
Kırk beş yaşındaki bir hastamın dilinden şu cümleler dökülüyor muayene odasına: “Ergenlik döneminde bile yüzümde tek bir sivilce çıkmamıştı! Şimdi aynaya bakmaya korkuyorum. İnsan içine çıkmaya utanıyorum.” Otuzlarında bir başka hastam, “Eskiden yanaklarım ya çok utanınca ya da stresli olunca kızarırdı. Artık durup dururken de kızarıyor. Ne sürsem kaşındırıyor!” diyor. Altmışlarında bir beyefendi, eşiyle giriyor muayenehaneye. Eşi hafifçe fısıldıyor: “Eskiden burnu bu kadar büyük değildi; irileştikçe irileşti… Bir de kılcal damarlar çıktı şimdi!”
Farklı yaşlar, farklı şikâyetler ama teşhis ortak: Rozasea.
Nedir Bu Rozasea?
Rozasea, çoğu kişinin adını bile duymadığı ama tahmin edilenden çok daha yaygın bir cilt hastalığı. Açık tenli insanlarda ve kadınlarda daha sık görülüyor. Ama işin ilginç yanı şu: Pek çok kişi bunun bir hastalık olduğunu bile bilmiyor. “Annem de böyleydi zaten.”, “Babaannemin yüzü de hep kızarırdı.” deyip geçiyorlar. Ancak ne yazık ki bu geçici bir kızarıklık değil. Üstelik, zamanla hayat kalitesini ciddi anlamda düşüren bir tabloya da dönüşebiliyor.
Belirtileri Neler?
Rozasea genellikle yüzün orta kısımlarında başlıyor. Yanaklar, burun, alın ve çene. İlk belirti, çoğu zaman, gelip geçici bir kızarıklık oluyor. Bununla birlikte, gelip geçici o kızarıklık, stres, utanç ya da afiyetle içilen bir kâse sıcak bir çorba sonrası birdenbire alevlenebiliyor. Dahası, zamanla bu kızarıklık yerleşip kalıcı hâle geliyor. İlerlemiş vakalarda sivilce benzeri kabarcıklar, kaşıntı, yanma hissi, kılcal damarların daha da görünür hâle gelmesi gibi belirtiler de görülüyor. Kadınlarda gözlerde yanma ve batma olabilirken; erkeklerde burunda belirgin bir büyüme meydana gelebiliyor.
Neden Olur?
Rozasea’nın kesin sebebi hâlâ tam olarak bilinmese de onu azdıran ya da kötüleştiren bazı yaygın etkenler var. Örneğin stres, yoğun güneşe maruz kalmak, alkol ya da sigara kullanımı, çok sıcak veya çok soğuk havalarda uzun süre dışarıda bulunmak, sıcak banyo ve sauna gibi uygulamalar, bazı baharatlı ya da acılı yiyecekler, çok sıcak içecekler… Hatta cildi tahriş eden kozmetik ürünler, tansiyon ilaçları veya bazı egzama kremleri de bu tabloyu alevlendirebiliyor. Yani aslında masum görünen pek çok alışkanlık, farkında olmadan bu hastalığı körükleyebiliyor.
İlk Adım: Farkındalık
Kişi, yüzündeki bu kızarıklığın bir hastalık olduğunu fark ettiğinde, tedavinin yarısı tamamlanmış demektir! Çünkü hasta bu sayede kızarıklığı neyin tetiklediğini gözlemleyebilir, ve nelere dikkat etmesi gerektiğini öğrenebilir. Bu bile başlı başına büyük bir adımdır. Sonuç olarak Rozasea atakları daha seyrek ve daha hafif yaşanır.
İşte bu ataklardan korunmanızı sağlayacak ve hayat kalitenizi yükseltecek etkili birkaç öneri:
Güneşten korunun: Yaz kış cildinize uygun bir güneş koruyucu kullanmaya dikkat edin.
Nemlendirici kullanın: Özellikle hassas ciltler için üretilmiş, tahriş etmeyen ürünleri tercih edin.
Cilt temizliğine özen gösterin: Alkol ve parfüm içermeyen, Rozasea’ya özel temizleyiciler bulup günlük rutininize ekleyin.
Kapatıcı ürünlerle konfor sağlayın: Renkli nemlendiriciler kullanarak yüzünüzdeki kızarıklığı maskeleyin. Bu uygulama, özgüveninizi de artıracaktır.
Bütün bu tedbirlere rağmen, bazı durumlarda ağızdan alınan ilaçların kullanılması gerekebilir. Hatta geç kalınmış durumlarda lazer ve cerrahi seçenekler de devreye girebilir. Bu yüzden, yüzümüzdeki kızarıklığın sadece bir estetik sorunu olmadığını ve çoğu zaman cildimizin bize verdiği bir sinyal olduğunu akıldan çıkarmamalıyız.
Eğer siz de aynaya baktığınızda alışık olmadığınız bir kırmızılıkla ya da bir türlü geçmek bilmeyen sivilcelerle karşılaşıyorsanız, hiç vakit kaybetmeden bir dermatoloğa danışın. Çünkü Rozasea, fark edildiği taktirde kontrol altına alınabilen bir hastalıktır ve hayatınızı gölgeleyen o kızarıklık, doğru müdahale ve bilinçli tercihlerle geride kalabilir.
















