Bedenimiz Secdede, Ya Zihnimiz?

Günlük koşturmacanın ve ekranların gölgesinde kılınan namazlar, bize gerçek bir huzur sunabilir mi? Mâûn suresinin aynasında namazla yüzleşme vakti...

2

Hayatta gerçekten tutkuyla bağlandığımız şeyler için engel tanımayız. Yokuşu zirveye giden yol olarak görürüz; zorluğu ise bizi pişiren bir fırsat. Peki namaza olan bağlılığımız bu tanımın neresinde duruyor?

Bu soruyu kendinize sormak zor olabilir. Ama cevabı aramak, en değerli iç yolculuğun başlangıcıdır.

Bir itiraf paylaşmak istiyorum. Kur’an tefsiri üzerine doktora yapmış bir ilim insanı, kendi çocuklarının yaz tatilinde katıldığı bir Kur’an kursu programını anlatırken şunu söyledi: “Mâûn suresindeki ‘Onlar namazlarından gafildir.’ ayetini defalarca okudum, tefsir ettim, başkalarına anlattım. Ama o ayetin beni gerçekten sarstığını, on yaşındaki kızımın sahnelediği küçük bir skeç sayesinde fark ettim.” 

Tefsir doktoru bir baba, o güne kadar kavramsal olarak bildiği şeyi ilk kez yüreğinde hissetti. Bunun adını da yine kendisi koydu: “Kur’an herkese aynı şeyi söyler; ama kimisi ashabımız gibi okuyup gereğini yapar, kimileri de sadece okur.”

“Onlar Namazlarından Gafildir!”

Mâûn suresinin dördüncü ve beşinci ayetlerinde geçen “an salâtihim sâhûn” ifadesi, tefsirlerde şu şekilde açıklanır: Bu kişinin namaz kılıp kılmaması pek fark etmez. Bazen kılar, bazen kılmaz. Kıldığında ise vakit bitmek üzereyken formalite icabı yerine getirir. Namaza isteksizce kalkar, namaz boyunca zihni başka yerdedir. Ne okuduğunu hissetmez; rükû ve secdesi özensizdir. Namazı sanki başından atmak istediği bir yükmüş gibi çabucak bitirir. O namazın Allah’ı anmakla, O’na yönelmekle en ufak bir ilgisi yoktur.

Bu tasvir tanıdık geliyor mu?

Ekran Namazı

Yıllar evvel gördüğüm bir illüstrasyonda, namaz esnasında zihnin “yarın ne giysem, hangi diziyi izlesem” sorularına nasıl daldığı resmediliyordu. Aradan belki de . . .

Önceki İçerikMuhammedî Ruh ve Diyalog
Sonraki İçerik¨Müdavim¨

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın