
Telefonu sadece mesajlarınızı kontrol etmek için açmıştınız. Sonra bir bildirim geldi. Bir video açıldı. Ardından bir tane daha… Bir baktınız, iki saat geçmiş! Peki o iki saati gerçekten siz mi yönettiniz?
Bugün sosyal medya platformlarının, oyun şirketlerinin ve video uygulamalarının psikologlar, iletişimciler hatta felsefecilerle çalıştığını biliyoruz. Amaçları yalnızca kullanıcıyı tanımak değil; onu daha uzun süre ekranda tutmak ve dikkatini yönlendirmek.
Bu yüzden dijital dünya, insanın iradesiyle kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmesini kaçınılmaz kılıyor. Çünkü algoritmalar çoğu zaman bize yalnızca seçenek sunmuyor; hangi seçeneğe yönelmemiz gerektiğini de telkin ediyor.
Bir mümin için mesele, sadece teknoloji kullanımı değildir. Aynı zamanda iradeyi koruma keyfiyetidir. Dijital dünya ile ilişkisini sağlıklı yürütemeyen birinin Allah’la ilişkisini sağlıklı sürdürebilmesi zaman zaman zorlaşabilir. Çünkü insan, gördüklerinden, işittiklerinden ve dikkatini teslim ettiklerinden etkilenir.
İrademizi yalnızca büyük karar anlarında kullandığımızı zannederiz. Oysa irade çoğu zaman küçük yol ayrımlarında şekillenir. Bir bakışta, bir dokunuşta, bir tıklamada… Dijital mecraların oluşturduğu algoritmalar da tam burada devreye girer. Küçük tercihlerimizi takip eder, zamanla alışkanlıklarımızı öğrenir ve bizi belirli yönlere sevk etmeye başlarlar. Niyetleri ne olursa olsun, sonuçta insanın dikkatini kuşatırlar. Kendisini bu akışa tamamen bırakan kişi ise fark etmeden seçme gücünü kaybeder. Hâlbuki insan, iradesini kullanabildiği ölçüde insandır.
İrade Yorgunluğu ve Otomatik Pilot
İradeyi sürekli aktif tutmak her kişinin kârı değil. Ne yiyeceğimizden ne giyeceğimize, hangi işi önce yapacağımızdan namazı hangi vakitte kılacağımıza kadar her gün yüzlerce karar veririz. Karar sayısı arttıkça dikkatimiz azalır, zihnimiz yorulur. Psikologların “irade yorgunluğu” dediği durum tam da budur. İşte bu yüzden çoğu kararı otomatik pilota bırakırız. Bugün bu otomatik pilotu ise çoğu zaman algoritmalar yönlendiriyor.
İyi alışkanlıklar, faydalı rutinler ve salih arkadaşlar iradenin yükünü hafifletir. Nasıl araba kullanırken her hareketi tek tek düşünmezsek, iyi alışkanlıklar da bizi doğru istikamette taşıyan görünmez yardımcılar hâline gelir. Böylece irademizi daha önemli kararlar için muhafaza edebiliriz.
Eğer neyi, ne zaman ve nasıl tüketeceğimizi biz belirlemezsek; algoritmalar bizim yerimize düşünmeye başlar. Fakat bütün sorumluluk yine bize ait olur.Kur’an-ı Kerim bu sorumluluğu çok açık bir şekilde hatırlatır: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül; bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsra suresi, 17/36) Yine Yasin suresinde, insanın organlarının yaptıklarına şahitlik edeceği haber verilir. (Yasin suresi, 36/65)
İnsan bazen iradesinin hakkını veremez, savrulur, hata eder. Ama asıl mesele düşmek değil; yeniden toparlanabilmektir. Peygamber Efendimiz, Buhari’de geçen bir hadisinde şöyle buyurur: “Sana fayda veren şeye gayret et, Allah’tan yardım iste ve acizlik gösterme.” Belki de dijital çağın irade reçetesi tam olarak budur.
Algoritmayı Terbiye Etmek
Günümüzde algoritmalardan tamamen kurtulmak pek . . .




















