Ben Bu İşlerden Pek Anlamam

"Yapamıyorum" bazen gerçek bir yetersizliğin değil, bilinçli bir kaçışın adıdır.

54

Küçük kızım evcilik oynarken mutfaktaki tencerelerden sebzelikteki patateslere kadar pek çok şeyi oyuncaklarıyla birlikte salona taşıyor. Salon kısa sürede küçük bir oyun alanına dönüşüyor. Ama bu tatlı oyunun sonunda sıra ortalığı toplamaya geldiğinde, ondan şu sevimli cevabı duyuyorum: “Ben daha çok küçüğüm, toplayamam ki. Anneler daha güzel toplar.” Bu çocukça bahane beni her seferinde gülümsetse de, benzer bahanelerin sosyal hayatta ya da iş hayatında yetişkinler tarafından da sıkça kullanıldığını fark edince bu konu üzerine düşünmeye başladım. Daha sonra bu davranış biçiminin literatürde “weaponized incompetence” olarak adlandırıldığını öğrendim. Türkçede ise “silahlandırılmış beceriksizlik” ya da “bilinçli beceriksizlik” olarak kullanılıyor. Peki nedir bu bilinçli beceriksizlik? 

Beceriksizliğin Bilinçli Hâli 

Bilinçli beceriksizlik, bir kişinin bir işi yapamadığını söyleyerek ya da o işi bilerek kötü yaparak sorumluluktan kaçması anlamına geliyor. Yani asıl mesele “yapamamak” değil, “sorumluluktan kaçmak”. Eminim bu durum pek çoğumuza tanıdık geliyordur. Bu davranış biçimi son yıllarda “bilinçli beceriksizlik” başlığı altında tartışılsa da çevremizde duyduğumuz, yeri geldiğinde kullandığımız, “savsaklamak” ve “sorumluluğu başkasına yıkmak” gibi söylemler aslında tam olarak bu hâli ifade ediyor. 

“Ben çamaşır makinesini bir türlü ayarlayamıyorum.”, “Şu çiviyi sen çakar mısın? Ben pek beceremiyorum.” gibi söylemleri günlük hayatımızda sık sık duyabiliyoruz. İlk bakışta oldukça masum görünen bu cümleler, devamlı hâle geldikçe farkında olmadan bazı sorumlulukların hep aynı kişiye kalmasına yol açabiliyor. 

Bazen bu durumun arkasında toplumsal rol dağılımı da olabiliyor. Bizim kültürümüzde örneğin çamaşır ve yemek gibi işler çoğu zaman “kadın işi”, tamir gibi işler ise “erkek işi” olarak görülüyor. Anne ve babamızdan gördüğümüz bu rolleri sürdürmek çoğu zaman bize daha konforlu geliyor. Oysa bir erkek pekâlâ çamaşır yıkayıp ütü yapabilir; bir kadın da dolap monte edebilir ya da bozulan bir şeyi tamir edebilir. Aslında mesele, kişinin o işi gerçekten yapmak isteyip istemediğinde düğümleniyor. 

Sorumluluktan Kaçış Yolu

Gerçekten yapamamak ile yapmamayı tercih etmek arasındaki ince fark bazen düşündüğümüzden daha zor anlaşılıyor. Hepimiz bazı işleri ilk başta beceremeyebiliyoruz; hele ki hiç tecrübemiz yoksa. Öğrenmek ise zaman ve çaba gerektiriyor. 

 “Yapamıyorum” demek bazen, aslında o sorumluluğu almamak için kullanılan rahat bir kaçış yoluna dönüşebiliyor. İşin ilginç tarafı ise bunun çoğu zaman açıkça dile getirilmemesi. “Bu işi yapmak istemiyorum.” demek yerine küçük cümleler devreye giriyor: “Ben beceremiyorum”, “Sen zaten daha iyi yapıyorsun.”, “Ben karıştırıyorum, en iyisi sen yap.” Bu ifadeler sorumluluktan kaçan kişinin rahatlamasına olanak sağlasa da fark edilmeden yükler tek bir kişinin omzunda yükseliyor. 

Bazen de bu durum, bahaneler karşısında işi hemen üstlenen tarafın aşırı mükemmeliyetçiliğinden kaynaklanabiliyor. Oysa karşı tarafa gerçekten deneme ve öğrenme fırsatı tanımak, sorumluluğun daha adil paylaşılmasının ilk adımı olabilir. Belki de bu yüzden asıl soru “Kim daha iyi yapıyor?” değil, “Sorumluluk gerçekten paylaşılıyor mu?” olmalı.


Gerçekten becerememek mi, yoksa sorumluluktan kaçınmak mı? Öğrenme isteği, tekrar eden hatalar ve kullanılan dil, bu ince farkı çoğu zaman ele verir.


Gerçek mi, Bilinçli mi?

Peki karşımızdaki kişi gerçekten yapamadığı için mi zorlanıyor, yoksa beceriksizliği bir strateji olarak mı kullanıyor? Elbette iki durumu birbirinden kesin çizgilerle ayırmak her zaman kolay değil. Yine de bazı işaretler bize fikir verebilir. 

  • Öğrenme isteğine bakın: Gerçekten beceremeyen biri genellikle nasıl yapılacağını öğrenmek ister, soru sorar ve denemeye devam eder. Bilinçli beceriksizlikte ise kişi öğrenmekten çok işten kaçınmaya eğilimlidir.
  • Tekrar eden hatalara dikkat edin:Aynı iş defalarca anlatılmasına rağmen hep aynı şekilde yanlış yapılıyorsa, bu durum sorumluluktan kaçmanın bir yolu olabilir.
  • Zorluk karşısındaki tavrı gözlemleyin: Gerçekten zorlanan biri biraz zaman ve destekle denemeye devam eder. Bilinçli beceriksizlikte ise işler biraz karmaşıklaşınca sorumluluk hızla başkasına devredilir.
  • Sorumluluk paylaşımına bakın: Eğer adil bir görev dağılımı yoksa ve bazı işler zamanla hep aynı kişinin üzerine kalıyorsa, ortada bir görev kayması olabilir.
  • Dil kalıplarını fark edin:“Ben yapamam.”, “Ben bu işlerden anlamam.” gibi cümleler daha denemeden sık sık tekrarlanıyorsa, bu durum bir alışkanlık hâline gelmiş olabilir. 

Tabi ki bu işaretlerin hiçbiri tek başına kesin bir yargıya varmak için yeterli değildir. Ancak bir araya geldiklerinde, karşımızdaki durumun gerçekten becerememekten mi yoksa sorumluluktan kaçınmaktan mı kaynaklandığını anlamamıza yardımcı olabilir. 

Peki Ne Yapmalı?

Öncelikle sınır koymak gerekiyor. “Madem bilmiyorsun, birlikte öğrenelim.” diyerek, sorumluluğu sessizce üstlenmek yerine paylaşmayı teklif etmek de güzel bir başlangıç olabilir. Çünkü her “Sen daha iyi yapıyorsun.” cümlesi kabul edildiğinde, iş yükü kalıcı olarak bir kişinin üzerinde birikiyor. 

Sabırlı ama kararlı olmak da önemli. İlk kötü denemede işi devralmak, karşı tarafı şu düşünceye itebilir: “Sen zaten benden daha iyi yapıyorsun.” Oysa öğrenmenin yolu, biraz da dağınıklığa, yamuk çakılmış çivilere, yanlış ayarlanmış programlara alan açmaktan geçiyor. Mükemmellik beklentisi ise çoğu zaman sorumluluk paylaşımının önündeki en büyük engel. Bu yüzden, kızım “Ben küçüğüm, toplayamam.” dediğinde artık sadece gülümsemekle yetinmiyor, onu cesaretlendirip “Hadi birlikte toplayalım.” diyorum. Belki de büyümek her işi tek başına değil, birlikte yapmayı öğrenebilmektir.

Önceki İçerikAdaletin ve Kudretin Sembolü: Hz. Zülkarneyn
Sonraki İçerikFilozof’ta bu ay ¨TERSLİKLER¨ var!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın