İhtiyaç mı İsraf mı?

Dr. Fatma Gündüz
Dermatolog

Arkadaşınızla meşhur mağazaların olduğu bir caddede yürüyorsunuz. Vitrindeki etek hoşunuza gitti ve denemek istediniz. Giydiniz ve size çok yakıştı. Hevesle satın alıp eve geldiniz. Dolabınızdaki gömlek ve bluzlar ile denediniz; ama bir türlü içinize sinen, güzel bir kombin yakalayamadınız. Elinize telefonunuzu aldınız ve internette ona uygun bir bluz aramaya başladınız. Derken karşınıza bir ayakkabı çıktı. İçinizden eteğin altında çok şık durur diye geçirdiniz ve bluz ile birlikte onu da almaya karar verdiniz. Bu hikâye size tanıdık geldi mi? Eğer gelmedi ise senaryoyu değiştirin. Eteğin yerine bir ceket, pantolon, gömlek, çanta ya da bir ev eşyası koyun. Bu, ayıla bayıla aldığınız; ama her nedense daha sonra bir türlü koyacak yer bulamadğınız bir eşya da olabilir! Evinizin her köşesinde eğreti duran, size sürekli “Bunun yanına yakışacak ne/ler alabilirim acaba?” diye düşündüren ve durmadan sizi yeni bir “şey” almaya zorlayan bir eşya! İşte bütün bunlar Diderot Etkisi’nin günlük hayattaki örnekleri.

Mağaza vitrinlerinde sergilenen ürünler, genellikle onları tamamlayan diğer parçalarla birlikte sunulur. Görüp beğendiğiniz bir ceketi, kombinlendiği bir kemer ile birlikte satın almanız, Diderot Etkisi’nin bir yansımasıdır.

İsraftan Kaçınmak İçin Birkaç Öneri

Bir tüketici olarak Diderot Etkisi’nden tamamen kaçınmak -neredeyse- mümkün değildir; ancak bu etkiyi tanımak ve reklamlarda nasıl kullanıldığını fark etmek, bilinçli bir tüketici olma yolunda atılan ilk adımdır. İşte size lüzumsuz harcama yapmaktan kaçınmak için birkaç ipucu:

Haber bültenine abone olun.

En son haberler, teklifler ve özel duyurulardan haberdar olmak için.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın

Bu hafta en çok okunanlar