
El yapımı bir defteri elinize aldığınızda farkı hemen hissedersiniz. Kâğıdın dokusu, kapağın kenarındaki küçük kusurlar ve sırttaki ipin her ilmeği, onu yapan ellerin izini taşır. Matbaa ve fabrikalardan önce her defter böyleydi: Birileri sabırla katlar, keser, diker, kaplardı. Bu yüzden seri üretim defterlerle dolu bir dünyada el yapımı bir defter, bir eşyadan
çok bir hatıradır.
Berlin’de her yıl düzenlenen Müslüman Kültür Haftası’ndaki atölyelerden birinde bu sıcaklığı deneyimleme şansım oldu. Elke Reisch’in yönettiği el yapımı kitap atölyesinde bizi rengârenk kapak kâğıtları ve farklı renklerde mumlu ipler bekliyordu. Bordoların ve sarıların iç içe geçtiği bir kâğıtla sarı bir ip seçtim. Önce on iki adet A4 kâğıdı ortadan katlayıp maket bıçağıyla kestik, sonra her parçayı yeniden katladık. Kalın mukavvaları desenli kâğıtlarla kaplayarak kapaklarımızı hazırladık. Son olarak iki kapağı ve iç sayfaları, sırttan açılan altı delikten Kıpti dikişiyle birbirine bağladık. Ortaya tamamen bana ait bir defter çıktı.
Defterlerin yerini telefon ve tabletler almışken hâlâ kâğıda yazmayı sevenlerdenseniz, kendi defterinizi yapmayı mutlaka denemelisiniz. Malzemeleri . . .

İlham Verenler

Mesleği mimarlık olan Nagehan Hanım, on bir yıldır hobi olarak sulu boya yapıyor. Teknikleri internetteki videoları izleyerek kendi kendine öğrenmiş. Sulu boya yapmak onu çok rahatlatıyor; fırçayı eline aldığında günün yorgunluğu renklerle birlikte kâğıda akıp gidiyor. Zamanla bu hobi, farklı güzelliklere de vesile olmuş. Bu huzuru başkalarıyla paylaşmak isteyen Nagehan Hanım, Almanya’da yaşadığı şehirde çocuklar ve yetişkinler için sulu boya atölyeleri düzenlemeye başlamış. Artık fırçasının ucundaki renkler yalnızca kendi kâğıdına değil, katılımcıların hayatına da dokunuyor.
Evde Eğlence

Mumların İkinci Hayatı: Kış geldi, mumlar dolaplardan çıktı. Peki yarısı yanmış mumlar ne olacak? Onları yeniden hayata kazandırmak mümkün. Önce benmari usulü eritip eski fitilleri ayıklayın. Birkaç damla mum esansı ya da boyası ekleyin ve fitili ortaladığınız kavanozlara dökün. Renk ve koku seçimini çocuklara bırakabilirsiniz. Ailece keyifli bir kış akşamı sizi bekliyor.
Gülümse

Almanya’ya geldiğimiz ilk ay, bebeğimizle yürüyüşe çıkmıştık. Yaşlı bir çift yanımıza yaklaştı. Kadın gülümseyerek bebeğe baktı ve bir şey sordu. Ne dediğini anlayamadık, mahcup olduk. Yanındaki adam bir an önce gitmek istiyordu; bu da beni daha çok rahatsız etti. Kadın ise bizi işaret ederek aynı soruyu tekrarlıyordu. Almanca öğrendikten sonra anladım: Bebeğin kız mı erkek mi olduğunu soruyormuş. Bugün o anı düşündükçe, yaşadığım çaresizliği hatırlıyor ve buruk bir şekilde gülümsüyorum.
Refia Candan



















