Kısacık İpliklerin Upuzun Hikâyesi

47

Amigurumi, Japonca’da “örülmüş oyuncak” anlamına geliyor. Rengârenk iplerle tasarlanan hayvan, bebek ya da nesneler yalnızca çocukların değil, yetişkinlerin de kalbine dokunuyor. Her ilmeğin arkasında bir çift el, sabır ve bir hikâye var. 

Bu hikâyelerden birinin sahibi olan Umut Kaya, yurt dışında eğitim gönüllüsü olarak uzun yıllar insan yetiştirmiş. 2018’de Kanada’ya göç eden Umut Hanım; “Göç etmek sadece bavul taşımak değilmiş. İnsan bazen geçmişini, alıştığı sokakları, dilini, dostlarını ve kendinden bir parçayı da geride bırakıyormuş.” diyor. 

Umut Hanım göçün zorlu geçen ilk dönemlerinde eline bir ip ve tığ almış. İlk oyuncağının ne düzgün bir gözü varmış ne de ağzı. Bu süreci ise şöyle ifade ediyor: “İnsan bazen umutsuzluğun içinde hiçbir şey üretemeyeceğini zanneder. Fakat küçücük bir uğraş bile insanın içindeki yeniden başlayabilme kuvvetini ortaya çıkarabilir. Ben bunu bir iplik ve tığ ile öğrendim.” 

Kaya, zamanla şehirdeki fuarlara katılmaya başlamış. Profesyonel katılımcıların yer aldığı ilk fuarında yanındaki tek şey naylon bir masa örtüsüymüş. Üstelik tek başörtülü katılımcıymış. İnsanlar merakla yaklaşıyor, ürünlere bakıyor, kimisi satın alıyormuş. “O gün aslında sadece oyuncak satmadığımı fark ettim. İnsanlarla hikâyeler paylaşıyor, görünmeyen bağlar kuruyordum.” diyor Umut Hanım. Ona göre bazen aynı dili konuşmadan da anlaşılabiliyor, küçücük bir oyuncak farklı kültürlerden insanlar arasında köprüler kurabiliyor. 

Kurban Bayramı’na denk gelen ikinci fuarında ise çok duygulu bir an yaşamış. Kanadalı bir kadın standa yaklaşarak; “Bugün sizin bayramınız, değil mi?” diye sormuş. Daha sonra ellerini açarak; “Allah sana yardım etsin.” demiş. “Göç ettikten sonra insan bazen toplumun içinde görünmez olduğunu hissediyor.” diyor Umut Hanım. “Ama o fuarlarda ilk kez gerçekten görünür olduğumu hissettim.” 

Bugün, 70 yaşında bir Kanadalı hanımefendi, her yıl Christmas’ta ve özel günlerinde hediyelerini Umut Hanım’dan alıyor. Hamile hocasına gönderdiği küçük armağan için, “Bu incelikten çok etkilendim.” yazan bir e-posta geliyor. Farklı diller, farklı inançlar; ama aynı duygu. “İnsanlar sadece bir oyuncak satın almıyor.” diyor Umut Hanım; “O oyuncağın taşıdığı hikâyeye, emeğe ve duyguya da ortak oluyorlar.” 


İlham Verenler

E. Çetin, küçük yaşlarda başladığı resimle hem hayallerine hem iç dünyasına bir kapı araladı. Güzel sanatlar eğitiminin ardından tasarım ve yayıncılık dünyasında yıllar boyunca çalıştı. Ona göre sanat, Allah’ın insanlara bahşettiği özel bir hediye; ama asıl mesele o hediyeyi emekle geliştirmek ve hayırlı bir amaca adamak. Sanatı yalnızca bireysel bir ifade olarak görmediğini belirten Çetin; “Sanat, topluma dokunmanın, güzelliği paylaşmanın ve insanları aydınlatmanın en güçlü yollarından biri.” diyor. 


Evde Eğlence 

Rengârenk içecekler: Renk tombalasına hazır mısınız? Kırmızı, sarı, yeşil… Çekin kuranızı, kapın meyvenizi! Kırmızı sulu bir karpuz, sarı tatlı bir şeftali… Şimdi mutfağı eğlenceli bir lezzet köşesine dönüştürme zamanı. Çıkan renkleri birlikte sıkıp karıştırın, kendi sağlıklı kokteylinizi yapın. Sonra da bu lezzetleri ailecek keyifli bir sohbet eşliğinde yudumlayın. 


Gülümse

Almanya’ya ilk geldiğimiz haftalardı. Mülteci kampındaydık. Kıymalı börek yapmıştım; bahçede oynayan çocuklarıma götürürken oradaki diğer çocuklara da ikram ettim. Hintli üç kız kardeşe de verdim. Beş dakika sonra en büyükleri gelip bir şeyler sordu. İçinde ne olduğunu sormak istediğini sandım, elimi sallayıp “möö” diye anlatmaya çalıştım. Odama döndüğümde aklıma geliverdi: İnek eti yemiyorlardı! (Emine Çetin)

Önceki İçerikBir İbadet Olarak Mahlukata Saygı
Sonraki İçerikHz. Musa’nın Annesi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın