
Seyir Defteri
Her kalp, kırıldığında iyileşmenin bir yolunu arar. Kimi zaman kişiler veya mekânlar, kimi zaman da sözler ya da yemekler kalbe şifa olabilir. Bu yıl Özbekistan’ın tarihî şehri Buhara’da gerçekleşen bir sanat bienali, tam da bu noktaya temas ediyor: “Kırık Kalpler İçin Tarifler.” Başlığı sizi yanıltmasın. Bu bir yemek kitabı değil. Ama her ziyaretçi, kalbine iyi gelen bir şeyle dönüyor: Bir sanat eseri, bir sohbet, belki bir kaşık sıcak çorba…
Sanatla Gelen Şifa
Kalbimiz kırıldığında, içgüdüsel olarak iyileşmeye yöneliriz. Kimimiz taş oyar, kimimiz şiir yazar, kimimiz bir melodinin içinde kaybolur. En kırılgan olduğumuz zamanlarda bile sanatın iyileştirici gücüne tanıklık ederiz. İşte Buhara Bienali de bu şifayı sanatla sunuyor. 2025’te ilk kez düzenlenecek olan etkinlik, Diana Campbell küratörlüğünde, dünyanın dört bir yanından sanatçıları, şefleri, müzisyenleri ve mimarları bir araya getiriyor. Amaç, kalbin hem mecazi hem de gerçek yaralarına temas edebilmek.
Bienalin ev sahibi Buhara, öylesine bir şehir değil. 10. yüzyılda İbn Sina gibi düşünürlerin yetiştiği; tıbbın, felsefenin ve kültürün beşiği sayılan bu topraklar, sahip olduğu zengin mirası çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumlamayı hedefliyor.
Geleneğin Yeniden Keşfi
Bienal yalnızca bir sanat etkinliği değil; aynı zamanda Buhara’nın kalbindeki tarihî ve kültürel değerleri yaşatmayı, onları modern yaşamla buluşturmayı amaçlıyor. Şehrin kolektif hafızasını ve ruhunu besleyen bir alan sunuyor. Buhara Kültür Bölgesi sınırları içindeki tarihî bir alanda gerçekleşen etkinlik; Türkiye, Filistin, Pakistan, Lübnan gibi zengin kültürel mirasa sahip Orta Doğu ülkelerinin yanı sıra Güney Afrika, Kanada, İsveç, Fransa ve Güney Kore gibi farklı coğrafyalardan sanatçıları da ağırlıyor. Bu yönüyle kültürler arası bir köprü kurma görevini de üstleniyor.
Kalbimiz Hafif, Karnımız Tok!
Bienalde mutfak sanatları da önemli bir yer tutuyor. Buhara, yerel olsun evrensel olsun, bütün şefleri zanaatlarını sergilemeye davet ediyor. Yemek demişken; Özbek mutfağının en bilinen yemeği olan palovun, İbn Sina tarafından kırık kalpleri onarmak için reçete edildiğini biliyor muydunuz? Evet, aşk acısına çare aranırken palov ortaya çıkmış. Bienalin ilk edisyonu, 5 Eylül – 20 Kasım 2025 tarihlerinde gerçekleşecek.
Moda İkonu

Trençkotun Hikâyesi
Trençkot, bugün dünyanın dört bir yanında tercih ediliyor. Zamanla yüzlerce farklı trençkot modeli üretilse de ilk tasarım her zaman en dikkat çekici oldu. Bu ikonik giysi aslında ilk olarak savaşta giyilmek üzere tasarlandı. Geniş yakalar, çift düğmeler, diz hizasına kadar uzanan etek boyu, göğüs ve sırtta yer alan ekstra kumaş parçaları işlevsel detaylardı.
Tarihi 19. yüzyıla uzanan trençkot, ünlü tasarımcı Thomas Burberry tarafından, Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasından yaklaşık on yıl önce geliştirildi. Burberry, trençkotun tasarımından önce, su geçirmeyen ve terletmeyen özel bir kumaş olan gabardini icat etti. Başlangıçta “Tielocken” olarak adlandırılan bu palto, ordu kullanımı için geliştirildi. Burberry, savaş koşullarına uygun hâle getirmek adına cekete D halkalı kemer, tabanca kapağı, rütbe göstergesi olarak apolet ve fırtına kalkanı gibi detaylar ekledi.
O dönemde bu şık ve fonksiyonel paltolar sadece subaylar tarafından giyiliyordu. Kısa etek boyu sayesinde suyu çekmez ve fazladan ağırlık yapmazdı. Zamanla bu giysi “trençkot” adıyla anılmaya başlandı. Savaş sonrası dönemde trençkotlar sivillerin ve kadınların da ilgisini çekti. Özellikle Humphrey Bogart’ın Casablanca ve Audrey Hepburn’ün Tiffany’de Kahvaltı filmlerinde trençkot giymeleri, bu parçayı zamansız bir stil simgesi hâline getirdi.
Artık minimal bir dış giyim parçası hâline gelen trençkot, her sezon farklı yorumlarla moda sahnesindeki yerini alıyor. 2025 koleksiyonlarında ise oversize kollar, asimetrik kesimler ve farklı renk seçenekleriyle öne çıkıyor.
Gurme

Közde Somon
Turuncu somon balıkları, odun ateşinde, sıklıkla ahşap levhaya sabitlenerek yavaş yavaş pişirilir. O andan sonra dışı çıtır ve odun kokulu, içi sulu bir lezzet şöleni başlar. Bu lezzet, gününüzü beş dakikalığına güzelleştirebilir.
“Bunu evde yapamaz mıyım?” diye soracak olursanız işte size bir tarif: Öncelikle somonu sabitleyeceğiniz tahtaya ihtiyacınız var. Ağaç türünün sedir olmasına ve herhangi bir malzeme ile kaplanmamış olmasına dikkat edin. Pişirme işleminden önce tahtayı suya daldırıp iyice su çekmesini sağlayın.
Somonu tuz, karabiber, şeker ve biberiye ile marine edin. Bir saat dinlendirin. Daha sonra derili tarafı tahtaya değecek şekilde yerleştirin. Mangalın kenarına otuz derece eğimle tahtayı dikin veya fırında yatay olarak dışı kızarana kadar pişirin. Tadı damağınızda kalacak közde somonunuz hazır.
Nereye Gitsek

Bosna Hersek
Bosna Hersek deyince herkesin gözünün önüne masalsı Mostar Köprüsü gelir. Ardından minik mide gurultuları Boşnak böreğini akıllara getirir. Peki, en güzel börek nerede yenir? Bosna’da Mostar Köprüsü dışında gezilecek başka hangi mekânlar var? Bosna Hersek gezinize başlamadan önce size harika önerilerimiz var. Ülkenin en çok turist alan şehri Saraybosna. Tarihî köprüler, camiler ve sebiller ile bezeli bir ülke. Sokaklarında yürürken Osmanlı dönemine dair izler görebilir, Türkçe konuşan Boşnaklara rastlayabilirsiniz.
Başçarşı: Saraybosna’da ilk rotamız Başçarşı. Burası Saraybosna’nın en hareketli bölgesi. Bu tarihî çarşı, Osmanlı döneminden beri varlığını sürdürüyor. Çarşının ortasında yine Osmanlı döneminden kalma göz alıcı bir sebil yer alıyor. Bu sebil Saraybosna’nın aynı zamanda simgesi… Seneler önce buraya Bosna Beylerbeyi Gazi Hüsrev Bey tarafından han, medrese ve imareler inşa edildi. Gazi Hüsrev Bey’in de türbesinin yer aldığı Gazi Hüsrev Bey Camii her vakit minarelerinden okunan ezanları ile çarşıya bambaşka bir atmosfer katıyor.
Bakırcılar Sokağı: Bakırcılar sokağı muhteşem bir tarihî görünüme sahip. Geleneksel zanaatın göz kamaştıran güzelliği sokak boyunca devam ediyor.
Princip Köprüsü: 16. asırdan bu yana Miljacka Nehri’ni izleyen Princip Köprüsü, hem Osmanlı hem de Avusturya dönemine tanıklık etmiş tarihî bir yapı.
Umut Tüneli: Bosna savaşında gıda yardımı, cephanelerin şehre ulaşması ve insanların tahliyesi için inşa edilen 800 metre uzunluğundaki Umut Tüneli de Saraybosna’da yer alıyor.
Mostar: Saraybosna’dan sonra, ikinci durak ismini Mostar Köprüsü’nden alan Mostar şehri. Bu şehrin en ikonik yeri Neretva Nehri üzerine 16. yüzyılda inşa edilen Mostar Köprüsü. Üzerinde binlerce hikâye barındıran köprü 24 metre yüksekliğinde ve 30 metre uzunluğunda. Köprü, 1993’te Bosna savaşında kullanılamaz hâle geldi. Ancak 2004 yılında nehirden çıkarılan orijinal taşlarla yeniden restore edildi. Bir sene sonra da UNESCO Dünya Mirasları Listesine alındı.

Ne Yesek?
Bu şehir, Boşnak mutfağının en leziz örneklerini sunuyor. Izgarada pişen Cevapi, çıtır çıtır Pite, sarımsaklı yoğurtla sunulan Klepe… İçinizi ısıtacak bir tabak Bosanski Lonac ya da zarif bir Bey Çorbası arıyorsanız doğru yerdesiniz. Tatlı olaraksa sütlü ve hafif Trileçe, sofranın yıldızı olmaya aday.

Ne Alsak?
Eve dönerken yanınıza biraz kültür de almayı unutmayın: Mis kokulu dibek kahvesi, rengârenk baharatlar, zarif işlemeli gümüşler ya da otantik bir yöresel kıyafet, sevdiklerinize güzel birer armağan olabilir.
Genç Portreler

Tesla’da Genç Bir Mühendis: Nalan Zehra Çarpan
Merhaba! Ben Nalan Zehra. Rusya’da doğdum, Bangladeş’te büyüdüm. Sonra rotamı Kanada’ya çevirdim ve Waterloo Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği okudum. Şimdi ise California’dayım. Hayalini kurduğum şirkette, Tesla’da, mühendis olarak çalışıyorum.
Fakat bu hiç kolay olmadı! Yeni dillere, kültürlere alışmak zaman aldı. Ama her adımda dua etmeyi, sabretmeyi ve vazgeçmemeyi öğrendim. Okul dışında gönüllü projelerde yer almak, kamplar düzenlemek ve genç kardeşlerime ablalık yapmak bana hep güç verdi.
Hayatımın dönüm noktası ise Tesla’daki stajımdı. Defalarca başvurdum; reddedildim. Ama pes etmedim. Mülakat alana kadar e-postalar attım ve kendimi geliştirmeye devam ettim. Sonunda kabul edildim ve şimdi temiz enerji üretimi üzerine büyük bir projede çalışıyorum.
Yeni bir ülkeye taşınmak, bilinmeyen bir işe başlamak bazen göz korkutucu olabilir. Ama sizi evinizde hissettiren insanlar varsa, ki çok şükür her yerde var, her şey daha kolay hâle geliyor.
Nalan’ın Tavsiyesi: Hedeflerinizi yüksek tutun. Elinizden gelenin en iyisini yapın. Gerisini gönül rahatlığıyla Allah’a bırakın ve dua edin. Ve… Bir gün yolunuz California’ya düşerse, mutlaka bana uğrayın! Demli çayım da var, muhabbetim de!



















