UBER Şoförüyüm, Namazlarımı Nasıl Kılabilirim?

Yolda olmak, namazdan uzak kalmak demek değildir. Rabb'imizin rahmeti, hayatın her anında ibadeti mümkün kılacak kolaylıklarla önümüzü açar.

84

Soru: Amerika’da UBER şoförlüğü yapıyorum. Namaz vakitlerinde müsait bir yerde durmam her zaman mümkün olmuyor. Özellikle arka arkaya gelen müşteriler olduğunda, namazları vaktinde, huşu ile kılmakta zorlanıyorum. Böyle durumlarda farz namazları birleştirmek (cem) ya da aracı durdurmadan oturduğum yerde kılmak caiz olur mu? Bu durumlarda nasıl hareket etmeliyim?

Cevap:

Allah namaz konusundaki hassasiyetinizi en güzel şekilde mükâfatlandırsın; kalbinize huşu, zihninize huzur lütfetsin. Unutmayın ki, dinimiz kolaylık dinidir ve hiçbir kulu gücünün üstünde bir sorumlulukla sınamaz. İslam’da, bir iş zorlaştığında veya insanın imkânları sınırlı hâle geldiğinde, “ruhsat hükümleri” devreye girer. Bunlar, Rabb’imizin bize açtığı rahmet kapılarıdır.

Peygamber Efendimizin uygulamasına baktığımızda, yolculuk hâlinde hâlinde farz namazları mümkün olduğunda bineğinden inerek, yani normal şekilde, kıbleye yönelerek ve ayakta eda ettiğini görüyoruz. Ancak sünnet ve nafile namazlar söz konusu olduğunda, bunları bazen bineği üzerinde, seyir hâlindeyken kıldığını da biliyoruz. Bu durumda kıbleye yönelme şartı, imkân dâhilindeyse yerine getirilir; değilse, sünnet ve nafile namazların esnekliği devreye girer, diyebiliriz.

Siz de Amerika’da UBER şoförü olarak sürekli hareket hâlindesiniz ve her namaz vaktinde aracı uygun bir yere çekme fırsatı bulamıyor olabilirsiniz. Bu durumda yapabileceklerinize birlikte bakalım.

Namazı vaktinde ve ayakta, kıbleye dönerek kılmanız mümkün değilse farzlara öncelik vermelisiniz. Sünnet namazları, daha sonra uygun zamanda veya şartlar müsait olduğunda kılabilirsiniz.

Farzları da vaktinde kılmakta zorluk çekiyorsanız, iki vakti cemederek (öğle ile ikindiyi; akşam ile yatsıyı birleştirerek) kılmanız mümkündür. Bu, Peygamber Efendimizin de zaman zaman uyguladığı bir kolaylıktır.

Aracınızdan inmenizin mümkün olmadığı anlarda, oturduğunuz yerden ve bulunduğunuz yöne doğru işaretle namaz kılmanız da caizdir. Bu, özellikle nafile ve sünnetler için geçerlidir. Farzlarda da aynı yöntem, çaresizlik hâlinde bir ruhsat olarak kullanılabilir. Kıbleye dönme imkânınız yoksa, elinizden geldiğince yönünüzü ayarlamaya çalışır; mümkün değilse bulunduğunuz yöne doğru kılarsınız.

Gün içinde yoğunluk azaldığında, örneğin mola verdiğinizde, kaçırdığınız namazları kaza edebilir ya da o anda cemederek ikisini birlikte kılabilirsiniz. Burada asıl dikkat etmemiz gereken husus, namazı bir yük hâline getirmemek, ama aynı zamanda da onu hayatın dışında bırakmamaktır. Çünkü namaz, bizi Rabb’imize bağlayan en önemli köprülerden biridir. Devamlılık esastır; bu yüzden her günkü iş programınızı namaza uygun hâle getirmeye çalışmak, ibadetinizi hayatın doğal bir parçası hâline getirmek en güzel yoldur.

Unutmayın, zaman zaman zorlanmak da ibadetin bir parçasıdır. Bazen geç kalma korkusu ya da “Acaba kabul olur mu?” gibi düşünceler içimizi kemirebilir. Ama bu endişeler, ihlasınızın ve samimiyetinizin göstergesidir. Allahutaala onları da ibadet hanenize yazacaktır, inşallah.

Rabb’im hepimizi kullukta daim ve sabit kılsın. Namazlarımızı bir huzur ve sükûn vesilesi yapsın. Hepimize hayırlı kazançlar, hayırlı yolculuklar nasip eylesin.

Önceki İçerikOkyanus temizliğinde yapay zekâ keşfi
Sonraki İçerikElias’tan İlyas’a: Müziğin ve İnancın Kesiştiği Yer

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın