Sabır, Sebat ve Umut

Soru: Sizi "Tutunanlar" programında ilgiyle izledim. Anlattıklarınızdan zihnime şu üç kavram mühürlendi: Sabır, sebat ve ümit. Avrupa'da yeni bir hayat kurmaya çalışan bizler için bu kavramları biraz daha açabilir misiniz? Bu yükü omuzlarken bu hasletleri nasıl anlamalıyız? (Rumuz: Tutunamayan)

236
Cevap:

Öncelikle programı izlediğiniz için teşekkür ederim. Yazının sonuna ilgili yayının bağlantısını ekleyeceğim; ilgilenenler oradan detaylara göz atabilirler.

Yeni bir ülkeye taşındığınızda ilk kaybettiğiniz şey adresiniz değildir; ilk sarsılan şey, içinizdeki güven duygusudur. Alıştığınız yollar silinir, dil değişir, yüzler yabancılaşır…Bir sabah aynaya baktığınızda, artık sadece yeni bir mekânda değil, yeni bir hayatın eşiğinde olduğunuzu fark edersiniz. İşte o noktada insanın zihninde tek bir soru belirir: “Burada yeniden başlayabilir miyim?” 

Böyle zamanlarda insanı ayakta tutan üç sessiz güç vardır: umut, sabır ve sebat.

İçten İçe Çözülme Tehlikesi

Hayatın zor dönemlerinde en büyük tehlike başarısızlık değildir; içten içe çözülmektir. İnsan çoğu zaman yenildiği için değil, yalnız hissettiği için vazgeçer. Planların bir gecede değiştiği, emeklerin görünmez olduğu, alışılmış düzenin dağıldığı zamanlarda umut zayıflarsa sabır incelir, sabır incelirse sebat kırılır. 

Oysa yürünebilecek bir yol çoğu zaman hâlâ vardır; insan sadece o yolu görecek iç direnci kaybeder. Pes etmek çoğu zaman bir karar değil, bir yorgunluk hâlidir.

Gerçekçi Bir Umut

Umut, hayal kurmak değildir; gerçekleri inkâr etmek hiç değildir. Umut, şartların zorluğunu kabul ederek yine de yarının bugünden farklı olabileceğine inanabilmektir. Bazen yüksek sesle konuşmaz; insanın içine yerleşir ve sessizce “Bu da geçer.” der. 

Son on yılda nice insan tam da bu cümleyle ayakta kaldı. Evini geride bırakırken, mesleğini yeniden kurmaya çalışırken, çocuklarına güçlü görünmeye çabalarken… Umut onlar için romantik bir kavram değil, bir hayatta kalma biçimi oldu. Gerçeklerle uyumlu, abartısız ama inatçı bir umut.

Gün Gün, Adım Adım

Sabır ve sebat ise bu umudun zemini oldu. Sabır, yükün ağırlığını inkâr etmeden taşıyabilme gücüdür. Sebat, düşse de aynı hedefe yönelmeye devam edebilme kararlılığıdır. Yabancı bir dilde iş ararken, diploması geçersiz sayılırken, küçümsenecek imkânlarla yeniden başlarken; her sabah yeniden niyet etmek, yeniden denemek… İşte sebat budur. Büyük cümleler kurmak değil, küçük adımları bırakmamaktır. Coşkuyla değil, karakterle yürümektir.

Kök Yerinde Kaldı

Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu görüyoruz: Zor zamanlar geçirildi, yorgunluklar oldu, kırılmalar yaşandı. Fakat vazgeçilmedi. Bu, küçümsenecek bir şey değildir. Umut tamamen sönmedi, sabır tamamen tükenmedi, sebat tamamen kırılmadı. Rüzgâr sert esti; ama kök yerinde kaldı. İnsan bazen kendi gücünü, en zor günleri geride bıraktığında fark eder.

Bazı sınavlar sessiz verilir. Alkış olmaz, takdir gecikir. Fakat insanın karakteri tam da o görünmeyen dönemlerde şekillenir. Sabır, içten içe derinleşir; sebat, fark edilmeden kuvvetlenir. Umut ise dirençli bir ışık gibi, insanın iç dünyasında yanmaya devam eder.

Zaman geçtikçe insan şunu anlar: Kaybettiğini sandığı pek çok şey aslında yer değiştirmiştir. Alışkanlıklar dağılmış, düzenler değişmiş olabilir; fakat değerler, inanç ve yön duygusu korunmuşsa insan yeniden inşa edebilir. Tutunmak bulunduğun yerde kalmak değil, nereye gidersen git özünü yanında taşıyabilmektir.

Umutla Devam

Umut yeniden güçlenebilir, sabır yeniden derinleşebilir, sebat yeniden toparlanabilir. İnsan, şartlar ne kadar değişirse değişsin, içindeki bu üç hasleti canlı tuttuğu sürece tutunabilir. Çünkü insanı ayakta tutan şey, dış koşulların mükemmelliği değil; iç dünyasının direncidir. Ve bazen en büyük başarı, düşmemek değil; düştükten sonra yeniden ayağa kalkabilmektir. Bugün geride kalan yıllara bakınca görüyoruz ki bu güç hâlâ yerinde duruyor. Yol uzamış olabilir, yük ağırlaşmış olabilir; fakat yürüyüş devam ediyor. Umutla, sabırla ve sebatla…

Videoyu izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Önceki İçerikİki Hayat, İki Kayboluş, İki Yara
Sonraki İçerikBin Ayın Sırrı: Kadir Gecesi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın