Sır Sayımı

3

Bir sabah dünyanın bütün perdeleri açıldı. Dallısı, güllüsü, ipeklisi, tüllüsü, dantellisi, fistolusu, nakışlısı, yamalısı… 

Bir sabah dünyanın bütün perdeleri açıldı. Anneanneden kalması, gelinlikten bozması, çeyiz sandığında sararanı, önünde koca bekleneni, arkasında çocuk saklananı… 

Bir sabah dünyanın bütün perdeleri açıldı. Yıllardır aralanmayanı, komşuya kapatılanı, bir gece aceleyle çekileni, sabahında bir daha hiç açılmayanı…

Ve içerisi diye bir şey kalmadı. 

Eskiden çekmecelerin anahtarı kaybolurdu. Mektuplar bir yerden sonra sesli okunmaz, bazı bohçalar hiç açılmazdı. Sandıkların dibi, dolapların kilitli gözü, evlerin kullanılmayan odaları vardı. 

İnsanların da kapalı yerleri vardı. Annelerin söylemediği şeyler, babaların bahsetmediği şehirler, ailelerin adını anmadığı insanlar vardı. Bazı sorular sorulmaz, bazı cevaplar verilmezdi.

Şehirlerin de. Girilmez sokakları, aşılmaz duvarları, ardı görülmez kapıları vardı. Trenlerin durmadığı istasyonlar, haritaların boş bıraktığı kasabalar vardı. 

Dünya kapalıydı. İnsan biraz da bilmediği şeylerle yaşardı. 

Sonra ışık haddini aştı. Karanlığın fişi çekildi. Görünmemek yasaklandı.
Her şey görünür oldu. 

Evlerin içi, çekmecelerin dibi, açılmamış defterler, kapanmamış yaralar… İç çamaşırı, dış çamaşırı, yeni doğanın ilk nefesi, can verenin son hecesi, dul yatakların boş tarafı, ölülerin son fotoğrafı. 

İnsanlar bildirim vermeye başladılar. Tencerelerinden, yastıklarından, küslüklerinden, sevdalarından, gittiklerinden, döndüklerinden, günahlarından, sevaplarından. Hayatlarını sisteme yüklediler. Kendilerini ha bire güncellediler. Susarken bile sessizliklerini etiketlediler. 

Merak işsiz kaldı. 

İnsanın içindeki son karanlık odaya da bir lamba taktılar. Oysa gizem karanlığın içindeki ihtimaldi. Bir insanın gözlerine bakıp onun hakkında yanılabilmekti. Bir çocuğun cebinden çıkan taşın neden orada olduğunu bilmemekti. Sevdiğiniz birinin içinde, sizin hiçbir zaman giremeyeceğiniz küçük bir ülkenin bulunduğunu kabul etmekti. 

Şimdi ülkelerin sınırları var ama insanların yok.

Benden duymuş olmayın: Gizem öldü.
Cenazesine kimse gelmedi. Kendisi bile. 

Herkes canlı yayındaydı.

Önceki İçerikFilozof’ta bu ay ¨SANAT¨ var!
Sonraki İçerik“Güzel” öldü!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın