
Geçmişe dair bir şeyler anlatırken başkasından bahsediyormuşum gibi hissediyorum çoğu zaman. Sanki ben yaşamamışım anlattıklarımı, “ben ben” deyip durduğum kişinin hayatını bir yerlerinden tutup seyretmişim. O bir şeyler demiş ben duymuşum, o görmüş ben geçirmişim, o şahit olmuş ben hissetmişim. Hikâyesi kalmış gibi bana birinin. Biliyorum, yarın olacak, bugünü de hikâye edeceğim. Ben yazmamışım gibi. Okuyacağım sade.
Öyle ya, yaşarken fark edemediklerimizi geriye dönüp bakınca anlayabiliyoruz. İçindeyken hızına kapıldığımız günler, durduğumuzda nefes almaya başlıyor. Anlamlı hikâyelerimizi işte o zaman okuyabiliyoruz.
Mitch Albom’un hayatının en hızlı döneminde yaşadığı da tam olarak böyle bir duraklama. Eski hocasıyla yeniden kurduğu bağ, kendi hayatına dönüp bakmaya, hikâyesini fark etmeye itiyor onu.
Mitch, başarılı bir gazeteci. Yoğun bir takvimi, yetiştirmesi gereken işleri var. Derken bir gün, üniversite yıllarındaki hocası Mori Schwartz’ı televizyonda görüyor. ALS hastalığıyla yavaş yavaş sona yürüyen öğretmeni; hayat ve ölüm üzerine konuşuyor. Yıllar önce verdiği “irtibatı kesmeyelim” sözünü hatırlayan Mitch, her salı Mori’yi ziyaret etmeye başlıyor. Böylece bir ders dönemi daha açılıyor. Ama bu kez konu notlar, sınavlar değil; ölüm, korku, aile, pişmanlık, sevgi. Yani hayat! Yani hikâyeler. Yarım kalanlar, tamamlananlar, yaşanması istenmeyenler, bir şekilde başa gelip çekilenler.
Mori, Mitch’ten modern dünyanın başarı takvimine sıkışmış hayatını yavaşlatmasını istiyor. Daha çok kazanmayı değil, daha çok hissetmeyi öğütlüyor. Salı buluşmaları ilerledikçe, Mitch kendi iç sesini daha net duymaya başlıyor.
ABD’de yıllarca çok satanlar listesindeki yerini koruyan Öğretmenim Mori’yle Salı Buluşmaları, büyük fark edişlerin kitabı. Bir öğretmenin son dersleri, bir öğrencinin geç kalmış uyanışı. Ama belki de en çok, hepimizin ertelediği o konuşmanın kitabı bu. Sevdiklerimizle yapmadığımız sohbetlerin, “sonra ararım” deyip geçiştirdiğimiz anların, hızla geçip giden günlerin. Başkasının değil, özbeöz kendi hikâyelerimizin.
Öğretmenim Mori’yle Salı Buluşmaları
Yazar: Mitch Albom
Orijinal Adı: Tuesdays with Morrie
Çevirmen: Burcu Gezek Harbert
Boyner Yayınları | 191 Sayfa
Satırdan Sahneye
Duyguların Rengi
Kathryn Stockett’ın New York Times çok satanlar listesinde uzun süre zirvede kalan romanından uyarlanan Duyguların Rengi (The Help), 1960’ların Mississippi’sinde siyahi hizmetçilerin hayatlarına odaklanıyor. Genç bir yazar ile iki cesur kadının başlattığı gizli yazı projesi, şehirdeki katı ırkçı düzeni sarsıyor. Alışılmadık bir dostluğa dönüşen bu dayanışma, sınırların çoğu zaman aşılmak için var olduğunu hatırlatan dokunaklı bir hikâye sunuyor.
Kapak Güzeli

Stuart Dybek’in seçme öyküleri için sanatçı Marion De Man ve tasarımcı Suzanne Dean birlikte çalıştı. Kapaktaki her kırık kalem, yeni bir cümlenin ve başka bir ihtimalin işareti.
Sayfa Arkası
Çevirmen: Bir metni yalnızca başka bir dile değil, başka bir kültüre taşır. Kelimeleri birebir çevirmekle yetinmez; yazarın sesini, ritmini ve duygusunu korumaya çalışır. Okurun, metni “çeviri” olduğunu unutarak okuyabilmesi onun başarısıdır.
Ne Var Ne Yok?
Agatha Christie’nin ikonik dedektifi Miss Marple, Murder at the Grand Alpine Hotel adlı yeni bir romanda yeniden hayat buluyor. Yazar Lucy Foley’nin kaleminden çıkacak bu yeni Miss Marple hikâyesi, Eylül 2026’da yayımlanacak ve 50 yıl sonra ilk kez Agatha Christie mirasını sürdürecek. Türkçe çevirisi için ne kadar bekleyeceğimiz ise şimdilik meçhul.



















