
Bazı isimler öyle büyür ki, etraflarındaki herkesi gölgede bırakır. Onlarla aynı sofraya oturanlar, aynı evi paylaşanlar, aynı hayatı omuzlayanlar bile zamanla bir dipnota dönüşür. Tarih, ışığı sever; en parlak yere çevirir yüzünü. Geri kalanları ise loşta bırakır. Kadınları çoğu zaman, çocukları… Yani bekleyenleri, emek verenleri, acıyı taşıyanları…
Yalnızca tarihin, eski zamanların meselesi değil bu aslında. Bugün de birinin başarısını anlatırken o başarının ardında duran hayatları kolayca unutuyoruz. Birinin aldığı yolu, ulaştığı yeri konuşuyoruz; ama o sırada kimin yol gözlediğini, kimin sessizce eksildiğini sormak aklımıza gelmiyor. Parlayan isimlerin etrafında, adı anılmayan küçük hayatlar birikiyor. Ve bazen asıl hikâyeler, tam da oralarda duruyor.
Maggie O’Farrell’in Hamnet’i, tarihin dipnotuna düşülmüş bir hayatı merkeze alarak başlıyor. Sahneleri, dizeleri, oyunları yüzyıllardır konuşulan o büyük ismi geri çekiyor; etrafında sessizce dönen hayatı sahnenin ortasına alıyor. Bu kez ezber ettiğimiz yeni bir isim var: Agnes!
Artık sadece birinin karısı, birinin gölgesi, bir soy ağacının sessiz halkası değil Agnes. Kendi sezgileri, çocukluğu, bilgeliği, doğayla kurduğu tuhaf ve derin bağ, anneliği ve acısıyla bu kez kendi hikâyesinin merkezinde duruyor. Ve sonra bu hikâyenin ortasına bir ateş düşüyor: Hamnet’in ateşi. Agnes’in ikiz çocuklarından erkek olanı o. 11 yıllık kısacık hayatı, annesinin kalbinde bitmek bilmez bir yankıya dönüşüyor. Gidişinden sonra ev aynı ev, sesler aynı sesler değil artık. Hamnet’in yokluğunun açtığı boşluk, hayatı bütünüyle ele geçiriyor.
Agnes’in kocasının, yani Shakespeare’in adı yüzyıllardır sahneleri dolduruyor, evet. O’Farrell’in Hamnet’i ise o sahnenin arkasındaki loş odaya sokuyor bizi. Alkış yok orada, replik yok, kalabalık yok. Herkesin derdine şifalar bulup kendi çocuğuna yetişemeyen bir annenin eli ve yıllar sonra babasının kaleminde “Hamlet” diye yankılanacak bir çocuğun gidişi var.
Hamnet, masalla gerçeğin birbirine değdiği yerde duran, acıyı incelikle taşıyan bir roman.
HAMNET
Yazar: Maggie O’Farrell
Orijinal Adı: Hamnet
Çevirmen: Kıvanç Güney
Domingo Yayınevi | 304 Sayfa
Satırdan Sahneye
HAMNET
Maggie O’Farrell’in çok ses getiren romanı Hamnet, Chloé Zhao’nun yönetmenliğinde sinemaya uyarlandı. Jessie Buckley’nin Agnes performansıyla öne çıkan film, Shakespeare’in oğlunun kaybını bir annenin yasına odaklanarak anlatıyor. 2025’te gösterime giren yapım, ödül sezonunda dikkat çekerek Oscar’da önemli adaylıklar kazandı ve Buckley’ye “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü getirdi. Sessizliğin, kaybın ve görünmeyen bağların hikâyesi bu kez beyaz perdede yankılanıyor.
Kapak Güzeli

Tekdüze, sıkışmış bir yüzeyden açılan parlak sarı bir kapı… Tasarım, metnin merkezindeki “başka bir dünya” fikrini tek hamlede görünür kılıyor. Jon Gray imzası taşıyan kapak, sadelikle merakı buluşturuyor.
Sayfa Arkası
Forma: Kitap sayfaları matbaada tek tek basılmaz. Önce büyük bir kâğıdın üzerine birden fazla sayfa, özel bir sırayla yerleştirilir. Bu büyük kâğıt basıldıktan sonra katlanır. Katlanınca sayfalar doğru sıraya girer. İşte bu katlanmış sayfa grubuna “forma” denir.
Ne Var Ne Yok?
“Bursa Tanpınar Yılı” kapsamında düzenlenen Ahmet Hamdi Tanpınar Roman Ödülü’nün 2026 kısa listesi açıklandı. Farklı anlatım biçimleri ve temalarıyla öne çıkan eserler, çağdaş Türk edebiyatının çeşitliliğini gözler önüne seriyor.
Kitap Evleri
Tianjin Binhai Kütüphanesi
Dalgalı raflarıyla dev bir göz formu oluşturan Tianjin Binhai Kütüphanesi, fütüristik mimarisiyle kitapları şehir hayatının ortasında etkileyici bir görsel deneyime dönüştürüyor.
















