Elias’tan İlyas’a: Müziğin ve İnancın Kesiştiği Yer

Yakın zamanda, komşularımız Brigitte ve Franz'ın davetiyle Elias Oratoryosu'na gittik. Emekli bir fizikçi ve bir pedagog olan bu zarif çift, hem gönüllü işlerde hem de kültür sanat etkinliklerinde oldukça aktifler. Aylardır hazırlandıkları konseri Marienhöhe Salonu'nda dinlemek, bizim için büyük bir heyecandı.

123
O akşam, en şık elbiselerimden birini seçip stiletto ayakkabılarımı giydim. Evden çıkarken eşime takıldım: “Salonda kot ve tişört giyen tek insan olabilirsin. Takım elbise mi giysen acaba?”
Salona adım attığımda anladım ki bu kez yanılan bendim. Almanlar rahatlığı seçmişti; gömlekler, spor ayakkabılar, kot pantolonlar… Eşim kalabalığa uyum sağlamış, tek kalan ben olmuştum.

Salon büyük, aydınlık ve oldukça ciddi bir havaya sahipti. Kimsenin elinde telefon yoktu. “Acaba biri selfie çeker ya da story paylaşır mı?” diye etrafımı taradım. Nafile! Herkes sahneye odaklanmıştı. İki buçuk saat boyunca çıt çıkmadı. Kısa videolar çekmek için açtığım telefonum, Alman ciddiyetiyle baş edemeyip çantama geri döndü.

Bir diğer fark da konser sırasında konuşmama kuralıydı. Akdenizli ruhumla eşime dönüp, “Ne kadar güzel söylüyorlar!” ya da “Bak, burası çok dokundu bana.” demek istedim. Ama çevremdeki herkes öylesine sessizdi ki ister istemez ben de elimdeki metne ve müziğe odaklandım.

İnançla Direnen Bir Peygamber

Konserin adı Elias idi; bizim bildiğimiz şekliyle İlyas. Üç semavi dinin ortak kahramanı… Kur’an-ı Kerim’de bir peygamber, İncil’de bir aziz, Tevrat’ta bir elçi… Hıdırellez’in “Hızır ile İlyas”ındaki İlyas. Konser boyunca, onun hikâyesi coşkulu ezgilerle sahneye taşındı.

Oratoryoda anlatılan, halkını sapkınlıktan, putlardan ve yanlış inançlardan uzaklaştırmaya çalışan bir elçinin mücadelesiydi. İnancını yitiren kalabalıklar, yalnızlığa gömülen bir peygamber ve sonunda gelen ilahi müdahale. İlyas Aleyhisselam, mucizeleriyle tabiatı etkileyen, sonunda da göğe yükselerek Allah katına alınan kutsal bir figür olarak yankılandı notalarda.

Dinler farklı olsa da temalar ortaktı: İnanç, umut, yalnızlık ve direniş. Bütün kutsal metinlerde karşımıza çıkan bu evrensel konular, insanın iç âleminde tanıdık duygular uyandırıyor. Konser boyunca şunu düşündüm: “Müslüman, Hristiyan ya da Musevi… İnandığımız değerler, sandığımızdan çok daha yakın birbirine!”

Yeni Hayatlara Kök Salabiliriz


Elias Oratoryosu, yalnızca Hz. İlyas’ın dramını sahneye taşıyan bir eser değil; farklı inançlara mensup insanların ortak duygularda buluşabileceğini gösteren güçlü bir anlatı. Ezgiler, dinî sınırları aşarak herkese kendi içindeki güveni, direnci ve umudu keşfetme imkânı sunuyor. Mendelssohn’un notalarındaki derinlik, dinler üstü bir mesaj veriyor: “Sabır ve umut, her zorluğun üstesinden gelir.”

İlyas Aleyhisselam’ın hayatında yer alan azim ve kararlılık, aslında hepimizin yolculuğuna dokunuyor. Yeni bir ülkede kök salmaya çalışırken yaşanan güçlükler, onun günümüzde Ürdün sınırlarında kalan Kerit Vadisi’nde, yalnız başına ve açlıkla sınandığı günleri hatırlatıyor. Sarsılsa da inancından dönmeyen, korksa da vazifesini bırakmayan, umudun tükendiği anlarda bile sebatla ilerleyen bir peygamber o. Belki de bu yüzden hâlâ bir halkın umudu olarak anılıyor.

Birleşen Değerler, Kenetlenen İnsanlar

Bugün biz de geride bıraktıklarımızla, yüklendiğimiz acılarla ve yeni hayatlarımızın bilinmezlikleriyle, bu peygamber hikâyesinden güç alabiliriz. Yersiz yurtsuz bırakılmış olsak da bir dilin, bir kültürün, bir ülkenin uzağına düşmüş olsak da… İlyas Aleyhisselam gibi vazifemizi, umudumuzu ve inancımızı içimizde taşımaya devam edebiliriz. Sabır, inanç ve azimle bulunduğumuz yeni topraklarda filiz verebiliriz.

Şimdi dönüp geriye bakınca, “Keşke birkaç kare daha çekseymişim.” diyorum kendi kendime. Ama sonra durup düşünüyorum: Hafızada saklanan bir bakış, bir melodi ya da bir hikâye… Bazen bir fotoğraf karesinden çok daha fazlasını anlatıyor. Çünkü görüntüler siliniyor, klasörler kayboluyor ama kalpte yankılanan izlenimler yerini kolay kolay terk etmiyor. Bazı melodiler, müzik sustuğunda bile ruhumuzda yankılanmaya devam ediyor. 

O akşam salonda yalnızca bir konser dinlemedim. Bir peygamberin ıssız vadilerde yankılanan suskunluğunu, bir yolcunun ardında bıraktığı evi, bir annenin yitirdiği oğluna tuttuğu yası, bir babanın göğe bakarken yutkunduğu duayı dinledim. Notaları sabırdan, sözleri sevgiden, ritmi umuttan örülmüş bir eserdi bu; bittiğinde salondan değil, kalbimin en derin köşesinden uzun süre çıkmadı.

Ve kendi içimde, hiç susmayan o sesi fark ettim: Yolculuk devam ediyor. Yalnızlıkla değil, umutla. Korkuyla değil, teslimiyetle.

Teşekkürler Brigitte, Teşekkürler Franz. Sayenizde, o akşamın sessizliğinde içimize bir inanç cümlesi yazıldı. Ve artık o cümleyle yürüyoruz; sessiz ama inançla, kırılgan ama dimdik. Işığa doğru… 

Elias Oratoryosu hakkında


Felix Mendelssohn’un 1846’da bestelediği Elias Oratoryosu, Hz. İlyas’ın hayatını, Eski Ahit’te yer aldığı şekliyle ve dramatik bir müzikal anlatımla sahneye taşır. Eserde halkını putperestlikten meneden ve doğru yola çağıran bir elçinin yalnızlığı, direnişi ve göğe yükselişi anlatılır. Koro bölümleri, solo aryalar ve ilahi ezgilerle bezenen oratoryo, farklı dinlerin ortak değerlerini yansıttığı için evrensel bir anlam taşır.

Önceki İçerikUBER Şoförüyüm, Namazlarımı Nasıl Kılabilirim?
Sonraki İçerikBaşka Bir Meryem

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın