeki merakı görmek, bazen küçük bir ilerlemeye şahit olmak… Bunlar insanın bütün yorgunluğunu unutturuyor. Burada anladım ki insan, gittiği her yere aslında kendini bulmak için gider.
Tarık’ın tavsiyesi: Hayatta bazen en doğru kararlar, en kolay olanlar değildir. Ama eğer kalbinizde bir anlam hissi varsa, o yolu denemekten çekinmeyin. Çünkü bazen bir adım, sadece sizin değil, başkalarının hayatında da bir karşılık bulur.



















