“En Güzel”e Sunduğumuz İbadetler Ne Kadar Güzel?

Bir işi bitirmekle özenle yapmak arasındaki farkı biliyoruz. Peki Rabb'imizin huzuruna çıkarken de aynı farkı gözetiyor muyuz?

0

Dil kursu bitti, öz geçmiş güncellendi. Sırada yeni hayatın en heyecanlı ve yorucu adımlarından biri var: İş görüşmesi. 

Kamerayı açmadan önce aynaya bir göz atılıyor; ışık ayarlanıyor, arkadaki dağınıklık toparlanıyor, yabancı dilde söylenecek ilk cümleler zihinde bir kez daha tekrarlanıyor. Çünkü karşımızdakini önemsiyor, o kapının açılmasını istiyoruz.

Görüşme bitiyor. Saat ilerlemiş, namaz vakti daralmış. Hızla abdest alıp seccadeye geçiyoruz. Dilimiz Fatiha’yı okurken zihnimiz hâlâ az önceki konuşmada: “Acaba o soruyu doğru anladım mı? Başka türlü mü ifade etseydim?” Selam verdiğimizde namazı kılmış olmanın rahatlığını hissediyoruz. 

Fakat nasıl kıldığımızı pek hatırlamıyoruz.

Yeni bir ülkede, yeni bir dilde kendimizi insanlara doğru anlatabilmek için böylesine hazırlanıyoruz da bizi bizden iyi bilen Rabb’imizin huzuruna çıkarken neden aynı özeni gösteremiyoruz?

Kıldım mı, Nasıl Kıldım?

Kulluğun Arapça karşılığı “ubudiyet”tir. “Kul” anlamındaki “abd” kökünden gelir. Allah’a itaati, teslimiyeti ve kul olma hâlini ifade eder. Kulluk, insanın yaratılış gayesidir. Nitekim ayette, “Ben cinleri ve insanları sırf beni tanıyıp yalnız bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zâriyât suresi, 51/56) buyrulur.

Bu teslimiyet namaz ve oruçla sınırlı kalmaz. Her anı O’nun rızasını gözeterek yaşamak, güzel ahlakı kuşanmak, insanlığa hizmet etmek de kulluğumuzun içindedir. Namazımızdan konuşmamıza, okumamızdan yürüyüşümüze kadar her amelimizi mümince bir edeple ilmek ilmek dokuruz.

Fakat alışkanlıklarımız bazen . . .

Önceki İçerikİnanmadılar, Kapı Kapanmadı!
Sonraki İçerikBuradayım Dostum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın