Aynı Anda İki İş: Helal mi Haram mı?

Soru: IT sektöründe çalışıyorum. Benimle aynı sektörde çalışan çevremdeki bazı insanlar, aynı anda birden fazla işte çalışabiliyorlar. Özellikle pandemiden sonra evden çalışma imkânlarının artmasıyla bu durum iyice yaygınlaştı. Ben de böyle bir fırsat yakaladım. Ancak vicdanım rahat değil. Bu durumun caiz olup olmayacağı konusunda şüphelerim var.

201

Gençler Soruyor |

Cevap:

Son yıllarda, özellikle pandemi sonrası uzaktan çalışma sisteminin yaygınlaşmasıyla birlikte, bilişim sektöründe aynı anda birden fazla işte çalışan kişilere sıkça rastlanır oldu. Evden çalışmanın sağladığı esneklikle, bazı kişiler birden fazla işverenle çalışmayı hem mümkün hem de mantıklı görmeye başladı. Ancak bu durum, sadece zaman yönetimiyle ilgili bir konu değil. Ahlaki, hukuki ve dinî boyutları olan bir mesele. 

Öncelikle şunu belirtelim: Bir kişinin aynı anda birden fazla işte çalışması, tek başına haram değildir. Ancak bu tür bir çalışma biçiminin caiz olup olmaması, bazı temel ölçütlere bağlıdır. Bu ölçütlerin başında ise yapılan sözleşmelere sadakat, verilen emeğin karşılığını dürüstçe yerine getirme ve kul hakkına riayet gelir.

Sözleşme Şartları Belirleyicidir

Çalışan ile işveren arasında yapılan sözleşme, tarafların hak ve sorumluluklarını belirleyen en temel unsurdur. İmzalanan sözleşmede, açıkça “çalışan başka bir işte çalışamaz”, “aynı sektörde bir başka firmada görev alamaz”, “çalışma saatleri boyunca başka bir işle ilgilenemez” gibi maddeler varsa, bu hükümler bağlayıcıdır. Bu tür bir yasak söz konusuysa, kişinin başka bir işte çalışması dinen caiz olmaz. Çünkü Müslüman, söz verdiğinde duran, yaptığı anlaşmaya sadık kalan, güvenilir kişidir. Aksi hâlde ahde vefasızlık ve emanete ihanet söz konusu olur ki bu da kul hakkına girer.

Bazı yazılım şirketlerinde örneğin, çalışanların boş vakitlerinde geliştirdiği projeler bile otomatik olarak şirketin mülkiyetine geçer. Bazı sözleşmelerde, çalışanın kendi bilgisayarını yalnızca şirket işlerinde kullanabileceği şartı yer alabilir. Böyle durumlarda, ikinci bir işte çalışmak açıkça sözleşmeye aykırı olacağından, meşru sayılmaz.

Konulan Kurallara Riayet Edilmelidir

Öte yandan, bazı işverenler çalışanlarından sadece belli hedefleri gerçekleştirmesini bekler. Örneğin bir şirkette günlük altı saatlik mesai şartı konmuş olsa da belirlenen görevler üç-dört saat içinde tamamlanabiliyorsa ve işveren için önemli olan o hedeflerin zamanında tamamlanmasıysa, bu durumda geriye kalan sürede başka işlerle meşgul olmak sakıncalı olmayabilir. Elbette bu, sözleşmede farklı bir hüküm bulunmadığı sürece geçerlidir.

Burada ölçüt, mesai saatlerini değil, verilen işin hakkını verip vermemeyi esas almaktır. Yine de unutmamak gerekir ki bazı sektörlerde, örneğin sağlık, eğitim, hukuk gibi alanlarda saat bazlı çalışmanın özel bir önemi olabilir. Böyle durumlarda saat sınırlamalarına riayet etmek dinî açıdan da önem arz eder.

işin Hakkını Vermek Esas Olmalıdır

Bir diğer önemli husus da işin hakkını vermektir. Özellikle bilişim sektöründe, bir çalışanın sekiz saatlik mesaisinin verimli bölümü genellikle dört-beş saattir. Geri kalan zaman molalarla, iç iletişimle, yeme-içmeyle geçer. Ancak aynı anda birden fazla işte çalışan biri, tüm dikkatini ve enerjisini bir işe verip diğerine gereken özeni göstermeyebilir. Bu da ikinci işten alınan ücretin, hakkıyla elde edilmediği anlamına gelir. Bu durumda, yapılan işin eksikliği doğrudan kul hakkına girer. Her çalışan kendine şu soruyu dürüstçe sormalıdır: “İki işi birden yürütürken, her birine tam performans gösterebiliyor muyum?” Eğer cevap şüphe uyandırıyorsa, bu durumdan kaçınmak gerekir.

Bildirme Zorunluluğu İhmal Edilmemelidir

Peki, ikinci bir işle meşgul olan çalışan, bunu ilk işverene bildirmek zorunda mıdır? Bu sorunun cevabı yine sözleşmeye bağlıdır. Eğer sözleşmede ikinci işin bildirilmesi gerektiği belirtilmemişse, teknik olarak çalışan böyle bir yükümlülük taşımaz. Ancak ikinci işin etkisiyle ilk işte performans düşüklüğü yaşanırsa ve bu fark edilirse, hem iş ilişkisi zarar görebilir hem de kişi kendini açıklamak zorunda kalabilir. Bu da güven zedelenmesine yol açar. Özetle, aynı anda birden fazla işte çalışmak, başlı başına dinen sakıncalı değildir. Ancak şu üç temel noktaya dikkat edilmelidir:

1. Sözleşme şartları açıkça başka işte çalışmayı yasaklıyorsa, ikinci bir işte çalışmak caiz olmaz.

2. Her iki işin de gerekleri tam anlamıyla yerine getiriliyorsa, yani performans, dikkat ve emek açısından bir aksama yaşanmıyorsa, dinen sakınca yoktur.

3. İşverenle yapılan sözleşmelerde belirsiz maddeler varsa, niyet temiz olmalı, hakkaniyet gözetilmeli ve her iki taraf da zarar görmeyecek şekilde hareket edilmelidir.

İşini hakkıyla yapan, sözleşmesine sadık kalan, aldığı maaşı hak eden bir çalışanın kazancı da helaldir. Fakat bir işin yanında diğerine “idare ederim” mantığıyla yaklaşmak, hem emanet duygusunu zedeler hem de helal kazancı riske atar. Bu nedenle, mesele sadece teknik olarak mümkün olup olmaması değil, vicdan ve sorumluluk terazisinde dengede kalıp kalmadığımızdır.

Önceki İçerikTüyler ve Rüzgâr
Sonraki İçerikKocam Öfkesini Kontrol Edemiyor!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın