
Akşam oluyor. Gün boyunca hiç boş durmadınız. Bir şeyler okudunuz, aramalara cevap verdiniz… Bir işi bitirip ötekine başladınız. Yoruldunuz. Ama günün sonunda dikenli bir soru gelip zihninize oturdu: “Bütün gün ne yaptım ben?”
Bu soruyu yanıtlamak çoğu kez kolay olmuyor. Çünkü zamanı yalnızca yaptığımız büyük işler tüketmiyor. Aralara sızan küçük meşguliyetler, yarım kalan bakışlar, gereksiz meraklar da ömrümüzden pay alıyor. İnsan bazen vaktini kaybetmiyor; vaktinin nereye gittiğini kaybediyor.
Kur’an-ı Kerim, Asr suresinde zamana yemin ederek insanın “ziyan” içinde olduğuna dikkat çeker. Müfessirler “asr” kelimesini farklı şekillerde açıklamıştır. Bunlardan biri de “mutlak zaman” anlamıdır. Çünkü zaman, insanın bütün fiillerinin gerçekleştiği geri getirilemez bir imkândır. Geçen saniyeler biriktirilemez, borç alınamaz, daha sonra yerine konulamaz. (Asr suresi, 103/1-3)
Efendimiz de “İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymeti hususunda aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.” buyurur. (Buhârî, Rikâk, 1) Demek ki mesele yalnızca vaktimizin olması değil, onu neye verdiğimizdir.
Bu noktada “malayani” kavramı önümüze değerli bir ölçü koyar. Efendimizin ifadesiyle kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliklerindendir. (Tirmizî, Zühd, 11) Bu, dinimizin hayatın bütün küçük zevklerini yasaklaması şeklinde değerlendirilmemelidir. Dinlenmek de ihtiyaçtır, eğlenmek de. Asıl soru şudur: Bu uğraş bana gerçekten iyi geliyor mu; yoksa beni yapmam gerekenlerden, sevdiklerimden ve Rabb’imle ilişkimden sessizce uzaklaştırıyor mu?
Bazen bir tartışmanın son yorumunu okumak, tanımadığımız insanların hayatını takip etmek, bize hiçbir şey katmayan videolar arasında dolaşmak yalnızca dakikalarımızı tüketmez. Zihnimizde de yer kaplar. Ekranı kapatsak bile maruz kaldığımız o sesler içimizde konuşmaya devam eder. Böylelikle vaktin kaybı dikkatin kaybına, dikkatin kaybı da yönün bulanıklaşmasına dönüşebilir.
Namaz Yönü Yeniden Buldurur
Kur’an kurtuluşa eren müminleri anlatırken ilk özelliklerinden biri olarak onların namazda huşu içinde oluşunu zikreder. Hemen sonraki ayette ise boş ve yararsız şeylerden yüz çevirmelerinden söz açar. Tek başına bu yan yana geliş bile üzerinde durmaya değer. (Mü’minûn suresi, 23/1-3) Çünkü huşu . . .



