
Seyir Defteri
Geleneksel sanatların modern yorumlarla buluşturulması, hem kültürel mirasın yaşamasını sağlıyor hem de çağdaş tasarım ve sanat dünyasına özgün bir estetik katıyor. Bazı geleneklerin yüzyıllar boyu ayakta kalabilmesinin en büyük sebebi, kuşaktan kuşağa aktarılmaları. Bu aktarım sayesinde bugün kültürümüzün en değerli hazineleri arasındalar. Mozaikten resme, seramikten tekstile uzanan pek çok geleneksel sanat, günümüzde modern sanatın diliyle yeniden hayat buluyor.
Türk Kilimindeki Hikâyeler Artık Takılarda
Dünyanın bilinen en eski yün halısının Türklere ait olduğunu biliyor muydunuz? Bugün Rusya’daki Ermitaj Müzesi’nde sergilenen Pazırık Halısı, yaklaşık 2500 yıllık geçmişiyle en eski düğümlü halı örneği olarak kabul ediliyor. Arkeolojik açıdan büyük değer taşıyan bu eşsiz eser, dönemin yaşamına dair ipuçları barındıran motiflerle dolu.
Türk kilimlerinde kullanılan her desen, kendi içinde bir anlam taşır; kimi bereketi, kimi sevgiyi, kimi ise korumayı simgeler. Yüzyıllar boyunca kadınların ince işçiliğiyle ilmek ilmek dokunan bu hikâyeler, bugün modern moda ve aksesuar tasarımlarında yeniden hayat buluyor.
İran Minyatürü Modern Resimle Buluşuyor
Resmin anlatıcı gücünden yararlanan İranlı sanatçılar, yüzyıllar önce minyatür sanatını ortaya koydu. Kökeni MS 3. yüzyıldaki Sasani dönemine uzanan bu sanat, öyküleri, olayları ve bilgileri görsel bir dille aktarmanın eşsiz bir yoluydu. Minyatür, Türk kültüründe de kendine yer buldu; Osmanlı’da ilk olarak Fatih Sultan Mehmet döneminde kullanılmaya başlandı.
Bugün ise çağdaş sanatçılar, minyatürü dijital illüstrasyonlara taşıyarak yeni bir soluk kazandırıyor. Geleneksel İran minyatür estetiği, modern resim anlayışıyla harmanlanarak sanat dünyasında farklı ve özgün bir ifade biçimine dönüşüyor.
İspanya Seramiğinde Müslüman İzleri
İspanya’da güçlü izler bırakan Endülüs Emevileri sayesinde gelişen azulejo, zamanla Batı dünyasında en sevilen seramik geleneklerinden biri hâline geldi. Portekiz ve İspanya’ya özgü bu zarif çalışmalar, yüzyıllar boyunca kiliselerden modern metro istasyonlarına kadar uzanan geniş bir kullanım alanı buldu.
Meksika’da Kültürel Bir Tartışma: Otomi Nakışları
Meksika kültürünün en özgün el sanatlarından biri olan Otomi nakışı, kadınların ince işçiliğiyle hayat buluyor. Doğadan ve mitolojiden esinlenen rengârenk motifler, yüzyıllardır kumaşlara işleniyor. Günümüzde ise bu geleneksel desenler, tişörtten çantaya, spor ayakkabılardan aksesuarlara kadar modern moda dünyasında yeniden yorumlanıyor.
Moda İkonu

Soğuk Günler, Sıcacık Sonbahar Renkleri
Doğadan ve doğal tonlardan ilham alınan 2025-2026 sonbahar/kış sezonunda, birbirinden eğlenceli ve şık renkler öne çıkıyor. Bordodan zeytin yeşiline, patlıcan morundan çikolata kahvesine kadar renkler, sonbaharın muhteşem atmosferine uyum sağlıyor.
Bordo rengi bu sezon, ayakkabıdan süveterlere kadar her yerde kendini gösterecek. Zeytin yeşili özellikle kazak, parka ve ceketlerde karşımıza çıkıyor. Deri ceket ve botlarda çikolata kahvesi, bu yıl da popülerliğini koruyor. Her sezona yakışan kum beji ise koyu tonların yanında tamamlayıcı bir renk olarak öne çıkıyor. Bu renkleri kullanarak sonbaharda hem şık hem de cesur bir görünüm elde etmek mümkün.
Üç Kombin Önerisi:
1. Şık kontrast: Bordo bir pantolon veya etek, zeytin yeşili bir kazakla kombinlenebilir. Bordo bere veya şal ile kombin tamamlanabilir.
2. Günlük rahatlık: Bordo kısa bir hırka, geniş paçalı açık renk jean ile hem rahat hem de şık bir sitil oluşturur.
3. Sofistike dokunuş: Kum beji boğazlı kazak üzerine ekose ceket ve geniş paçalı bordo pantolon, sonbahar için sofistike bir görünüm sunar.
Gurme

Girit Ezmesi
Mezelerle aranız nasıl? Ben sadece meze yiyerek karnını doyuranlardanım. Deniz börülcesi, köz patlıcan salatası, havuç tarator, haydari, humus… Liste uzar gider. Bu listenin başına hem meze olarak hem de kahvaltıda tüketebileceğiniz muhteşem bir lezzete sahip olan Girit ezmesini koyabilirim. Özellikle Ege bölgesinin vazgeçilmez lezzetlerinden olan Girit ezmesinin ana malzemesi peynir. Ezme, birçok farklı peynir çeşidini zeytinyağı ve cevizle birleştirilerek yapılıyor.
Evde denemek için pratik bir tarif: Bir kalıp beyaz peynir, biraz parmesan, birkaç fesleğen yaprağı, bir avuç Antep fıstığı, zeytinyağı ve bir diş sarımsağı doğrayıcıdan geçirin. Servis tabağına aldıktan sonra üzerine biraz zeytinyağı gezdirin. İşte, tadına doyum olmayan Girit ezmeniz hazır! Afiyet olsun!
Nereye Gitsek

Sonbaharda Bir Başka: Annecy
Sonbaharın doğal güzelliğinde sakin, romantik ve kısa bir kültürel gezi arayanlar için Annecy harika bir adres. Alpler’in eteklerinde yer alan, tarihî dokusuyla öne çıkan bu şehir, kalabalıkların azalmasıyla sonbaharda çok daha büyüleyici bir manzaraya kavuşuyor. Fransa’nın doğusunda, İsviçre’nin yalnızca 40 km güneyinde bulunan bu şirin kentin kalbi ise Vieille Ville. Dar taş sokakları, renkli cepheli evleri ve kanalları, sonbaharın sıcak tonlarıyla birleşince ortaya eşsiz bir romantik atmosfer çıkıyor.
Annecy Gölü
Annecy’yi özel kılan doğal güzelliklerin başında, adını da taşıyan Annecy Gölü gelir. Sonbaharda gölün berrak maviliği, çevresini saran sarı, turuncu ve kızıl yapraklarla büyüleyici bir kontrast oluşturur. Göl kenarında yapacağınız yürüyüş ya da bisiklet turu, gezinizin unutulmaz anları arasında yer alacaktır. Alplerin eteklerine kurulu bu masalsı şehir, gölü kadar dağ manzarasıyla da sonbaharda doyasıya tefekkür etmenizi sağlar.
Büyüleyici Sokaklar
Doğal güzelliklerinin yanı sıra Annecy’nin şehir merkezi de mutlaka görülmeli. Kanalın ortasında yer alan ünlü küçük kale, Annecy’nin simgesi. İlk zamanlar darphane, ardından hapishane olarak kullanılan bu yapı, günümüzde müze olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Şehirdeki yerel pazarlara denk gelirseniz sakın kaçırmayın. Özellikle sonbaharda, mantar, kestane ve çeşit çeşit peynirle dolu renkli tezgâhlar tam bir görsel şölen sunuyor.
Doğada Aktiviteler
Göl kenarında yürüyüş size yetmediyse, Annecy’nin çevresindeki dağlarda doğa yürüyüşüne çıkabilirsiniz. Üstelik seçenekler bununla da sınırlı değil. Annecy, yamaç paraşütü için dünyanın en çok tercih edilen rotalarından biri. Kano turlarıyla gölü farklı bir açıdan keşfetmek de mümkün. Ve elbette müzik: Sonbaharda düzenlenen festivaller ve kültürel etkinlikler, şehrin canlılığını yılın bu döneminde de sürdürüyor.
Kaç Gün Kalınır?
Şehrin keyfini doyasıya çıkarmak ve çevre şehirleri de keşfetmek isterseniz, gezinizi 4–5 günlük bir plana yayabilirsiniz. Sadece şehirde kalarak manzaranın tadını çıkarmak isterseniz 2–3 gün yeterli olacaktır. Kasım ayında Annecy’de hava iyice soğur; özellikle akşamları serinliği hissedilir. Bu yüzden gezi sırasında akşam serinliğini hesaba katarak yanınıza kalın bir ceket almayı unutmayın.
Ne Yenir?
Lezzeti, eritilmiş peynirin sıcaklığıyla buluşturan fondü, özellikle soğuk havalarda mutlaka denenmesi gereken bir tat. Farklı peynirlerin karışımıyla hazırlanan bu geleneksel yemek, damakta unutulmaz bir lezzet bırakır. Ancak fondü genellikle şarapla eritildiği için, menülerdeki “sans alcool” ibaresine dikkat etmekte fayda var. Bu ifade, fondünün alkolsüz hazırlandığını gösterir.
Ne Alınır?
Meşhur Savoy peyniri, el yapımı çikolatacılardan alınan enfes Annecy çikolatası, yerel bal ve lavantadan üretilen doğal ürünlerle hazırlanan minik bir hediye sepeti, sevdiklerinizi fazlasıyla mutlu edecektir.
Genç Portreler

Orta Asya’dan İskandinavya’ya altı dilli bir yolculuk
Ben Derya. Orta Asya’nın kalbi Kırgızistan’da büyüdüm, şimdi ise İskandinavya’nın huzurlu ülkesi Danimarka’da yaşıyorum. Bişkek’te lise eğitimimi tamamladıktan sonra üniversite için Polonya’ya taşındım. Varşova Üniversitesi’nde devlet bursuyla İngilizce öğretmenliği okudum ve farklı okullarda yardımcı öğretmenlik yaptım. Bu yıllar bana akademik tecrübenin yanı sıra hayata daha geniş bir pencereden bakma fırsatı verdi. Farklı toplumlara ve dillere hep merakım oldu; “Bir dil, bir insan.” sözü her zaman motivasyon kaynağım oldu. Bugün altıncı dilimi öğreniyorum ve hedefimde iki dil daha var.
Yurtdışında aileden uzakta yaşamak kolay değildi; zaman zaman yalnız hissettim ve uyum sağlamakta zorlandım. Ama şık evlerde birlikte kaldığım kardeşlerim ikinci ailem oldu. Farklı fıtratlarla bir arada olmak, hoşgörü ve çok yönlü bir kişilik kazandırıyor. Polonya’daki beş yılın ardından yeni bir yere hicret etme arzusu içimdeydi. Allah nasip etti ve yolum Danimarka’ya düştü. Burada genç kardeşlerimizle tanıştım ve Hizmet kardeşlerimle birlikte Nordic Youth Platform’u kurduk. Gönüllü olarak platformda, dünyanın farklı yerlerinden gençlere potansiyellerini geliştirecek projeler sunuyoruz.
Derya’nın Tavsiyesi: Yeni adımlar atarken korkmayın; bazen en zor görünen şeyler, hayatımızın en değerli tecrübelerine dönüşebiliyor.



















