İstanbul’da, Vapurda…

153
Hasan Çağlayan |

Sabahı sever misin? Ben severim. Hani, taze bir sabah, kıpır kıpır. Çay simit ister misin? Ben isterim. Çayım demli olsun; simit çıtır. İstanbul’da, vapurda, yüzümüzde rüzgâr ve martılar, karşımızda Üsküdar; bahar havası ıtır. Bölelim gevrekleri; martılar acıkmıştır.

Martılar, Kız kulesi, Galata. Erguvanlar tutuşmuş her yanda. Yeşermiş dallar; çiçekler köpürmüş. Lakin güzden yapraklar durur hâlâ. Sahi, neredeyiz? Hani ülkemiz? Ülkemiz, yaz mıdır; gelsin hele? Sular yürüsün; bahar nakış nakış bürüsün. Açılır kapılar; şimdi kıştır.

Kıştır, zordur işte; hem uzak. Dahası gülmek yasak, sevmek yasak; sesler, nefesler tutsak. İniştir, yokuştur, olmuyor ne etsek ne yapsak. Uçarız kanadımız olsa göğünde. Açarız sokakları, caddeleri kitap gibi; ama yok. Sıladır, özlüyor insan; bir kavuşsak! 

Kavuşmak, elbet mümkün. Sevda sürgün şimdi; dallar sürgün. Ama bir gün, erir buzlar; iner yağmur, açar gün. Evler tebessüm eder; sofralar şenlenir. Her şey güneşlenir, meyvelenir, tazelenir. Boy verir ekinler; başaklar dolar. Gurbet de vatan olur, görürsün.

Çay simit ister misin? Ben isterim. Çayım demli olsun; simit çıtır. İstanbul’da, vapurda, Kadıköy Beşiktaş arasında, çek içine maviyi; deniz ıtır. Martılar süzülür. Gemiler geçer. Tatlı bir meltem eser; ısıtır. Bordaları döver sular. Huzurla dolar koylar, limanlar. Sevince gark olur doğular, batılar. Düğünler gelmiş; toylar kurulmuştur.

Önceki İçerikYazın Tadı Mutfakta Çıkar!
Sonraki İçerikBaşarısızlık Tesadüf Değil! 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın