
Peygamberimizin Hristiyanlarla ilişkilerine baktığımızda, daha çocukluk yıllarından itibaren dikkat çekici karşılaşmalar görürüz. Ticaret yolculuklarından birinde Bahîrâ isimli Hristiyan rahibin Efendimizde gördüğü bazı işaretler sebebiyle ona yakın ilgi gösterdiği rivayet edilir.
İlk vahyin ardından Hz. Hatice’nin Efendimizi Varaka b. Nevfel’e götürmesi de benzer şekilde önemlidir. Hristiyanlık hakkında bilgi sahibi olan Varaka, yaşananları dinledikten sonra Peygamber Efendimize destek vereceğini söylemiş ve karşılaştığı tecrübenin peygamberlik vazifesiyle ilgili olduğunu ifade etmiştir.
Bu örneklerin bize hatırlattığı önemli bir nokta var: İnanç farklılığı, insanlar arasındaki iyiliği, güveni ve hakkaniyeti görmeye engel değildir.
Habeşistan’a Hicret
Bu münasebetlerin en çarpıcı örneklerinden biri Habeşistan hicretidir. Mekke’de baskı ve zulüm arttığında Efendimiz, sahabeden bir grubun Habeşistan’a hicret etmesini tavsiye etti. Bunun sebebini de orada hiç kimseye zulmetmeyen adil bir hükümdarın bulunmasıyla açıkladı.
Burada üzerinde durmaya değer ince bir nokta vardır: Necâşî Müslüman bir hükümdar değildi. Fakat Efendimiz onun adaletini gördü ve takdir etti.
İlk kafilenin ardından şartlar ağırlaşınca Hz. Cafer’in de aralarında bulunduğu daha kalabalık bir grup Habeşistan’a hicret etti. Kureyş, muhacirlerin geri verilmesi için Necâşî’ye elçiler gönderdi. Necâşî ise iki tarafı da dinledi. Hz. Cafer’in sözlerinden sonra Müslümanları iade etmeyi reddetti ve onları ülkesinde güvence altına aldı.
Bu, yalnızca siyasi bir sığınma hikâyesi değildir. Farklı inançlara mensup insanların adalet, güven ve insanlık ortak paydasında buluşabileceğini gösteren tarihî bir örnektir.
Kimden Gelirse Gelsin Adaleti Görmek
Dünyanın farklı bölgelerinde baskı ve zulümden kaçmak zorunda kalan Müslümanlar, bugün de kendilerine başka dinlere mensup insanların çoğunlukta olduğu ülkelerde yeni hayatlar kuruyor. Kimi zaman bizi karşılayan, çocuklarımızın eğitimine yardımcı olan, zor zamanlarımızda yanımızda duran insanlar bizim inancımızı paylaşmıyor. Bu durum bizi şaşırtmamalı.
Çünkü Peygamber Efendimizin hayatında da adaletin ve iyiliğin sahibinin önce kimliğine değil, yaptığına bakıldığını görüyoruz.
Habeşistan’daki Müslümanlar da gördükleri iyiliği unutmadılar. Necâşî’ye ve . . .

Bir Diyalog Hikâyesi
Ege ailesi Hollanda’nın Friesland bölgesine taşındığında yeni dile alışmakta zorlanıyordu. En büyük destekçilerinden biri, aynı sokakta yaşayan öğretmen Nienke oldu. Kızlarının okula alışmasına yardım ederek başlayan tanışıklık zamanla dostluğa dönüştü. Nienke onları yılbaşında kiliseye davet etti; Ramazan geldiğinde ise Ege ailesinin iftar sofrasına oturdu. Birlikte etkinliklere katıldılar, uzun sohbetler ettiler. Bir akşam Nienke içinden geçenleri söyledi:”Sizi tanımadan önce yabancılara karşı çok önyargılıydım. Sizi tanıyınca her şey değişti.” Sonra gülümsedi:
“Artık ben sizin ablanızım; çocuklarınızın da teyzesiyim.”
Bir zamanlar yalnızca aynı sokakta yaşayan iki aile, artık birlikte Türkiye’ye gitmenin hayalini kuruyor. Bazen önyargıyı değiştiren şey bir fikir değil, tanıdığımız bir insandır.



















