
İyilik, inanç ve fedakârlık gibi değerleri çocuklarınıza hatırlatmanın eğlenceli bir yolunu arıyorsanız, İran sinemasının çığır açan yönetmenlerinden Mecid Mecidi’nin en önemli eserlerinden biri olan Cennetin Çocukları‘nı kaçırmamalısınız. Aynı coğrafyayı ve inanç kodlarını taşıdığımızdan olsa gerek, ünlü yönetmenin filmlerindeki hayatlar bize hiç yabancı değil.
Mecid Mecidi sineması, şiddet ve gürültüden uzak bir sinema. Seyirciye kurgusal illüzyonlar sunmak yerine, kendi özgün dilini bulmuş bir yönetmen ve senarist o. Mecidi filmlerinde çatışma olmamasını eleştirenlerin asıl itiraz ettiği nokta, bana kalırsa onun manevi değerleri merkeze alması.
Filmin Konusu
İran’ın kenar mahallelerinden birinde yaşayan dokuz yaşındaki Ali, kardeşi Zehra’nın tamire götürdüğü ayakkabısını yolda kaybeder. Tüm aramalarına rağmen ayakkabıyı bulamaz ve ağlayarak eve döner. İki kardeş, durumu babalarından saklamaya karar verir; çünkü babalarının yeni ayakkabı alacak parası olmadığı için üzüleceğini düşünmektedirler. Ali’nin ayakkabıları da çok eskimiştir; ancak bir çözüm bulana dek onları dönüşümlü olarak giyeceklerdir. Planlarına göre, Zehra okul çıkışında koşup abisine ayakkabıları verecek, ardından terlikleriyle eve dönecektir. Sıkıntılı günlerin ardından, okullar arası bir yarışma duyurulur. Yarışmada üçüncü olana spor ayakkabısı verileceğini öğrenen Ali, çok sevinir. Üçüncü olmak için elinden geleni yapmaya karar verir.
İyilik ve Fedakârlık
Serin avlulu müstakil evlerinde yaşayan bu ailenin mütevazı ve onurlu hayatı, izleyiciye huzur veriyor. Filmi izlerken şunu düşünüyorsunuz: İyilik ve fedakârlık, insanı cennete götüreceği gibi cenneti dünyaya da getirebilir.
Mecidi, filmlerinde fakirliği utanılacak bir şey değil, hayatın gerçeği olarak sunuyor. Cennetin Çocukları‘nda da etkileyici olan, fakirliğe rağmen değerlerinden taviz vermeyen bir aile. Mecidi, insanın derin duygularının ve cevherlerinin sıkıntı içindeyken ortaya çıkacağını büyük bir ustalıkla gösteriyor.
İrfan Sineması
Çocukların masum ve tertemiz enerjisini çok önemseyen İranlı yönetmen, filmlerini çekmeden önce çocuklarla uzun süre vakit geçirir, onları gözlemler. Bilmektedir ki çocuk dili evrenseldir. Hemen bütün filmlerinde çocuklar başroldedir ve hikâyelerini çocuk doğallığının gücüyle anlatır.
Kendi sinemasını “irfan sineması” olarak tanımlayan Mecidi, sanatın iyiliğe hizmet etmesi gerektiğini savunuyor. Şairane bir atmosferle gerçekçiliği birleştiren Cennetin Çocukları, İran sinemasından Oscar’a aday gösterilen ilk film olma özelliğini taşıyor ve hâlâ sadeliğin ihtişamını güçlü bir şekilde hatırlatmaya devam ediyor.
Orijinal Adı: Bacheha-ye aseman (1997, İran)
Türü: Dram
Yönetmen: Majid Majidi
Senaryo: Majid Majidi
Oyuncular: Reza Naji, Mir Farrokh Hashemian, Bahare Seddiqi, Nafise Jafar-Mohammadi, Dariush Mokhtari
Müzik: Kayvan Jahanshahi
Süre: 1 saat 28 dakika
IMDb Puanı: 8,2/10
Kamera Arkası
Kendi çocukluğundan ilham alan ünlü yönetmen, Cennetin Çocukları‘nın senaryosunu bitirdikten sonra iki yıl boyunca filmi çekebilecek bir yapımcı aramıştır. Bu süreçte kapısını çaldığı hemen her yapımcı, efsanevi filmin hikâyesini “çok basit” bulmuştur.
Replik
– Bisütun Dağı’nı Ferhat delmedi.
– Biliyorum.
– Kim deldi?
– Aşk deldi. Şirin’in aşkı.
(Behzad, Rüzgâr Bizi Sürükleyecek, 1999)




















Serin avlulu müstakil evlerde çocuk masumlugu ve sadeliğinde derin duygulara ne çok ihtiyacımız olduğunu hatırlattıniz. Teşekkürler Zeynep hanım.